12 Eylül 2013 Perşembe

İŞKUR Hükümlülere İş Arama Teknikleri Semineri Verdi

Denetimi Serbestlik Müdürlüğünün hükümlüler için organize ettiği seminerlerin üçüncüsü  yapıldı. Çanakkale Çalışma ve İş Kurumu  İl Müdürlüğü tarafından Ticaret Borsası Konferans Salonu'nda haklarında koşullu salıverilmelerine 1 yıl veya daha az süre kalan denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle bırakılan iyi halli hükümlülere iş arama teknikleri ve kurum faaliyetleri hakkında bilgiler verildi.

İş ve Meslek Danışmanı Necati Günay Öztürk’ün verdiği seminerde, hükümlülerin iş arama süreçlerine katkıda bulunmak amacıyla, İŞKUR faaliyetleri, iş ve meslek danışmanlığı, iş arama becerileri ve öz geçmiş hazırlama hakkında bilgi verilip, katılımcıların soruları yanıtlanmıştır. İŞKUR İl Müdürlüğü, söz konusu seminerlere katkısını, belirlenmiş tarihlerde devam ettirecektir.


12 EYLÜL FAŞİZMİ DEVAM EDİYOR

Eğitim-İş Çanakkale Şube Başkanı Ahmet Bozdemir “12 Eylül 1980’de ülkemizde gerçekleştirilen ABD güdümlü askeri darbenin ardından 33 yıl geçti. Her geçen gün darbenin arkasındaki sis perdesi aydınlanmakta; darbenin asıl mağdurları ile darbenin yarattığı yeni düzenden kimlerin beslendiği teker teker ortaya çıkmaktadır” dedi. Bozdemir şunları söyledi; “Devletin idari organlarının, darbecilerin gölgesinde yapılandırıldığı, yaklaşık dokuz yıl süren bu dönemde; partiler feshedilmiş, birçok siyasi parti lideri gözaltına alınmış ve yargılanmıştır. Atatürk’ün büyük bir özveriyle Cumhuriyet değerleri üzerine kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi, Türk Dil Kurumu ve Tarih Kurumu gibi çok sayıda kurumun kapatıldığı bu süreç, Atatürkçü düşüncenin en fazla zarar gördüğü, çok sayıda Atatürkçü aydın ve düşünürün zindanlara atılarak yıpratıldığı dönem olarak tarihe geçmiştir.
12 Eylül’ün oluşturduğu korku düzeninin izleri günümüzde mevcut siyasi iktidar döneminde sürdürülmektedir. Darbenin izlerinin silinmesi konusunda sarf edilen sözlerin yerine getirilmediği görülmektedir. 12 Eylül 2010 tarihinde gerçekleştirilen anayasa değişikliği paketinde, en büyük propagandayı 12 Eylül darbesini gerçekleştirenlerin yargılanacağı üzerinden yapan AKP iktidarı, bugüne kadar bu vaadini gerçekleştirmemiş,  tam tersine 12 Eylül darbesine karşı duranları cezalandırarak kendi 12 Eylüllerini yaratmışlardır. 12 Eylül 2010 referandumunda anayasada yapılan değişikliklerin halkı aldatmaya yönelik olduğu anlaşılmıştır. Demokrasimiz önünde engel teşkil eden YÖK, zorunlu din dersi, seçimlerde uygulanan yüzde 10 barajı, siyasi partiler yasası, daha yüzlerce yasa ve hukuk dışı uygulama, bugün hala varlığını korurken, bunlara yenileri eklenmiş, Devlet Güvenlik Mahkemeleri’ni aratacak Özel Yetkili Mahkemeler kurularak, ülkemiz adeta açık cezaevine dönüştürülmüştür. Bugün AKP iktidarının özlemini çektiği ve hedef olarak ortaya koyduğu biat eden “kindar ve dindar” gençlik projesi, 12 Eylül darbesinin bir sonucudur ve 4+4+4 Kesintili Zorunlu Eğitim Yasası ile de hayata geçirilmiş bulunmaktadır.12 Eylül Darbesi’nin Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersini Anayasada zorunlu hale getirilmesiyle AKP gibi partilere ortam hazırlanmıştır. 12 Eylül’ün getirdiği siyasi ortamdan beslenen AKP’nin, 4+4+4 yasasıyla eğitimi gericileştirmek için attığı adımların en önemlilerinden biri de birçok din temelli seçmeli dersin, ders çizelgelerine yerleştirilmesi olmuştur. Bu derslerle birlikte birçok okul, imam hatip okullarına dönüştürülerek, tekrar mektep-medrese ikilemi yaratılmıştır.  Böylece Öğretim Birliği Yasası rafa kaldırılarak, Cumhuriyet devrimleriyle hesaplaşmaya hız verilmiştir. Siyasi iktidarın ve Başbakan’ın “Ben yaptım oldu” anlayışına tepki olarak Gezi Parkı’ndan başlayarak yurt çapına yayılan meşru ve demokratik eylemlere katılanlara yönelik 12 Eylül dönemini aratmayan yöntemler ile sürek avı başlatılmış, binlerce vatandaşımız gözaltına alınmıştır. Polisin orantısız güç kullanımı nedeniyle hayatını kaybedenler olmuş, yüzlerce vatandaşımız ise yaralanmıştır. Ancak bilinmelidir ki, emperyalizmin diz çöktüremediği, 12 Mart ve 12 Eylül faşizminin susturamadığı bu halkı AKP hiç susturamayacaktır.  12 Eylül faşist yönetiminin oluşmasına neden olanları ve onların yarattığı düzenden bugün beslenenleri kınıyoruz. Topluma karşı suç işlemiş, işkencelerde ve idam sehpalarında insanların ölmesine neden olmuş darbeciler ve destekçileri hesap vermedikçe, ileri faşizmi örmeye çalışan siyasi iktidar, sandıkta hesap vermedikçe, Türkiye`de demokratikleşmeden bahsetmemiz mümkün değildir.”



