Serdar Soydan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Serdar Soydan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ağustos 2013 Cuma

FESTİVAL COŞKUSU DEVAM EDİYOR...


50.Uluslararası Troia Festivali etkinlikleri üçüncü günde de hız kesmedi. Kentlilerin büyük ilgi gösterdiği etkinlikler gün boyu devam etti.

Festival kapsamında, Halk Bahçesi Telefon Kafe Önünde, son aylarda Türkiye gündeminden düşmeyen Gezi Parkı olaylarının ele alındığı 'Gazeteci Siyasetçi Taksimci, GEZİ' isimli söyleşi düzenlendi. Söyleşiye CHP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökhan GÜNAYDIN, TMMOB Mimarlar Odası Genel Başkanı Eyüp MUHÇU ve Gazeteci Gülşah KARADAĞ konuşmacı olarak katıldı.

Belediye Başkanı Ülgür GÖKHAN ve eşi Hale GÖKHAN, CHP Çanakkale Milletvekilleri Ali SARIBAŞ ve Serdar SOYDAN, CHP İl Başkanı Hamza KARAGÖZ, CHP Merkez İlçe Başkanı Nejat ÖNDER başta olmak üzere, iki aydan fazla bir süredir ülkenin bir numaralı gündem maddesi olan Gezi Parkı olaylarının konuşulduğu söyleşiye kentliler de büyük ilgi gösterdi. Söyleşide, Gezi Parkı olayları ile olayların öncesi ve sonrası konuşuldu.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökhan GÜNAYDIN, olayları siyasi açıdan değerlendirirken, TMMOB Mimarlar Odası Genel Başkanı Eyüp MUHÇU Gezi Parkı olaylarının başlamasında payı bulunan Kentsel Dönüşüm sürecine ilişkin görüşlerini dile getirdi. Gazeteci Gülşah Karadağ ise, olayların medya ve gazeteciler açısından değerlendirmelerini anlattı. Söyleşi, karşılıklı sohbet ve soru cevap bölümü ile sona erdi.

HALK OYUNLARI GÖSTERİLERİNE BÜYÜK İLGİ

Festivalin ilk gününden itibaren, kentin çeşitli noktalarında gösterilerini devam ettiren halk oyunları ekipleri festivale renk katmaya devam ediyor. Hırvatistan, Macaristan, Moldova gibi yabancı ülkelerin yanısıra, Anadolu Turizm ve Folklor Derneği Ekibi ile Çanakkale Belediyespor Halk Oyunları Ekiplerinin gösterileri büyük ilgi topluyor. Halk oyunları ekipleri festivalin üçüncü günü kapsamında İsmetpaşa Mahallesi Muhtarlık ve Hizmet Evi önünde sahne aldı. Ekiplerin gösterileri, kentliler tarafından ilgiyle izlendi.

TİYATRO SEVERLER AMFİ TİYATRO'DA BİR ARAYA GELDİ

Kültür sanat etkinliklerinin hız kesmediği üçüncü günde, Amfi Tiyatro'da İstanbul Komedi Oyuncuları Topluluğu'nun hazırladığı 'Aşka Olan Meylim Senin Yüzünden' isimli oyun kentlilerle buluştu. Başrolleri, Kayra ŞENOCAK, Buket DEREOĞLU, Ercü TURAN ve Zeynep AYDEMİR'in paylaştığı, kadın erkek ilişkilerini güncel ve esprili bir dille anlatan oyun, kentlilerden de beğeni topladı.

 GELENEKSEL TÜRK MÜZİĞİ EZGİLERİ KALE'DE YANKILANDI

 İkinci Bahar, Ekmek Teknesi, Sev Kardeşim, Çınaraltı gibi sevilen Türk dizilerinin müzikleri ile tanınan, 1997 çıkışlı geleneksel Türk Müziği grubu İnce Saz, festivalin üçüncü gününde kentlilere unutulmaz bir gece yaşattı. Çimenlik Kalesi'nde düzenlenen ve çağdaş tınılar ile Türk Müziği makam ve perdelerinin iç içe geçtiği konser, kentlilerden de büyük alkış aldı.




GENÇLER CUMHURİYET MEYDANI'NA AKIN ETTİ

 Üçüncü gün etkinlikleri kapsamında bir konser de Cumhuriyet Meydanı'nda düzenlendi. Özellikle gençlerin yakından takip ettiği rock müziğin beğenilen isimlerinden Gripin, meydanda gençleri coşturdu. Konsere olan yoğun ilgi, Demircioğlu Caddesi'ne kadar taştı. Gripin, muhteşem sahne performansıyla göz doldururken, gençler de grubun şarkılarına hep bir ağızdan eşlik etti.



22 Temmuz 2013 Pazartesi

Bozcaada İçin Neler Yapıldı ?


