Maden etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Maden etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Mayıs 2013 Çarşamba

Çanakkale Küçük Kıyamet'i yaşıyor


Çevre mücadelesine destek verenler Çanakkale Çevre Platformu öncülüğünde  iskele meydanında bir araya geldi. Basın açıklamasına Çanakkale Çevre Platformu üyeleri, Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, CHP İl ve İlçe yönetimi, Sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı.


Çanakkale, çevre, iskele, maden, kaz dağı,

Çanakkale Çevre Platformu dönem sözcüsü Hicri Nalbant yaptığı açıklamada Vali Tuna'ya teşekkür etti. Yeni Vali'den aynı duyarlılığı beklediklerini bildirdi.

Nalbant şunları söyledi; "Bizler aşağıda imzası bulunan; Demokratik kitle örgütleri”, dernekler, meslek örgütleri, sendikalar, yapılar, oluşumlar, partiler, diğer “STK”lar olarak, Kazdağı Yöresi ve Biga Yarımadası’nda çevre ve ekosistem üzerinde yıkıma yol açacak, başta altın-gümüş-bakır olmak üzere tüm “metalik madencilik faaliyetleri” ve “termik santral” projelerinin Çanakkale’mizin havası, toprağı, suyu ve değerleri üzerinde yaratacağı kirlilik sebebi ile en kısa zamanda, derhal durdurulmasını istiyoruz.

Sayın Çanakkale Valisi Güngör Azim Tuna, bugüne kadar bilimsel ve haklı gerekçelerle, altın şirketlerine gayri sıhhi müessese ruhsatı vermemiştir. Çanakkale’nin değerlerinden, doğadan, yaşamın sürekliliğinden yana tavır koyan Sayın Valimizi, bir kez daha kutluyor ve teşekkür ediyoruz. Bizlere göre beklenmedik ve zamansız olarak çıkarılan  Eskişehir İline tayinin, Sayın Valinin bu hassasiyetlerinden kaynaklanmamış olmasını diliyoruz. Bizler biliyoruz ki, Devlet’de devamlılık esastır. İlimize yeni atanan Sayın Vali Ahmet Çınar’dan da, Sayın Güngör Azim Tuna’nın gösterdiği duyarlılığın ve kararlılığın devamını bekliyoruz.

 Bugün bölgemizde, termik santral projeleri, altın madeni işletmeleri ile doğaya, çevreye, yaşam alanlarımıza ve Çanakkale değerlerine savaş açan zihniyet ile, Hatay, Urfa, Gaziantep gibi şehirlerimiz başta olmak üzere, emperyalistler ile işbirliği yapıp ülkeye savaş ithal eden zihniyet aynıdır. Çanakkale'de yaşam hakkımız ve yaşama alanlarımıza saldıranlara karşı nasıl mücadele veriyorsak, ülkemizi savaşa sürükleyen sisteme karşı da aynı kararlılıkla haykırıyoruz ve "savaşa hayır" diyoruz. Bu vesile ile, on gün önce Hatay'da (Reyhanlı İlçesi) hayatını kaybeden masum yurttaşlarımızı saygı ile anıyor yakınlarına sabır, yaralılara acil şifalar diliyoruz.
Çanakkale’mizin havasını, suyunu, toprağını koruma ve yaşam alanlarımızı savunma mücadelesinde yanımızda olan, Çanakkale Çevre Platformuna güç veren, destek olan tüm kişi ve kuruluşlar ile, birlikte olma irademizi sonuna kadar paylaşacağımızı bildiririz. Ancak bugüne kadar açık açık, çevreden yana tavır koymayan, sessiz kalan ve tarafını belli etmeyen kişilerin ve kuruluşların da Çanakkale’ye en büyük kötülüğü yaptığını ilan ediyoruz. Bu deklarasyonumuza imzalarını atarak desteklerini açıkça ilan eden yapılar dışında kalanları en kısa zamanda tek tek Çanakkale kamuoyu ile paylaşacağız.
Bilindiği üzere Biga Yarımadası ve özel olarak da Kazdağı Yöresi son yıllarda yoğun olarak maden arama faaliyetlerine açılmış bulunmaktadır. Bugün bölgede, maden arama ruhsatı verilmemiş bir karış yer neredeyse kalmamıştır. Bölge son yıllarda yoğun olarak çokuluslu Batılı yayılmacı ülkelerden gelen madencilik şirketlerinin sondajlı arama faaliyetlerine sahne olmaktadır.  Öncelikli olarak altın- gümüş ve bakır cevherleşmeleri aramak üzere sondajlar yapılmaktadır.  Daha henüz işletme evresine bile geçmeden, açılan binlerce derin maden arama sondajlarıyla yeraltı su hazneleri (akifer) delik deşik edilmiş, kötü sular tatlı sulara karıştırılmış, yüzlerce binlerce yıldır akmakta olan bazı pınarlar bir anda kurumuş, bazı pınarlardan bulanık, köpüklü (polimer) ve yağlı (gres yağı) sular akmağa başlamıştır.  Ormanlık alanlar içerisine açılan pek çok sondaj yolu ve sondaj yeri hazırlama kazılarıyla dağ yamaçlarının bitki örtüsü sıyrılmış, binlerce ağaç kesilmiş ve zemin, hızla  erozyona açık hale getirilmiştir.