                                                                                                                                                     

            

Güzelyalı’da yazlık sinema gecesi


Güzelyalı Atölye Nar katılımcıları  ve Güzelyalı sakinleri eski günleri yad ettiler.

Önceki gece Atölye Nar’da toplanan atölye katılımcıları ve Güzelyalı sakinleri; çoluk, çocuk yazlık sinema keyfi yaşayarak, geçmişte kalan günleri yad ettiler. Yaklaşık otu kadar büyük ve oldukça kalabalık kızlı- erkekli bir grup oluşturan çocuklar Atölye Nar bahçesinde ‘Entel Köy Efe Köye’ karşı filmini izlediler.

Film gösterimi sonunda önümüzdeki günlerde de bir kez daha böyle bir buluşmayı gerçekleştirme dilekleri ile evlerine dağılan izleyiciler hem filmi beğendiklerini hem de böyle bir geceyi tekrar yaşadıkları için duydukları  mutluluğu dile getirdiler.

Gelecek yıl yaz aylarında daha planlı  ve programlı bir şekilde bu tür etkinlikleri planlayacaklarını  da sözlerine eklediler.

11 Eylül 2013 Çarşamba

POLİSLERİNİZİN GAZETECİLERE SALDIRISINI DURDURUN

Güvenlik görevlilerinin toplumsal olayları  izleyen gazetecilere saldırısı pervasızca devam etmekte, suç  işleyen bu görevliler cezalandırılmadığı, uyarılmadığı  için de bu hukuksuzluklarını sürdürmeye devam etmektedir.

Dün gece Ankara Tuzluçayır'da  yasaların öngördüğü gösteri ve yürüyüş hakkını kullanan halkın şiddet kullanılarak dağıtılması sırasında görev yapan gazeteciler polis tarafından darp edilmiş, görev yapmaları engellenmiştir.

Polisin saldırısına uğrayanlar arasında Evrensel Gazetesi ve Hayat TV muhabirleri Hasan Akbaş ve Birkan Bulut, Cumhuriyet Gazetesi Muhabiri Necati Savaş da bulunmaktadır.

İçişleri bakanı gazetecilerin görev yapmasını engelleyen, darp eden bu görevlileri derhal saptayarak gerekli yasal soruşturmayı yapmakla mükelleftir. Çünkü yapılan davranış basın özgürlüğünü engelleme ve görevi ihmal suçudur. Cezayı gerektirir.

Burada saldırıya uğrayan gazeteci arkadaşlarımız, ne eylemci ne meraklı vatandaş değil görev yapan kişilerdir.

ÇGD olarak, her yasal gösteriyi terör eylemi sayan güvenlik görevlilerinin gazetecilere yönelik bu hukuksuz tutumunu protesto ediyor, İçişleri Bakanını polislerin, sürekli hale gelen gazetecilere saldırılarını durdurmaya davet ediyoruz.