Cumhuriyet Halk Partisi Çanakkale Milletvekili Çevre Komisyonu üyesi Serdar Soydan Meclise sunduğu soru önergesi ile Bozcaada'ya neler yapıldığını sordu. Soydan önergesinde şu ifadelere yer verdi; "Çanakkale İlimize bağlı olan ada ilçemiz Bozcaada, ada etrafındaki irili ufaklı adacıklarla beraber 42 kilometrekareye varan yüzölçümüne sahip bulunmakta ve Ege Denizinin kuzeydoğusunda yer almaktadır. Yerleşik nüfusu 2.472, iç turizmin geliştiği yaz aylarında 10-12 bin kişilik bir nüfusa hizmet vermektedir.
Adada yaşamanın ayrı bir kültürü  gerektirdiği düşünülürse, buradaki insanlarımız, sadece bu nedenden dolayı bile çok özel sıkıntılar yaşamaktadır; çünkü  adada yaşamak ayrı psikolojik, sosyolojik ve ekonomik sıkıntıları  da beraberinde getirmektedir.
Ülkemizin stratejik öneme sahip iki adasından birisi olan Bozcaada da ekonomik ve sosyal gelişmenin sağlanması adada yaşayan vatandaşlarımız kadar tüm ülkemizde yaşayan vatandaşlarımız için önem taşımaktadır.
Bu doğrultuda;
1- 10 yıllık iktidarınız döneminde Bozcaada da yaşayan vatandaşlarımızın ekonomik ve sosyal gelişimlerinin sağlanması amacıyla neler yapılmıştır, yapılanların yeterli olduğunu düşünüyor musunuz, bundan sonra Bozcaada ve adada yaşayan vatandaşlarımız için neler yapmayı düşünüyorsunuz?
2- Bozcaada’nın ülkemizin ve dünyanın cazibe merkezi haline gelmesi için orta ve uzun vadeli projeleriniz nelerdir?
3- 6487 Sayılı Yasa ( Alkol Satış ve Kullanımının Düzenlenmesi Hakkında) ile Bozcaada da bağcılık ve şarap üreticiliği yapan üreticilerimiz ciddi sıkıntılarla karşılaşmış, her yıl Bozcaada da yapılan geleneksel Şarap Tadım Günleri iptal edilmiştir.

Bozcaada ekonomisine ciddi katkı sağlayan, Bozcaada’nın dünyaya tanıtımını sağlayan bağcılık ve şarapçılık sektöründe yaşanan ekonomik kayıpları nasıl telafi etmeyi düşünüyorsunuz?" 

5 Haziran 2013 Çarşamba

Gezi Parkı aydınlık günlerin habercisi oldu

TBMM Çevre komisyonu CHP grup sözcüsü Çanakkale milletvekili M. Serdar Soydan 5 Haziran dünya çevre günü ve taksim gezi parkındaki direnişler nedeniyle sayın cumhurbaşkanıyla görüşmesi sonrası TBMM’de bir açıklama yaptı.


Soydan açıklamasında şu ifadelere yer verdi; “Gelecek nesilleri  mutlu ve refah düzeyi yüksek bir ortamda yaşatmanın yolu, çağdaş toplumlarda hâkim olan kalkınma anlayışının yaşama geçmesiyle mümkündür. Bu anlayış; insanın yaşam kalitesini geliştiren, büyüme ve üretimin dengeli paylaşımını sağlayan bir anlayıştır. Çevre ve şehircilik bakanlığının ülke çapında 81 ilin hava, su, toprak, gürültü ve atık bakımından “kirlilik” karnesine göre 33 ilimizde hava kirliliğinin, 23 ilimizde atıkların, 22 ilimizde ise su kirliliğinin en önemli çevresel problemimiz olduğu ortaya çıkmıştır. Bakanlığın çevre envanteri  ülkemizin üzerinde ki kara bulutların her geçen gün  nasıl artığını açıkça göstermektedir. Bakanlığın kamuoyuna sunduğu ülkemizin karanlık, sicili bozuk çevre envanterine rağmen, akp hükümeti hazırladığı düzenlemelerle, özellikle TBMM gündeminde bulunan orman kanunu ve tabiatı ve biyolojik çeşitliliği koruma kanunu tasarısı ile doğayı ve çevreyi  koruma anlayışından uzaklaşarak, kullanma anlayışının hâkim olmasını hedeflemektedir.  5 Haziran dünya çevre gününde, sizler aracılığıyla kamuoyuna uyarılarımızı yapmak istiyoruz. CHP olarak ileride telafisi mümkün olmayacak çevre sorunları yaşamamak için hükümeti uyarıyor ve TBMM gündemine getirilen tabiatı ve biyolojik çeşitliliği koruma kanunu ve orman kanunu tasarılarının geri çekilerek, katılımcı ve koruma anlayışının hâkim olduğu bir anlayış çerçevesinde yeniden hazırlanmasını talep ediyoruz. Aksi takdirde hep birlikte milli parklarda, koruma alanlarında, doğal yaşam alanlarında yeni talan şekillerine şahit olacağız. CHP olarak, kullanma değil, koruma anlayışının hâkim olduğu bir tasarı istiyoruz. Tek yetkili olarak bakanlığın değil, geniş katılımlı sivil toplum kuruluşlarının, bilim insanlarının ve yöre halkının söz sahibi olacağı bir yönetim anlayışının yaşama geçirilmesini istiyoruz. Sayın başbakanın, hükümetin ve bakanlığın çevre sicili ne yazık ki karanlık, kirli  ve şaibeli… 20 yıldır İstanbul’u, 10 yıldır Türkiye’yi yöneten AKP zihniyetinin İstanbul’u ve ülkemizi getirdiği durum içler acısıdır. Dünya kentlerinden Şanghay ve Bombay dan dan sonra partikül maddeler endeksine göre sanayileşmeye bağlı en yüksek çevre kirliliği 55 birim ile İstanbul a aittir. Bu kirlilik; New York ve Londra da 21 birim, Berlin de ise 22 birimdir. İnsan sağlığı için kişi başına düşen yeşil alan, asgari 9 metrekare olması gerekirken İstanbul da kişi başına düşen yeşil alan miktarı ne yazık ki sadece 1,65 metrekaredir. Bu oran, New York da 29 metrekare, Londra da 26,  Stockholm de ise 87 metrekaredir. Yani İstanbul’da kişi başına düşen yeşil alan miktarı olması gerekenin çok çok altındadır. Kimdir bunun sorumlusu… 20 yıldır İstanbul’u yöneten sayın başbakan ve onun zihniyetidir…Sayın başbakanın belediye başkanı olduğu dönemde 3. köprü  İstanbul için bir cinayettir sözünden yıllar sonra 3. köprünün temelini atması ve cinayeti işleyenin sayın başbakan olması ibretlik bir durumdur. 2.5 milyar ağaç diktik sözüyle cinayeti örtbas etmeye çalışan başbakanın düştüğü durum gerçekten üzücüdür. Orman genel Müdürlüğü’nün, yıllar itibariyle orman tesis  çalışmaları istatistiğine göre gerçek rakam sayın başbakanın ifade ettiği 2,5 milyar rakamının sadece üçte biridir. Sayın başbakan 10 yılda diktiği ağaç sayısını abartılı bir rakamla söyleyeceğine, son 10 yılda ne kadar orman alanı, ne kadar ağaç, ne kadar bitki örtüsü yok ettiğini açıklamalıdır.”




