eğitim-iş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eğitim-iş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Eylül 2013 Perşembe

12 EYLÜL FAŞİZMİ DEVAM EDİYOR

Eğitim-İş Çanakkale Şube Başkanı Ahmet Bozdemir “12 Eylül 1980’de ülkemizde gerçekleştirilen ABD güdümlü askeri darbenin ardından 33 yıl geçti. Her geçen gün darbenin arkasındaki sis perdesi aydınlanmakta; darbenin asıl mağdurları ile darbenin yarattığı yeni düzenden kimlerin beslendiği teker teker ortaya çıkmaktadır” dedi. Bozdemir şunları söyledi; “Devletin idari organlarının, darbecilerin gölgesinde yapılandırıldığı, yaklaşık dokuz yıl süren bu dönemde; partiler feshedilmiş, birçok siyasi parti lideri gözaltına alınmış ve yargılanmıştır. Atatürk’ün büyük bir özveriyle Cumhuriyet değerleri üzerine kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi, Türk Dil Kurumu ve Tarih Kurumu gibi çok sayıda kurumun kapatıldığı bu süreç, Atatürkçü düşüncenin en fazla zarar gördüğü, çok sayıda Atatürkçü aydın ve düşünürün zindanlara atılarak yıpratıldığı dönem olarak tarihe geçmiştir.
12 Eylül’ün oluşturduğu korku düzeninin izleri günümüzde mevcut siyasi iktidar döneminde sürdürülmektedir. Darbenin izlerinin silinmesi konusunda sarf edilen sözlerin yerine getirilmediği görülmektedir. 12 Eylül 2010 tarihinde gerçekleştirilen anayasa değişikliği paketinde, en büyük propagandayı 12 Eylül darbesini gerçekleştirenlerin yargılanacağı üzerinden yapan AKP iktidarı, bugüne kadar bu vaadini gerçekleştirmemiş,  tam tersine 12 Eylül darbesine karşı duranları cezalandırarak kendi 12 Eylüllerini yaratmışlardır. 12 Eylül 2010 referandumunda anayasada yapılan değişikliklerin halkı aldatmaya yönelik olduğu anlaşılmıştır. Demokrasimiz önünde engel teşkil eden YÖK, zorunlu din dersi, seçimlerde uygulanan yüzde 10 barajı, siyasi partiler yasası, daha yüzlerce yasa ve hukuk dışı uygulama, bugün hala varlığını korurken, bunlara yenileri eklenmiş, Devlet Güvenlik Mahkemeleri’ni aratacak Özel Yetkili Mahkemeler kurularak, ülkemiz adeta açık cezaevine dönüştürülmüştür. Bugün AKP iktidarının özlemini çektiği ve hedef olarak ortaya koyduğu biat eden “kindar ve dindar” gençlik projesi, 12 Eylül darbesinin bir sonucudur ve 4+4+4 Kesintili Zorunlu Eğitim Yasası ile de hayata geçirilmiş bulunmaktadır.12 Eylül Darbesi’nin Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersini Anayasada zorunlu hale getirilmesiyle AKP gibi partilere ortam hazırlanmıştır. 12 Eylül’ün getirdiği siyasi ortamdan beslenen AKP’nin, 4+4+4 yasasıyla eğitimi gericileştirmek için attığı adımların en önemlilerinden biri de birçok din temelli seçmeli dersin, ders çizelgelerine yerleştirilmesi olmuştur. Bu derslerle birlikte birçok okul, imam hatip okullarına dönüştürülerek, tekrar mektep-medrese ikilemi yaratılmıştır.  Böylece Öğretim Birliği Yasası rafa kaldırılarak, Cumhuriyet devrimleriyle hesaplaşmaya hız verilmiştir. Siyasi iktidarın ve Başbakan’ın “Ben yaptım oldu” anlayışına tepki olarak Gezi Parkı’ndan başlayarak yurt çapına yayılan meşru ve demokratik eylemlere katılanlara yönelik 12 Eylül dönemini aratmayan yöntemler ile sürek avı başlatılmış, binlerce vatandaşımız gözaltına alınmıştır. Polisin orantısız güç kullanımı nedeniyle hayatını kaybedenler olmuş, yüzlerce vatandaşımız ise yaralanmıştır. Ancak bilinmelidir ki, emperyalizmin diz çöktüremediği, 12 Mart ve 12 Eylül faşizminin susturamadığı bu halkı AKP hiç susturamayacaktır.  12 Eylül faşist yönetiminin oluşmasına neden olanları ve onların yarattığı düzenden bugün beslenenleri kınıyoruz. Topluma karşı suç işlemiş, işkencelerde ve idam sehpalarında insanların ölmesine neden olmuş darbeciler ve destekçileri hesap vermedikçe, ileri faşizmi örmeye çalışan siyasi iktidar, sandıkta hesap vermedikçe, Türkiye`de demokratikleşmeden bahsetmemiz mümkün değildir.”