Kent Konseyi Meydanda buluşuyor

Çanakkale Kent Konseyi 13 Eylül Cuma günü saat 20.30'da Cumhuriyet Meydanında bir araya geliyor. Cumhuriyet Meydanında gerçekleştirilecek buluşmada Kent Konseyinin çalışmaları hakkında bilgi paylaşımı yapılacak.

Türkiye’de alanında ilk çalışma olma özelliğini taşıyan ve 14 maddeden oluşan “Çanakkale Kenti Seçmen Beyannamesi”nin önemi ve yerel seçim sürecinde "Beyanname"nin adaylara benimsetilmesi ve seçim sonrasında da takip edilecek yolla ilgili açıklamalar yapılacaktır. Kent Konseyince gerçekleştirilebilir bir beyanname hazırlandığını belirten Genel Sekreter Gülay Sarışen;  hazırlanan beyannamede yer alan hak, özgürlük, fırsat ve olanakların kentimizde yaşayan bütün bireylere; cinsiyet, yaş, köken, inanç, sosyal ve ekonomik durum ve politik ayrım gözetmeksizin, eşit olarak sağlanmasını ve uygulanmasını mutlaka istediklerini ve beklediklerini belirtmiştir. Seçimlerden sonra da yeni oluşacak belediye meclisi ve belediye başkanlığını da bu çerçevede takip edeceklerini ifade eden Sarışen, bunun için de çalışma gruplarının kurulacağını söylemiştir.

Genel Sekreter Gülay Sarışen, Kent Konseyinin Cumhuriyet Meydanı'nda geniş katılımla gerçekleştireceği bu genel kurul toplantısının bir nevi "seçmenlerin" mitingi olacağını ve Seçmen Beyannamesi'nin halkla paylaşım toplantılarının Kasım ayı sonuna  kadar farklı şekillerde sürdürüleceğini belirtmiş ve bir şölen havasında geçecek toplantıya "kendini bu kentin bir parçası hisseden herkesi" davet ediyoruz demiştir.  


BELEDİYENİZE DOKUNUN...

Bilgi teknolojilerine bağlı yaşanan değişimlere ayak uydurarak, teknolojik altyapısını da gün geçtikçe yenileyen Çanakkale Belediyesi'ne IOS veya Android işletim sistemli cep telefonlarını ve tablet bilgisayarlarını kullanarak 7 gün 24 saat dünyanın her yerinden ulaşmak mümkün olacak.

Çanakkale Belediyesi ile ilgili haberler, duyurular, iletişim bilgileri, yardım masası, şikayet-öneri sistemi, etkinlik takvimi ve kültür haberleri gibi daha bir çok başlığın yer alacağı uygulamaya apple store ve google play store´dan ücretsiz olarak ulaşabilirsiniz.

BAŞKAN GÖKHAN TEKNİK İNCELEMEDE...

Çanakkale Belediyesi'nin kent genelinde gerçekleştirdiği alt ve üst yapı çalışmaları devam ederken, Belediye Başkanı Ülgür GÖKHAN ise, çalışmaları düzenli olarak yerinde inceliyor.

Kent genelinde devam eden çalışmaları takip ettiği teknik inceleme gezilerine devam eden Başkan GÖKHAN, son olarak Atatürk Caddesi'nde devam eden üst yapı çalışmalarını yerinde inceledi. Kentin ana arterlerinden biri olan Atatürk Caddesi'nde Belediye kavşağından başlayarak Bölge Trafik mevkiine kadar devam edecek olan çalışmalar kapsamında cadde üzerinde devam eden çalışmaları inceleyen Başkan GÖKHAN, teknik ekipten de bilgi aldı.

Beraberindeki heyet ile birlikte tek şeritte devam eden yol yapım ve kaldırım döşeme çalışmalarını inceleyen Başkan GÖKHAN, Atatürk Caddesi'ne paralel olarak ara sokaklarda da sürdürülen çalışmaları takip etti, bilgi aldı.

AKP'nin oyunu tutmadı

AKP'nin Çanakkale'de oynadığı oyun tutmadı. MHP tabanının oylarını almak için sürekli MHP-AKP koalisyonu dedikodularını çıkartan AKP başarılı olamadı.