“Halk Dur diyor”

Taksim gezi parkında yaşanan olaylara da değinen Soydan; “Son bir haftadır taksim gezi parkında başlayan ve tüm yurda yayılan eylemlere değinmek istiyoruz. Taksimde doğasını, ağaçlarını, ayağımızı bastığımız toprağımızı ve kentini korumak isteyen duyarlı yurttaşlarımızın başlattığı demokratik mücadele bilindiği gibi yurdun dört bir yanına yayılmıştır. Sayın başbakanın 10 yıldır izlediği korkutma, sindirme ve yıldırma politikalar sonucu, sivil faşizmin adım adım gelmesine karşı halkımız ayağa kalktı, direndi ve anayasal ve demokratik haklarına sahip çıkmaya başladı. Baskı, yaşam alanlarına müdahale, rant uğruna yapılan çevre katliamı, işsizlik, yolsuzluk, yoksulluk karşısında halk artık dur demektedir… Ulusal bayramların yasaklanmasını, cumhuriyet bayramlarında çoşku yerine baskı ve eziyet görmeye, silivride yaşanan hukuksuzluğa, ülkenin değerlerine, kültürüne zarar verilmesine, ailelerin kaç  çocuk yapması gerektiğine karışılmasına, T.C. ibaresinin sistemli  olarak kaldırılmaya çalışılmasına, Halk artık dur diyor. Barışçıl dış politika yerine müdahaleci ve saldırgan politikalara,  içki kullananlara ayyaş, demokratik haklarını kullananlara bir kaç çapulcu denmesine, cumhuriyetin kurucusu ulu önder M. Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına yapılan acımasız eleştirelere ve hakaretlere, meydanlarda hak arayanların da başbakanı olduğunu unutan sadece bir siyasi parti genel başkanı gibi konuşan kitleleri aşağılayan bir yaklaşıma,  meydanlarda hak arayanları, yediden yetmişe, çoluk çoçuk, yaşlı genç demeden tüm hak arayanları marjinal gruplar olarak gösteren sayın başbakana, halkımız artık yeter diyor…Bu gelişmeler göstermiştir ki, bundan sonra çevreye karşı hoyrat ve acımasız yaklaşımlar bundan sonra eskisi kadar kolay olmayacaktır. Çünkü gezi parkında kesilmek istenen ağaçların kökleri artık tüm yurdu sarmış, demokrasi ve özgürlük mücadelesine dönüşmüştür. Bu yıl ülkemizde 5 Haziran dünya çevre günü etkinlikleri  tarihe geçecek ve tüm dünya da örnek olacaktır.  Temiz bir Türkiye, temiz bir dünya için yola çıkanların taksim gezi parkındaki ağaçları yeşili ve kentini  koruma mücadelesi aydınlık günlerin habercisi olacaktır. Yüzde 49 la geldik diyenler şunu asla akıllarından çıkarmasınlar… Sizi  yüzde 49 la iktidara getiren bu millet yüzde 19’la götürmesini de bilir… Sözlerime, ölümünün 50. yıldönümünde saygıyla andığım büyük usta Nazım’ın dizeleriyle son veriyorum. Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür, ve bir orman gibi kardeşçesine, bu hasret bizim”

4 Haziran 2013 Salı

"Gezi Parkı kentini koruma mücadelesine ışık tutacaktır"

TBMM Çevre Komisyonu CHP Grup Sözcüsü Çanakkale Milletvekili Serdar Soydan “5 Haziran Dünya Çevre Günü“ nedeniyle bir açıklama yaptı.

 CHP Olarak gelecek nesillere yaşanabilir bir ülke ve çevre bırakmak istediklerini ifade eden Serdar Soydan şunları söyledi; “Gelecek nesilleri mutlu ve refah düzeyi yüksek bir ortamda yaşatmanın yolu çağdaş toplumlarda hakim olan kalkınma anlayışının yaşama geçmesi ile mümkündür. Ülkemizde korunan alanların sayısı ve yüzey alanları bir çok Avrupa  ülkesinin ve taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerle kabul edilen hedeflerin çok gerisindedir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlanan Türkiye sorunları ve öncelikleri raporuna göre ülke çapında 81 ilin 33’ünde hava kirliliği, 23 ilde atıklar, 22 ilde ise su kirliliği önemli çevresel problem  olarak tespit edildi. Bizlere armağan edilen oksijen deposu doğa harikası cennet kaz dağları uluslar arası şirketlerin çıkarları uğruna maden arama ve işletme faaliyetleri ve Biga ovasındaki kurulmuş ve kurulacak olan termik santraller geleceğimize darbe vurmaya devam etmektedir. Kentine ve doğasına sahip çıkan duyarlı insanların Taksim gezi parkında başlattığı eylemler yurdun dört bir yanını sarmış duyarlılık ülke sınırlarını aşmıştır.Bu gelişmeler göstermiştir ki bundan sonra çevreye karşı hoyrat ve acımasız yaklaşımlar eskisi kadar kolay olmayacaktır. Gezi parkında kesilmek istenen ağaçların kökleri tüm yurdu sarmıştır. Ülkemizdeki 5 haziran dünya çevre günü etkinlikleri tarihe geçecektir.  Temiz bir Türkiye, bir dünya için yola çıkanların taksim gezi parkındaki ağaçları yeşili ve kentini koruma mücadelesi geleceğe ışık tutacaktır."

