Eğitim-Sen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Eğitim-Sen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Haziran 2013 Çarşamba

Emekçiler meydanlardaydı


Emekçiler İş Bıraktı meydanlara indi. KESK ile DİSK, Eğitim-İş, Eğitim- Sen üyeleri meydanlara indi. 





Eğitim-İş üyeleri merkez ilköğretim okulu önünde bir araya geldi. KESK’e bağlı sendikalar ise 18 Mart İlköğretim Okulu önünde bir araya geldi.

Yaklaşık 1000 kişilik grup,  Cumhuriyet meydanına kadar sloganlar atarak yürüdü. Yürüyüş sırasında Taksim Gezi Parkı için düzenlenen gösterilerde meydana gelen olayları protesto etmek amacıyla da 'Hepimiz Çapulçu, Hepimiz Eşkıyayız', 'Her Yer Taksim Her Yer Direniş' sloganları da atıldı. Meydan da toplanan grup buradaki konuşmaların ardından olaysız şekilde dağıldı.


1 Haziran 2013 Cumartesi

Çanakkale, Taksim Gezi Parkı İçin Tek Yürek Oldu

Çanakkale'de binlerce kişi AKP İl binası önünde toplanarak Taksim gezi parkında yaşanan olayları protesto ettiler. Hükümeti istifaya davet ettiler. AKP İl Binasını yumurta yağmuruna tuttular.

AKP İl binası önünde gerçekleştirilen protestoya çok sayıda sivil toplum örgütü Cumhuriyet Halk Partisi Çanakkale Milletvekili Serdar Soydan, İl Başkanı Hamza Karagöz, Merkez İlçe Başkanı Nejat Önder, İntepe Belediye Başkanı Alaattin Özkurnaz, Eğitim-Sen, KESK, DİSK, GENEL-İŞ sendikaları, Halk Evleri, Çanakkale Çevre Platformu, TGB, EMEP, Emek Gençliği, çok sayıda Çanakkaleli katıldı.





 Çanakkale çevre platformunun açtığı " Başka Olur Anadolu Baharı" pankartı büyük ilgi gördü.



Daha gün o gün değil... derlenip dürülmesin bayraklar... dinleyin duyduğunuz çakalların ulumasıdır.. safları sıklaştırın safları sıklaştırın çocuklar... bu kavga faşizme karşı bu kavga hürriyet kavgası"...  Nazım Hikmet'in hürriyet marşı'nın sözleri ile konuşmasına başlayan CHP Çanakkale Milletvekili  Serdar Soydan; "Demokrasi dediler önce demokrasiyi rafa kaldırdılar. Özgürlük dediler özgürlükleri kaldırdılar. Bağımsız yargı dediler yargıyı iki dudaklarının arasına aldılar. Buna da ileri demokrasi dediler. Batsın sizin ileri demokrasiniz. O diktatörün, o faşist diktatörün İstanbul valisi açıklama yapıyor. Diyor ki;  biz bunları biliyoruz. Ey diktatörün valisi sen bunları bilmezsin. Bunlar kim biliyor musun? Buradan İyi duy sesimizi. İyi  duy çünkü burada sesimizi bütün dünya bütün Türkiye duydu. Senin diktatörün de duyacak. Senin bunlar dediğin bundan  98 yıl önce Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde senin dedelerini boğaz gömenlerin torunlarıdır. Bunu iyi bil. Buradan barışın kentinden, kaz dağlarından bütün Türkiye'ye direnen herkese selam olsun. Şunu iyi bilsinler her gelişin bir gidişi, her çıkışın bir inişi vardır. Her diktatörün devrilişi vardır. Senden bunların hesabını soruncaya kadar silivri zindanlarının, tenceresini kaynatamayanların, emeklinin, asgari ücretlinin,  eziyet çekenlerin, üniversitede demokrasi istediği için, parasız eğitim isteyenlerin hesabını soruncaya kadar peşini bırakmayacağız. Ama senin ülkeden kacırtmayacağız. Her şeyin hesabını soracağız. Yolumuz açık olsun"dedi.