AKP'nin Çanakkale belediyesini kazanabilmek için yaptığı çalışmalar arasında olduğu öne sürülen AKP- MHP koaliasyonu iddiaları sona erdi. MHP tabanını bölmek için AKP ve partiye yakın isimler tarafından ortaya atılan ve gündemde tutulan dedikodular sona erdi. AKP'liler Çanakkale'de MHP tabanında istediği etkiyi alamadı. Partisine sahip çıkan MHP'liler AKP'lileri saf dışı bıraktı.

Bütün çabalarına rağmen istediğine ulaşamayan AKP tabanı da kendi seçmeniyle baş başa kaldı. AKP'liler şimdi önümüzdeki günlerde yapacakları çalışmalar için strateji belirliyorlar.  

7 Eylül 2013 Cumartesi

Toplum Mühendislerine ithaf olunur

Çanakkale Ziraat Bankası da T.C. ibaresini kaldırdı. Duyarlı Çanakkaleliler de T.C ibaresini geri koydular. Şimdi yeni bir tartışma başladı. Türkiye Cumhuriyeti yazarak vatan mı kurtarıyorsunuz? Burada önemli olan toplum hassasiyeti.  Toplum mühendisliği çalışması yapmayı bilenlere bu duyarlı davranışlar iyi bir yanıt oluyor. T.C. ibaresi ile elbette vatan kurtulmaz ama Toplumun hassasiyeti ortaya çıkar. Nasıl Rabia selamı ile Mısır’da kimse kurtulmuyorsa.

Toplumun sinir uçlarını test etmeyi iyi bilen Amerikalılar’dan bu işi en iyi öğrenen AKP’liler toplumdaki bazı değerleri test etmeyi sürdürüyor. Askerliği, şehitliği, tarihi, geçmişi, siyaset adamalarını, bilim adamlarını, topluma yararlı işler yapanları değersizleştirme çalışmaları süren bu ideolojideki kişiler uzun bir süredir de Türkiye Cumhuriyeti’nin kısaltması olan T.C. ibaresi üzerine yoğunlaşmış durumdalar. Elbette basından satılık kalemler, onların mensupları da bu konuya alkış tutuyorlar.

 Bunu üzerinden sürüp giden tartışmanın bir ucu da vatan kurtarmaya kadar gidiyor. İşte bu şekilde, bu ifadelerle,  T.C. ibaresini geri koyma isteklerini küçültmeye önemsizleştirmeye çalışıyorlar. Eskiden onlara da yapılmıştı ya ‘Türban, baş örtüsünü çıkarıp okusa ne olur önemli olan eğitim değil mi’ denilmişti. Şimdi sıra onlarda. Yani onlar öyle düşünüyor. Sıraları geldi. Ama bunların amacı bu ülkenin değerlerini küçültmeye, bitirmeye, yok etmeye odaklanmış durumda. Toplum bunu kabul etmiyor. Tepki veriyor. Vermeye de devam edecek. Tepki verenleri kategorize etmeye de çalışıyorlar. Onları da başkalarından kopartmaya çalışarak. Örnek olarak “Ulusalcı” diyorlar. Onları da diğer yakın oldukları görüşten isimlerden kopartıp küçültecekler. Ama bu çalışmada tutmayacak. 

Aslında bu olup bitenlere şu açıdan da bakabiliriz. Bu T.C. ibaresinden en çok rahatsız olanlar AKP’liler ve PKK’lılar. O nedenle ikisi arasında bir fark olmadığı hep söylenir durur. Bu tartışmalı bir konudur. Ama toplumun yargısı bu yönde. Birileri de bu yargıyı ön plana çıkartabilir. Çünkü bu karşıt görüş dışında toplum mühendisi yok mu bu ülkede. Elbette var.