1 Haziran 2013 Cumartesi

Çanakkale, Taksim Gezi Parkı İçin Tek Yürek Oldu

Çanakkale'de binlerce kişi AKP İl binası önünde toplanarak Taksim gezi parkında yaşanan olayları protesto ettiler. Hükümeti istifaya davet ettiler. AKP İl Binasını yumurta yağmuruna tuttular.

AKP İl binası önünde gerçekleştirilen protestoya çok sayıda sivil toplum örgütü Cumhuriyet Halk Partisi Çanakkale Milletvekili Serdar Soydan, İl Başkanı Hamza Karagöz, Merkez İlçe Başkanı Nejat Önder, İntepe Belediye Başkanı Alaattin Özkurnaz, Eğitim-Sen, KESK, DİSK, GENEL-İŞ sendikaları, Halk Evleri, Çanakkale Çevre Platformu, TGB, EMEP, Emek Gençliği, çok sayıda Çanakkaleli katıldı.





 Çanakkale çevre platformunun açtığı " Başka Olur Anadolu Baharı" pankartı büyük ilgi gördü.



Daha gün o gün değil... derlenip dürülmesin bayraklar... dinleyin duyduğunuz çakalların ulumasıdır.. safları sıklaştırın safları sıklaştırın çocuklar... bu kavga faşizme karşı bu kavga hürriyet kavgası"...  Nazım Hikmet'in hürriyet marşı'nın sözleri ile konuşmasına başlayan CHP Çanakkale Milletvekili  Serdar Soydan; "Demokrasi dediler önce demokrasiyi rafa kaldırdılar. Özgürlük dediler özgürlükleri kaldırdılar. Bağımsız yargı dediler yargıyı iki dudaklarının arasına aldılar. Buna da ileri demokrasi dediler. Batsın sizin ileri demokrasiniz. O diktatörün, o faşist diktatörün İstanbul valisi açıklama yapıyor. Diyor ki;  biz bunları biliyoruz. Ey diktatörün valisi sen bunları bilmezsin. Bunlar kim biliyor musun? Buradan İyi duy sesimizi. İyi  duy çünkü burada sesimizi bütün dünya bütün Türkiye duydu. Senin diktatörün de duyacak. Senin bunlar dediğin bundan  98 yıl önce Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde senin dedelerini boğaz gömenlerin torunlarıdır. Bunu iyi bil. Buradan barışın kentinden, kaz dağlarından bütün Türkiye'ye direnen herkese selam olsun. Şunu iyi bilsinler her gelişin bir gidişi, her çıkışın bir inişi vardır. Her diktatörün devrilişi vardır. Senden bunların hesabını soruncaya kadar silivri zindanlarının, tenceresini kaynatamayanların, emeklinin, asgari ücretlinin,  eziyet çekenlerin, üniversitede demokrasi istediği için, parasız eğitim isteyenlerin hesabını soruncaya kadar peşini bırakmayacağız. Ama senin ülkeden kacırtmayacağız. Her şeyin hesabını soracağız. Yolumuz açık olsun"dedi.











31 Mayıs 2013 Cuma

Soydan, Başbakan'ın yalanını ortaya çıkardı

Cumhuriyet Halk Partisi Çanakkale Milletvekili  M.Serdar Soydan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından yazılı  olarak cevaplandırılması istemiyle Meclise soru önergesi verdi. Soydan Önergesinde şu ifadelere yer verdi;


29 Mayıs 2013 tarihinde İstanbul’da 3. Boğaz köprüsünün temel atma töreninde yaptığınız konuşma sırasında,
  “…. AK Parti döneminde diktiğimiz ağaç miktarı yaklaşık 2,5 milyardır. Ağaç dikmek için insanlara bedelsiz yer tashih ediyoruz. Çünkü çevreciyiz.”  İfadesinde bulundunuz, ilave olarak da,
“….Bu köprü aynı zamanda çevreyi korumaya yönelik özellikleri olan bir köprü olacak. Bu köprü ile 3. gerdanlığı takıyoruz. ” Şeklinde açıklamada bulundunuz.
Orman Genel Müdürlüğü’nün, yıllar itibariyle orman tesis çalışmaları  istatistiğine göre 2003-2012 yılları arasında kamu ve özel, ağaçlandırma yapılan alanın toplam büyüklüğü 438 bin 732 hektardır. Türüne göre değişmekle birlikte, bir hektar alana yaklaşık 2 bin fidan dikilebilmektedir. Bu durumda, 10 yılda dikilen ağaç miktarı en iyimser tahminle 877 milyon adet olabilir.
  Bu rakam Sayın Başbakanın ifade ettiği 2.5 milyar rakamının üçte biri kadardır.
Bu doğrultuda;
1-27 Nisan 1995 tarihinde İstanbul Belediye Başkanı iken “ 3.köprü İstanbul için cinayettir. Kuzey bölgemizde kalan yeşil alanların imara açılarak katledilmesinden başka bir şey değildir “ şeklinde bir açıklamanız olmuş mudur?
Oldu ise, 29 Mayıs 2013 tarihinde temelini attığınız 3.köprünün  İstanbul için bir cinayet olduğunu hala kabul ediyor musunuz, kabul ediyorsanız bu cinayetin sorumlusu kim veya kimlerdir, bu konuda sorumlular hakkında neler yapmayı düşünüyorsunuz?
 2-AKP iktidarları döneminde diktiğinizi ifade ettiğiniz 2,5 milyar ağaç bölgeler ve şehirlerimiz itibariyle nerelere hangi miktarlarda, kaç adet dikilmiştir?
3- AKP hükümetleri döneminde çeşitli yapılaşma, maden arama ve işletme, imar çalışmaları ve doğal afetler ( yangın, sel, hastalık) sonucu ne kadar orman alanı tahrip veya yok olmuştur, kaç adet fidan ve ağaç yok olmuştur, yok edilmiştir, kesilmiştir veya yanmıştır?