                                                                                                                                                     

            

22 Ağustos 2013 Perşembe

MEB’İN ATATÜRK KARŞITLIĞI KONTROLDEN ÇIKTI

 Eğitim-İş Çanakkale Şube Başkanı Ahmet Bozdemir; “2013-2014 eğitim öğretim yılında okutulacak ders kitapları ile öğretmen kılavuz kitaplarının bir kısmı okullara teslim edildi. Ancak bu kitapların hazırlanmasında bazı yandaş yayınevleri tarafından yönetmeliğe uyulmadığı, İstiklal Marşı, Öğrenci Andı ve Atatürk posterine bilinçli olarak yer verilmediği tespit edilmiştir” dedi.
Bozdemir şunları söyledi; “Ders kitaplarının hazırlanması ile ilgili olarak MEB Ders Kitapları ve Eğitim Araçları Yönetmeliği’nin 8. maddesinin ç bendi 8 numaralı kısmında “ilköğretimin 1, 2 ve 3 üncü sınıflarına ait kitaplarda, yaprağın ön yüzünde Türk Bayrağı ile birlikte İstiklal Marşı'nın ilk iki kıtası; yaprağın arka yüzünde Öğrenci Andı; üçüncü yaprağın ön yüzünde Atatürk resmi ve resmin alt kısmında Mustafa Kemal Atatürk yazısı bulunur.” ibaresi yer almaktadır. Teslim alınan kitaplardan, Zambak Yayınlarınca basımı yapılan ilkokul 1. Sınıf Türkçe Öğretmen Kılavuz Kitabı’nda İstiklal Marşımız, Öğrenci Andı ve Atatürk posteri bulunmamaktadır. Daha önce Milli Eğitim Teşkilatını düzenleyen mevzuattan Atatürk’ü tamamen silen, ulusal bayramların kutlanmasına yasak getiren, ders kitaplarından Atatürk İlke ve İnkılaplarına uygunluk koşulunu kaldıran MEB’in, Atatürk karşıtlığı kontrolden çıkmış bulunuyor. AKP’nin geçmiş dönem politikalarının devamı olan bu uygulama, siyasi iktidarın Türk ulusuna Atatürk’ü unutturarak, ulusal kimliği yok etme amacının bir parçasıdır.
Atatürk ve laiklik karşıtı olduğunu bir kez daha tescillemiş olan AKP, bu çirkin uygulamalarla, Atatürk'ün ulusun kalbindeki yerini yok edemeyeceğini asla unutmamalıdır.
Yandaş basımevleri tarafından yönetmeliğe aykırı bir şekilde, Atatürk ve ulusal değerler yok sayılarak basılan ve okullara gönderilen bu kitaplar acilen Milli Eğitim Bakanlığı tarafından geri çekilmeli ve adı geçen basımevi hakkında gereken yasal işlemler yapılmalıdır.
Onbinlerce yurtsever öğretmenin ve eğitim çalışanlarının güç verdiği, her geçen gün katlanarak büyüyen Eğitim-İş, Atatürk'ün manevi şahsiyetiyle ilgili olarak gösterdiği özel hassasiyetle, üzerine düşen sorumlulukların gereğini, sarsılmaz bir kararlılıkla yerine getirmeye devam edecektir.”
                                                                                                               