Şimdi tutup birileri bu ibare kalkınca ne olur. Ya da geri konsa ülkemi kurtulur gibi bir şeyler eveler geveler. Bu ülkeyi kurtarma derdi olanlar elbette var. Ama kimden derseniz AKP’den kurtarmak isteyenler var.  Çünkü bu işleri bu ülkenin başına getiren bu siyasal iktidar. Toplumun bu kadar derdi varken T.C. ibaresi ile uğraşan bu iktidar. Her yerde savaş çığırtkanlığı devam ederken etrafımız düşmanla sarılmışken bu iktidar bu işlerle uğraşıyor. Çünkü toplum bütün yoksunluğuna bütün yorgunluğuna bütün baskılara rağmen değerlerini korumaya çalışıyor. Ne yapsalar olmuyor. Bir türlü toplum değerlerinden vazgeçmiyor. O zaman ne yapıyorlar “Durmak yok yola devam” ama toplumda dinamik. Gezi parkı, ODTÜ direnişi, Gökkuşağı rengindeki merdivenler. Toplum bir  yerde buluşmayı birleşmeyi iyi biliyor. Ama karşı tarafta toplumu bölme yolunda onları düşüncelerine, davranışlarına, göre sınıflandırmak içim hem kendileri hem de medyaları ile saldırı içerisindeler. Ama olmuyor olmayacak. Toplum kendi değerlerini geçmişten bugüne taşıdığı değerlerini koruyacak. Bazen birkaç kişi, bazen binler, on binler, milyonlar. Hep bir konuda bir değeri korumak için bir araya gelecek. Ve AKP,  onun gibiler hiçbir zaman istediklerine ulaşamayacaklar.

Çanakkale de toplumun ne kadar da dinamik olduğunun örneği yaşandı. Bakmayın siz yarın öbürgün yazılacak, konuşulacak olanlara. Onlar değerlerinden vazgeçmeyenleri aşağılamaya çalışacaklar, hor görmek için ellerinden geleni yapacaklar, ama başaramayacaklar. Zannediyorlar ki toplumda tek değerli olan şey onların düşünceleri. Ama öyle değil.  Toplum AKP’nin karşısında dim dik durmaya devam edecek.
Sonuç olarak AKP’liler ve yandaşları, taraftarları, AKP sayesinde karnı doyanlar,  toplumun değerleri ile uğraşmayın. Boş yere yormayın kendinizi. Bu toplumu daha ileriye götürecek çalışmalar yapın. Bu size en içten çağrımızdır. Bir şey daha vatan mı kurtulacak diyenler için. Vatanı kurtarmak için umarım siz ve iktidarınız çalışacaktır.


6 Eylül 2013 Cuma

AKP’liler Başbakan'la ters düştüler

AKP’li Çanakkale Belediye Meclis üyeleri meydan ismi konusunda Başbakan Erdoğan'la ters düştüler.
Meclis üyeleri son toplantıda adeta başbakan Erdoğan’a da karşı ifadeler ve söylemlerde bulundular.

Çanakkale Belediye Meclisinde iskeledeki meydanının ismi konuşulurken toplantıyı terk eden AKP’li meclis üyelerinin söyledikleri meydan isimleri duyanları şaşkına çevirdi.

AKP Çanakkale Belediye Meclis üyeleri İskeledeki meydanının isminin Tahrir olması yönündeki taleplerini toplantıyı terk ederken dile getirmeleri Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a isyan olarak yorumlandı.

Başbakan Erdoğan, konuşmalarında “Bizim ülkemizin meydanları, ikinci Tahrir olmayacak. Adeviyye ve Rabia olacak. Demokrasinin egemen olduğu meydanlar olacak” demişti.


Ancak Çanakkale Belediye Meclisinde AKP üyelerin Tahrir Meydanı talepleri ilginç bulundu. Yapılan yorumlarda meclis üyeliğinden umudunu kesen üyelerin bu yönde ifadelerde bulunarak tepkilerini dile getirmeye çalıştıkları ifade edildi. 

1 Eylül 2013 Pazar

Bülend Engin adaylığını açıklıyor


Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Engin adaylığını açıklayacak.
Çanakkale Belediye Başkanlığı için ismi geçen Bülend Engin’in adaylığını bu hafta içerisinde açıklayacağı öğrenildi.

Ancak Engin’in Çanakkale değil Biga belediye başkanlığına aday olacağı iddia edildi. Biga’da seçimi daha rahat kazanacağı ifade edilen Engin’in Belediye başkanlığına kesin gözüyle bakılıyor.


Geçtiğimiz günlerde bir köşe yazısı yayınlanan Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası basın danışmanı gönüllü İÇDAŞ savunucusu Levent Gürses de İÇDAŞ dışında bir yatırımın Biga’da ve Çanakkale'de kirliliğe neden olacağı iddiasında bulunmuştu. Gürses'in de yazısında belirttiği gibi hem Biga hem de Çanakkale'nin havasının korunması için Bülend Engin başkanlığındaki belediyenin daha yararlı çalışmalar yapacağı kulislerde dile getiriliyor.