21 Mayıs 2013 Salı

Soydan, Astsubayların sorunlarını meclis gündemine taşıdı




Cumhuriyet Halk Partisi Çanakkale Milletvekili Serdar Soydan, Astsubayların sorunlarını
Türkiye Büyük Millet Meclisi  gündemine taşıdı.

Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde görev yapan yaklaşık 100 bin Astsubayın ekonomik ve sosyal sorunlarının tespit edilmesi ve sorunların çözümü için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince bir Meclis Araştırması açılmasını talep eden Soydan, dilekçesinde şu ifadelere yer verdi;
“Türk silahlı kuvvetlerinin çeşitli kısımlarında görev yapan 47 Astsubay son üç yıl içerisinde çeşitli sorunlardan dolayı intihar etmiştir. Astsubayların kurum içerisindeki ekonomik, sosyal ve kuruma aidiyet sorunları her geçen gün artmaktadır.


  Daha önce maaşı TSK içinde bir yarbaya eşit olan kıdemli başçavuşlar, subaylara yönelik yapılan ancak astsubaylara yansıtılmayan düzenlemeler nedeniyle şu anda ancak yüzbaşı rütbesindeki subay kadar maaş alabilmektedirler.
" Devlet Memuru" statüsünde olmalarına rağmen astsubaylar, 1'inci derecenin 4. kademesine yükselmeleri sağlandı fakat 1/4'ünü alan devlet memurlarında maaş farkı 400 ila 500 TL'yi bulurken, bu dereceye yükselen astsubaylardaki fark ancak 10 TL civarında kalması ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca Astsubaylar, yarbay ve üst rütbeli personele hem çalışırken hem de emeklilik durumlarında maaşları ile birlikte ödenen makam, temsil ve görev tazminatından yararlanamamaktadır. Kurum içerisinde ast-üst arasındaki keyfi ceza uygulamaları. Yani komutan inisiyatifindeki cezalar çalışanları huzursuz etmektedir. TSK içindeki subay ve astsubaylara sağlanan sosyal imkanlardaki büyük uçurum, astsubayları rahatsız etmektedir. Özellikle sağlık kuruluşu, orduevi, kamp ve sosyal tesislerde uygulanan ayrıcalıklar ve farklılıklar kurum içerisinde kaynaşma ve dayanışma yerine ayrışmalara ve farklılaşmalara neden olmaktadır. Savaşta ve barışta omuz omuza çalışan, mücadele veren ve bir aile olan tüm silahlı kuvvetler mensuplarının, gerek görev yaparken gerekse emeklilik günlerinde sağlanan özlük ve sosyal haklarının yeniden gözden geçirilerek haksızlık ve adaletsizliklerin giderilmesi önem arz etmektedir.

Bu nedenle;

Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde görev yapan yaklaşık 100 bin Astsubayın ekonomik ve sosyal sorunlarının tespit edilmesi ve sorunların çözümü için alınması  gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis Araştırması  açılmasını ihtiyaç bulunmaktadır.”


17 Mayıs 2013 Cuma

Soydan; "Gençlerimiz Atatürk'e sevgisini ve bağlılığını göstermek için, Cumhuriyet'in değerlerini her koşulda korumalıdır


TBMM Çevre Komisyonu CHP Grup Sözcüsü Çanakkale Milletvekili M.Serdar Soydan‘19 MAYIS ATATÜRK’Ü ANMA, GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI' nedeniyle yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "19 Mayıs, Türk Ulusunun bağımsızlık ve özgürlük umutlarının inanca dönüştüğü, ulusal değerlerin yeşerdiği, kurtuluş ateşinin yakıldığı gündür. 19 Mayıs, bağımsızlığa, aydınlığa ve geleceğe olan inancın adıdır.