6 Ağustos 2013 Salı

DİKTATÖRLÜK MAHKUM DEMOKRASİ YAKIN

EĞİTİM-İŞ Çanakkale Şube Başkanı Ahmet Bozdemir ; "Demokrasi Ve Cumhuriyet Sevgisinin Bedelini Özgürlükleri Ile Ödeyenlerin Suçlu Olmadığını AKP’liler De Biz De Çok Iyi Biliyoruz Ve Çok Yakın Bir Zaman Da Hepsinin Özgürlüklerine Kavuşacaklarını Da. Sırf Kendilerine Muhalif Oldukları Için Yurtseverlere Devlet Gücüyle Zulmederken; Anayasal Düzeni Yıkmak Için Oluk Oluk Kan Döken Terör Örgütünü Omuzlarına Alanlar Ektikleri Rüzgarı, Demokrasinin Sağlıklı Işleyeceği Bir Sistemde “Fırtına” Olarak Biçecektir" dedi. Bozdemir açıklamasında şu ifadelere yer verdi; "Kamuoyunda “Ergenekon Davası” olarak bilinen ve baştan sona AKP’nin yönlendirmesiyle sürdürülen siyasi davanın karar duruşmasında cezalar açıklandı. Tamamen siyasi olan bu davada, ülkemizin aydınları, gazetecileri, yazarları, siyasetçileri, milletvekilleri, askerleri; varlığı kanıtlanmamış bir örgüte üye olmakla suçlandılar ve ceza aldılar.

AKP muhalifi oldukları için yıllardır günahsız Silivri zindanında ömür çürüten gözü pek vatanseverlere beraat verilmesini beklemiyorduk elbette. Demokrasinin askıya alındığı dönemlerde, muhaliflerin sırf muhalif oldukları için yargılandığı davalarda adaleti tecelli ettirme kaygısı güdülmez. Aksine, toplumu korkuyla zapt etme arayışının ürünü olan bu tür davalarda adaletin değil, intikamın peşinde olunduğu mesajı son derece görkemli bir şekilde sunulur. Bu davalarda şekil kitaba uygun olsa da, esas ne kitaba ne de vicdana uygundur.

Halkın adaleti yerine “devlete egemen olanların adaletini” sağlamak için kurulan DGM’nin, isim değiştirmiş hali olan Özel Yetkili Mahkemeler eliyle yapılan yargılama ve verilen cezalar toplum vicdanında derin yaralar açmıştır.

AKP’nin ve savcıların, Ergenekon adını verdiği sözde terör örgütünün varlığını kanıtlayan delilleri, eğer gerekçeli kararda görürsek mahkemeyi de AKP’yi de ayakta alkışlayacağız. Delil bir yana “emare” düzeyindeki bulgular dahi olsa kabulümüzdür, tüm önyargılarımızı bir kenara atarak sözümüzü tutacağız. Genç yaşlı masum bedenleri diri diri Sivas’ta yakanlara kol kanat gerenlerin “Sivas’ın günahını, Sivas için gözyaşı döken yurtseverlerin üzerine yıkma girişimin delili ya da emaresi olabilir mi? Ya da Cumhuriyet Gazetesi’ni var eden İlhan Selçuk’un ve Mustafa Balbay’ın Cumhuriyet Gazetesini bombalattığının delili ya da emaresi?...

Demokrasi ve cumhuriyet sevgisinin bedelini özgürlükleri ile ödeyenlerin suçlu olmadığını AKP’liler de biz de çok iyi biliyoruz ve çok yakın bir zaman da hepsinin özgürlüklerine kavuşacaklarını da. Sırf kendilerine muhalif oldukları için yurtseverlere devlet gücüyle zulmederken; Anayasal düzeni yıkmak için oluk oluk kan döken terör örgütünü omuzlarına alanlar ektikleri rüzgarı, demokrasinin sağlıklı işleyeceği bir sistemde “fırtına” olarak biçecektir.

Siyasi iktidar bilmelidir ki, hiçbir hukuksuzluk tarihte karşılıksız kalmamıştır ve bundan sonra da kalmayacaktır.


5 Haziran 2013 Çarşamba

Emekçiler meydanlardaydı


Emekçiler İş Bıraktı meydanlara indi. KESK ile DİSK, Eğitim-İş, Eğitim- Sen üyeleri meydanlara indi. 





Eğitim-İş üyeleri merkez ilköğretim okulu önünde bir araya geldi. KESK’e bağlı sendikalar ise 18 Mart İlköğretim Okulu önünde bir araya geldi.

Yaklaşık 1000 kişilik grup,  Cumhuriyet meydanına kadar sloganlar atarak yürüdü. Yürüyüş sırasında Taksim Gezi Parkı için düzenlenen gösterilerde meydana gelen olayları protesto etmek amacıyla da 'Hepimiz Çapulçu, Hepimiz Eşkıyayız', 'Her Yer Taksim Her Yer Direniş' sloganları da atıldı. Meydan da toplanan grup buradaki konuşmaların ardından olaysız şekilde dağıldı.