29 Nisan 2013 Pazartesi

EMEK, BARIŞ, ÖZGÜRLÜK ve DEMOKRASİ İÇİN 1 MAYIS’TA ALANLARDAYIZ


Eğiitm-sen Yürütme Kurulu, 1 Mayıs günü saat 13.00 da eski Salı Pazarında olacaklarını ifade ederek; "Eşitlikten, özgürlükten, barıştan, yana bir ülke ve dünya kurmak, kardeşliğin, adaletin ve dayanışmanın  hakim olduğu bir geleceği yaratmak için mücadelemize devam edeceğimizi tüm halkımıza duyuruyor, tüm emekçileri bir arada sesimizi yükseltmeye, sözümüzü söylemeye çağırıyoruz"denildi.
Çanakkale Eğitim Sen Yürütme Kurulundan yapılan açıklamada "İşçi sınıfının, emekçilerin uluslar arası birlik, dayanışma ve mücadele gününde, 1Mayıs Bayramında el ele, kol kola, omuz omuza alanlarda olacağız" denildi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi; "1 Mayıs 2013’te, dünyanın bütün işçileriyle, emekçileriyle, ezilenleriyle, yoksullarıyla, işsizleriyle, gençleriyle, öğrencileriyle, kadınlarıyla birlikte erkek egemen kapitalist sistemin sömürüsüne, baskısına karşı, emperyalizmin dünya halklarına saldırılarına karşı, emek için, barış için, eşitlik için, özgürlük ve demokrasi için sesimiz sokaklardan çığ gibi yükselecek. Kapitalist sistem yenidünya düzenini, her geçen gün, saldırılarını daha da yoğunlaştırarak, emperyalist işgallerini genişleterek oturtuyor, pekiştiriyor. Üretimi dönüştürme sürecini küresel çapta uyguladığı politikalarla tamamlıyor. Emperyalist işgallerin yeni biçimlerini taşeronları aracılığıyla dünya halklarına, Ortadoğu halklarına dayatıyor. Küresel sermayenin Türkiye’deki işbirlikçisi AKP sivil diktaya dönüştürdüğü iktidarında baskıyla, yasaklarla, gözaltılarla, tutuklamalarla dayatıyor vahşi uygulamalarını. Polisiyle, gazıyla, bombasıyla, copuyla, faşizan uygulamalarıyla halkın, işçilerin, emekçilerin sesini boğmaya devam ediyor. 2013 1 Mayıs’ında;  İşsizliğin kitlesel boyutlara ulaştığı,  Emeğin kazanılmış haklarının gasp edildiği,  Özel istihdam bürolarının kölelik büroları haline getirildiği,  Bölgesel asgari ücret uygulaması ile asgari ücretin düşürüldüğü,  Taşeronluğun, esnek, güvencesiz ve kuralsız çalışmanın “Ulusal İstihdam Stratejisi” adı altında yaygınlaştırıldığı, Grev yasaklarının yaygınlaşarak devam ettiği,  İşçi sınıfının önüne konulan barajları koruyan, yasakçı sendika yasasının dayatıldığı,  5 milyon işçinin TİS yapmasının engellendiği,  Kıdem tazminatının gasp edildiği,  Örgütsüz, güvencesiz, korumasız, güvenliksiz bırakılan işyerlerinde üst üste iş cinayetlerinin yaşandığı, milyonlarca işçinin ölümün kucağında çalışma koşullarına mahkûm edildiği,  “4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikalarında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile kamu emekçilerine anti demokratik çalışma ve yaşam koşullarının dayatıldığı,  4+4+4 “İlköğretim ve Eğitim Kanunu “ile eğitim sisteminde baskıcı, gerici uygulamaların dayatıldığı, eğitimin adeta bir kâbusa dönüştürüldüğü,  KESK, DİSK gibi sendikaların üye ve yöneticilerine yönelik gözaltı ve tutuklamaların gün be gün arttığı,  Bilimi ve tekniği halkın çıkarları için kullanan meslek odalarının işlevsizleştirilmek istendiği,  Halkın yoksullaştırıldığı,  Özelleştirme uygulamalarının had safhaya ulaştırıldığı,  Başta eğitim ve sağlık olmak üzere tüm kamusal hizmetlerin ticarileştirildiği,  Ortadoğu ve Suriye’de emperyalizmin işgal politikalarının taşeronluğuna soyundurduğu,  Gazetecilerin, avukatların, sendikacıların gözaltına alınıp tutuklandığı,  Sanat eserlerinin katledildiği, sanatın sansürlendiği,  Doğanın kar için talan edildiği, HES’lerle, nükleer santrallerle yaşam alanlarının yok edildiği,  Kentsel dönüşüm adı altında kentlerimizin yağmalandığı,  Kadın cinayetlerini artıran zihniyetin kol gezdiği,  Homofobik zihniyetin saldırılarını keskinleştirdiği,   İktidarın, halkların Barış ve demokrasi özlemini kendi seçim ve anayasa hesaplarına alet etmeye çalıştığı, bir ülke panoraması önümüzde duruyor. Oysa bizler, işçiler, emekçiler, işsizler, açlar, yoksullar, ezilenler, dışlananlar, gençler, kadınlar, eşcinseller, mühendisler, mimarlar, aydınlar, sanatçılar, emekliler, ayak takımı, baldırı çıplaklar, “Başka bir dünyanın mümkün olduğunu”  biliyoruz. Baskılar karşısında yılmadan direneceğimizi, teslim olmayacağımızı, boyun eğmeyeceğimizi haykırıyoruz."