Atatürk Samsun'a çıkarken, ulusal birliği sağlayarak ülkesinin kurtuluşunu ve ardından yeni, çağdaş bir devletin kurulmasını  amaçlamış, bu amacını bağımsızlığa yürekten inanan Ulusumuzla gerçekleştirmeyi tasarlamıştır.
Kurtuluş  Savaşı'nın kazanılmasıyla yalnızca yurt toprakları kurtarılmamış, aynı zamanda yurttaşlarımızın düşünce ve duygularının ortak ürünü olan, ulus istencini üstün kılan, lâik, demokratik, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti de kurulmuştur.
Geleceği kuracak ve yaşatacak gençlere Cumhuriyeti emanet eden Atatürk, gençliğin demokrasiyi özümsemiş, evrenselliği yakalamış, tarihini ve öz değerlerini iyi bilen, bilimin ve aklın üstünlüğünü benimseyen bireyler olarak yetişmesini ve yetiştirilmesini hedeflemiştir. Bu doğrultuda gençlerimiz, çağdaş dünyanın katılımcı bireyleri olarak, dogmalardan uzaklaşıp, düşüncelerini özgürleştirerek bilinçlenmeli, yönlendirmelerden ve baskılardan etkilenmeden her zaman çağdaş olanı ve en iyisini aramalı, hayal gücünü ve yaratıcılığını geliştirmelidir.
Bugün içinde bulunduğunuz sorunlar ne olursa olsun gençlerimiz topluma ve kendine her zaman güvenmeli, ülkemizin daha iyi bir düzeye gelebilmesi için, gençlerin çabalarına gereksinim duyulduğunun bilincinde olmalıdırlar.
Atatürk'ün belirlediği çağdaş uygarlık düzeyine ulaşılması  sürecinde en büyük gücümüz gençlerimizdir. Ülkemizin ve insanlığın umudu ve mutlu yarınların güvencesi Atatürkçü gençlerdir.
Gençlerimize güveniyor ve yarınlarımızın daha güzel olmasının onların çabalarıyla mümkün olacağına gönülden inanıyoruz.
Gençlerimiz Atatürk'e sevgisini ve bağlılığını göstermek için, O'nu ve en büyük eseri Cumhuriyet'i daha iyi anlamalı, düşüncesini ve felsefesini özümsemeli, Cumhuriyet'in değerlerini her koşulda korumalıdır. Türk Ulusu'nun her zaman onuruyla yaşama kararlılığının tarihsel simgelerinden olan Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'nı kutluyor, başta Yüce Atatürk olmak üzere, Kurtuluş Savaşı'nın kahramanlarını, şehitlerimizi ve gazilerimizi saygıyla anıyorum."

14 Mayıs 2013 Salı

Soydan Açılım Sürecini KRİPTO’ya değerlendirdi



Cumhuriyet Halk Partisi Çanakkale milletvekili Serdar Soydan, Açılım sürecini değerlendirdi.  Soydan, “Amerika planlıyor, Dış işleri bakanı John kerry geliyor, öcalan kaleme alıyor, Erdoğan meydanlarda açıklıyor bütün yapılan bu” dedi. Soydan'ın çarpıcı açıklamaları 


9 Mayıs 2013 Perşembe

CHP Çanakkale Milletvekili Serdar Soydan, Ergenekon Davasını CHP Grubu adına izledi


TBMM Çevre Komisyonu CHP Grup sözcüsü  Çanakkale Mİlletvekili  M.Serdar Soydan Esas hakkında savunmaların yapıldığı Ergenekon davasını   CHP Grubu adına izledi.



Soydan izlenimlerle ilgili yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "22.04.2013 tarihinden itibaren Ergenekon davasında esas hakkında savunmalar başlamıştır. Savunmaların başladığı günden sonuna kadar CHP Grubu milletvekilleri aracılığıyla tüm duruşmaları  izlenmeye başlanmıştır. 09.05.2013 tarihinde yapılan duruşmayı Zonguldak Milletvekilimiz Ali İhsan Köktürk ile birlikte izledik, tutuklu milletvekili arkadaşlarımıza destek olduk. Delilsiz suçlamalar, suç unsuru oluşturmayan sosyal faaliyetler, konuşma ve görüşmelerin toplamı olan ve bütün ekleriyle birlikte 120 milyon sayfalık bir hacme ulaşmış bir dava ile karşı karşıya bulunmaktayız. Davalar, adil yargılamanın yapılmadığı, söz ve savunma hakkının gasp edildiği, düzmece delilerin hazırlandığı ve uzun tutukluluk süreleri ile hukuk adı altında bir hukuksuzluk, bir adaletsizlik ve bir cezalandırma modeli olarak siyasi tarihimize kara bir leke olarak geçecektir. AKP’nin hazırladığı bu süreç ile, toplumda büyük bir korku ortamının yaratılması, tüm muhalif kişi ve gurupların susturulması, bir çok sivil toplum kuruluş ve kurumlarının işlevsizleştirilmesi hedeflenmektedir. İktidarın tüm baskı ve yıldırma politikalarına rağmen CHP ve onun neferleri olarak bizler Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti ilkelerinden ve hedeflerinden asla vazgeçmeyeceğiz. Ülkemizi Mustafa Kemal Atatürk’ ün çağdaş çizgisinden çıkarmaya ve onun devrimlerinden ödün verdirmeye kimsenin gücü yetmeyecektir."

3 Mayıs 2013 Cuma

Soydan, Yenice'yi Meclis gündemine taşıdı



Cumhuriyet Halk Partisi Çanakkale Milletvekili Serdar Soydan, son günlerde gündeme gelen Yenice deki maden ocaklarının çalışmalarını meclis gündemine taşıdı

Meclis başkanlığına soru önergesi veren Soydan, soruların Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını  talep etti.




TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA



Aşağıdaki sorularımın Çevre ve Şehircilik Bakanı Sayın Erdoğan Bayraktar tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını  arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                                     M.Serdar Soydan

                                                                                                     Çanakkale Milletvekili

   

                                                                                                                         

Çanakkale Yenice İlçesine bağlı Karaaydın Köyü yakınlarında bulunan iki ayrı kurşun madeninin çalışmaları nedeni ile yöredeki dereler bulanık akmakta ve tarım alanlarında sıkıntılar yaşamaktadır.

Biri bakır, diğeri kurşun ayrıştıran bu iki maden şirketinin atık havuzlarının birbirine yakın olması ve kimyasal atıklar ve ağır metaller özellikle Han Dere ve Döşeme Dere için ciddi çevre tehdidi oluşturmaktadır.

Tarım ve hayvancılıkla uğraşan yöre halkının en önemli geçim kaynakları mantar ve kestanedir. Son zamanlarda görülen kestane kanseri nedeniyle bölgedeki kestaneliklerde kurumalar başlamıştır.



Bu doğrultuda;

1-Bölgede faaliyet gösteren maden şirketleri su ihtiyaçlarını nereden ve nasıl karşılamaktadırlar, bölgenin ekolojik dengesi için yaşamsal önem arz eden Han Dere ve Döşeme Deresinden su temini yapılmakta mıdır, yapılıyor ise zaten kısıtlı olan derelerdeki su daha fazla azaldıkça bölgenin ekolojik dengesi nasıl korunacaktır?

2- Madencilik çalışmalarının yapıldığı anılan bölgede tarımsal ürünlerin gördüğü zararların ve kestane ağaçlarının hastalıklarının nedeni araştırılmış mıdır, araştırıldı ise sonuçları nelerdir, bölgede faaliyet gösteren maden şirketlerinin kimyasal atıklarının bölgedeki su kaynaklarına ve tarım alanlarına zarar veriyor mu, zarar vermiyor ise bölgede görülen bitki örtüsündeki ve kestane ağaçlarındaki hastalıkların ve bölgedeki derelerin suyunun azalmasının nedenleri nedir?

29 Nisan 2013 Pazartesi

Soydan, Esnafa sahip çıkıyor



Cumhuriyet Halk Partisi Çanakkale Milletvekili SerdarSoydan TBMM Başkanlığına Esnaf ve Sanatkarların sorunlarının tespit edilmesi ve sorunların çözümü için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince bir Meclis Araştırması açılması için önerge verdi.



Soydan, Önerge de şu ifadelere yer verdi;
Ülkemizde; ekonomik ve sosyal kalkınmanın dengeli biçimde sağlanması, dağıtılması ve sürdürülmesine yaptıkları katkı, işsizliğin azaltılması ve yeni istihdam alanlarının yaratılmasında oynadıkları rol ve piyasa koşullarında meydana gelen değişmelere hızlı uyum sağlayabilen esnek yapıları esnaf ve sanatkârları ekonomik, toplumsal ve sosyal yönlerden vazgeçilmez konuma taşımaktadır. Esnaf ve sanatkâr istikrarlı bir ekonomik ve siyasi ortamda yaşar ve büyür. Esnafın sayısal olarak yaygın olduğu ülkelerde gelir dağılımı dengeli, bölgeler arasında gelişmişlik farkları daha azdır. Esnaf ve sanatkârlarımız yeni işletme açarak; ekonomiyi canlandırır, istihdamı artırır, işsizliğe çare olur, nitelikli işgücünü işyeri ortamında yetiştirir, ülkenin nitelikli insan kaynağı ihtiyacının karşılanmasına katkı verir. Esnaf ve sanatkârlar, yanlarında çalışanlar ve aileleri ile birlikte ülkemizin neredeyse dörtte birini oluşturmaktadır.   Dünyada ve ülkemizde son yıllarda yaşanan büyük gelişmeler ve değişimler yaşanmaktadır.  2008 yılı ortalarından bu yana ülkeleri etkisi altına alan küresel mali kriz esnaf ve sanatkârlarımızı ciddi anlamda olumsuz etkilemektedir. Ülkemizin ekonomik, toplumsal ve siyasal hayatında göz ardı edilemeyecek derecede öneme sahip olan esnaf ve sanatkârlarımız, söz konusu krizler nedeniyle etkisi giderek ağırlaşan pek çok sorunla karşı karşıya bulunmaktadır. Esnaf ve sanatkâr camiasının büyüklüğü düşünüldüğünde, esnaf ve sanatkârların yaşadığı ve yaşayacağı olumsuzlukların sadece kendine değil, toplumun geneline de yansıyacağı açıktır. Esnaf ve sanatkârın durumunun iyi olması, işçi, memur ve çiftçinin gelirinin iyi olmasına bağlıdır. Ülkemizde esnaf, sanatkâr ve küçük işletmelerin sorunları incelendiğinde, bu kesimin öncelikle; ekonomik, sosyal ve siyasal koşullar ile teknolojik gelişim, haksız rekabet, talep daralmasının yarattığı azalan işlem hacmi ve bölgesel farklılıklar gibi kendi kontrolleri dışında oluşan olumsuzluklardan etkilendikleri gözlenmektedir.
Bu doğrultuda;
Ekonomik ve toplumsal yaşamımızda vazgeçilmez öneme sahip Esnaf ve Sanatkârlarımızın sorunlarının tespit edilmesi ve sorunların çözümü için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis Araştırması açılmasını ihtiyaç bulunmaktadır.

15 Nisan 2013 Pazartesi

Soydan esnafın durumunu meclise taşıdı


2008 yılı ortalarından bu yana ülkeleri etkisi altına alan küresel mali kriz ve ekonomik politikalardaki farklı tercihlerden esnaf ve sanatkârların ciddi anlamda olumsuz etkilendğini bildiren CHP Çanakkale Milletvekili Serdar Soydan Başbakan Erdoğan tarafından yanıtlanması istemiyle Meclise soru önergesi sundu.


Soydan önergesind eşu ifadelere yer verdi; “Esnaf ve sanatkârlarımız; ekonomik ve sosyal kalkınmanın dengeli biçimde sağlanması, dağıtılması ve sürdürülmesine yaptıkları katkı, işsizliğin azaltılması ve yeni istihdam alanlarının yaratılmasında oynadıkları rol ve piyasa koşullarında meydana gelen değişmelere hızlı uyum sağlayabilen esnek yapıları nedeniyle toplumsal ve sosyal yönlerden vazgeçilmez konuma sahiptirler.Esnafın sayısal olarak yaygın olduğu ülkelerde gelir dağılımı dengeli, bölgeler arasında gelişmişlik farkları  daha azdır. Esnaf ve sanatkârlar, yanlarında çalışanlar ve aileleri ile birlikte ülkemizin neredeyse dörtte birini oluşturmaktadır.   2008 yılı ortalarından bu yana ülkeleri etkisi altına alan küresel mali kriz ve ekonomik politikalardaki farklı tercihlerden esnaf ve sanatkârlarımız ciddi anlamda olumsuz etkilenmektedir.
Bu doğrultuda;
1-Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliğine kayıtlı bulunan ulaşım sektöründe zor şartlarda hizmet vermeye çalışan minibüsçü, taksici ve nakliyecilerin ekmek kapısı olan araçlarını alırken veya yenilerken ödediği Motorlu Taşıtlar Vergisinde indirim yapmayı düşünüyor musunuz?
2- Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliğine kayıtlı bulunan denizlerde yolcu ve yük taşımacılığı yapan esnafın ÖTV siz akaryakıt kullanmasının sağlanması için çalışmalarınız var mıdır, varsa neler yapmayı düşünüyorsunuz?
3-Taksici esnafımızın can güvenliğini sağlamak ve vatandaşlarımızın daha rahat ve konforlu ulaşımlarını sağlamak amacıyla koruma kabinli, özel donanımlı araçların kullanılmasını teşvik etmek amacıyla bir kereye mahsus satın alınan özel donanımlı, koruma kabinli araçlardan KDV ve ÖTV muafiyeti sağlanması konusunda çalışmalarınız var mıdır?”

10 Nisan 2013 Çarşamba

Soydan'dan çevre önergesi

CHP Çanakkale Milletvekili Serdar Soydan, TBMM'ye soru önergesi verdi. Çevre konusuyla ilgili önerge veren Soydan,  önergenin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını talep etti.

Başbakan Erdoğan'a, 8 Nisan 2013 tarihinde İstanbul Lütfi Kırdar Kongre Merkezi'nde düzenlenen Birleşmiş Milletler Ormancılık Forumu 10. Toplantısı'nın açılışında yaptığı konuşmayı hatırlatan Soydan önergesinde şu ifadelere yer verdi; "Büyüme ve kalkınma böyle devam ederse, ortada yaşanabilir bir dünya kalmayacak. Bu acımasız rekabet, bu hırs, bu tamah böyle devam ederse, çocuklarımıza bırakacağımız bir dünya var olmayacak. Hızlı büyüme karşısında, denizler kirlenmekte, akarsular, göller kuruyor, ormanlar tehdit altına girmekte ve eko-sistemin hızla bozulmaktadır. Birileri kalkınırken, bir yerlerde nehirler kuruyor, birileri sanayileşirken, bir yerlerde denizler kirleniyor, birileri refah ve huzur içinde yaşarken, başka bir yerlerde ormanların yok edilmektedir. Dünyanın, bu şekilde hızla ve hırsla tüketilmeye devam edilmesi halinde, nefes alacak atmosfer, içecek bir damla su kalmayacaktır. Tükettiğimiz ürünlerin kaynağını sorgulamalıyız. Bir parça elmasın, bir gram altının, bir litre petrolün, bir metreküp doğalgazın, bir torba kömürün nerelerden geçip geldiğine, ne tür trajedilere şahit olarak evlerimize ulaştığına artık kafa yormamız gerekiyor' diyerek çevreye, doğaya ve yaşamın sürekliliğine karşı duyarlılığınızı ifade ettiniz. 10 yıllık iktidarınız döneminde, yukarıdaki söylemlerinizi eyleme dönüştürme, yaşama geçirme fırsatı bulduğunuz gerçeği doğrultusunda, dünyanın oksijen deposu, eşsiz doğa harikası Kaz Dağları'nda sürdürülen maden arama faaliyetlerinin ve Biga Ovası, Çanakkale de plansız, çarpık sanayileşmenin son bulması için bugüne kadar neler yaptınız, bundan sonra neler yapmayı düşünüyorsunuz, bölgede maden arama ve işletme ruhsatı vermeye devam edecek misiniz? Ege Bölgemizin tarımsal üretim merkezi ve göz bebeği olan Gediz Ovası nda toprağı, suyu ve havayı olumsuz etkileyen Turgutlu Çaldağ Nikel Madeni arama faaliyetlerine son verecek misiniz, bölgedeki maden arama faaliyetlerini durdurmayı düşünüyorsunuz? Kocaeli Dilovası, İzmir Aliağa yaşanan ve bölgede yaşayan insanların yaşamını tehdit eder hale gelen yoğun çevre kirliliği, özelliklede hava kirliği karşısında neler yaptınız ve neler yapmayı düşünüyorsunuz? Söylemleriniz doğrultusunda havayı, suyu ve toprağı yani yaşamın kendisini korumak ve yaşatmak için ülkemizdeki tüm maden arama ve işletme ruhsatlarının yeniden değerlendirilmeye alınmasını, akarsularımızı akmaz hale getiren bölgelerde yaşamın can suyunu yok eden HES izinlerinin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulması konusunda çalışmalar yapmayı düşünüyor musunuz?”