Bugünlerde Çanakkale'nin içme suyunu sağlayan Atikhisar Barajı'nın su toplama havzasında, dağ yamaçlarında hummalı bir sondaj faaliyeti yürütülürken, Atikhisar Barajı'nın ve Çanakkale'nin içme suyunun yenilerde başına gelen sel felaketini bir hatırlayalım.
Aynalı Pazar Gazetesinin 9 Aralık 2012 tarihli sayısında şu başlıklar görülmektedir:

Çanakkale'nin Suyu Tehdit Altında
Boğaz İki Renk
10 Saatte  57 kg Yağış
Sel Bölgesinde İnceleme - Çanakkale İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ekipleri, geçtiğimiz hafta sonu yaşanan sel felaketinden etkilenen ilçelerde incelemeler yaptı.
Görülüyor ki Çanakkale ve ilçelerinde 2012 yılı Aralık ayının ilk haftasında bir sel felaketi olmuş.  Bereket ki henüz onbinlerce ton siyanür, arsenik, cıva, kurşun, antimon, kadmiyum gibi ağır metal zehirleri ve maden kazılarından çıkartılacak olan yüzlerce  milyon ton gevşek hafriyat yığınları sel felaketleri ile henüz tanışmamış.  Eğer Kirazlı ve sıradaki diğer altın madenleri sözü edilen sel felaketinden daha önce işletmeye geçmiş olsalardı, yani Sayın Güngör Azim Tuna daha önceden “gayri sıhhi müessese ruhsatı” vermiş olsaydı, bugün bölgede durum ne olurdu?  Bunun yanıtı çok açıktır: "küçük kıyamet"!
Çanakkale'ye su sağlayan Atikhisar barajı bir kaç günlük yağışın getirdiği erozyonla felç olmuş ve buna bağlı olarak Çanakkale’nin şehir suyu bulanık akmaya başlamıştır.  Çanakkale Belediyesi de şehir suyunun bir süre  kullanılmaması konusunda  halkı uyarmak zorunda kalmıştır.  Bu  doğal afetin nasıl bir şey olduğunu televizyonlarda seyretmiş bulunmaktayız.  Böyle bir su barajının su toplama havzasına, yüzlerce  milyon ton zehirli hafriyatı gelişigüzel yığacak bir maden işletmesi, nasıl kurulabilir?  Bunu yapsa yapsa ancak düşman kuvvetleri veya onlarla işbirliğine girmiş olan hainler, işbirlikçiler yapabilir. Altıncı çeteler, her fırsatta olduğu gibi yine "en son teknolojiyi kullanıyoruz" aldatmasına başvuracaklardır.  Halkımıza soruyoruz, bu güne kadar, milyonlarca ton zehirli maden hafriyatı, dağ yamaçlarında hangi "en son teknoloji" ile tutulabilmiştir? Hem tutulsa bile kaç yıl tutulabilir? Kazdağlarında, Çanakkale’de halen diri, deprem üretecek durumda çok sayıda fay bulunmaktadır.  Hiç beklenmedik bir anda gelip ortalığı sele veren şiddetli yağmurlarla, ansızın gelip metrelerce kalınlıktaki beton ve çelikle örülmüş duvarları yırtan depremlerle sözleşmeler mi yapmışlar bu işgalci çeteler de bizim haberimiz yok?  Biga Yarımadası'nın birinci derecede deprem bölgesi olduğunu bilmezlermi bunlar?  Elbette ki bizden daha iyi bilirler bilmesine.  Ama onların ilgi alanı bizim doğamızı, suyumuzu, toprağımızı korumak değil, yeraltındaki altınlarımızı bir an önce alıp kaçmaktır.
 Kazdağları, geniş bir bölgenin su kaynağıdır, bu hali ile hemen hemen tüm Biga Yarımadası'na hayat verir. Bu bölgenin su kaynaklarının kirletilmeden, zehirlenmeden korunması sadece Biga Yarımadası için değil, tüm Türkiye için bir yaşamsal zorunluluktur.
Çanakkale bölgesini vuran sel felaketi, önüne gelebilecek her türlü suni engeli yerle bir edebilecek niteliktedir.  Önüne çıkacak olan siyanür havuzlarını patlatır, bir kaç minare boyu yüksekliğe varacak olan zehirli hafriyat yığınlarını önüne katıp bir kaç günde Atikhisar Barajını ağzına kadar zehirli çamurla doldurabilir. Baraj bir anda işlevsiz hale gelebilir, 130 binden fazla insan beklenmedik şekilde susuz kalabilir. Ayrıca, deprem hareketleriyle çatlayacak olan siyanür havuzları ve hafriyat yığınları şiddetli yağışlarla buluştuğu taktirde, artık kıyametten kaçış yolu yoktur. İleride, maalesef bu tür sel felaketleri ve depremler bir gün yine gelip kapımızı çalacaktır; bu doğanın kanunudur.
Ancak, bu doğal felaketlerin, kıyamete dönüşmemesi insanoğlunun biz Çanakkale halkının elindedir.
 Suyumuza, toprağımıza, havamıza, ne pahasına olursa olsun sahip çıkmak zorundayız !"

                                                                             

6 Mayıs 2013 Pazartesi

Halk istemezse hiçbir şey yapılamaz!


Türk Tabipler Birliği Çanakkale Tabip odası Başkanlığı Çevre Komisyonu Serçiler Köyü Maden Alanının şimdiki ve gelecekteki durumu ile ilgili bir değerlendirme yaptı.

 Açıklamada şu ifadelere yer verildi; "Bugüne kadar hekimlik mesleğinin bize verdiği bilgi ve tecrübeye dayanan yetkiyle, kamu sağlığını korumak adına uyarı görevimizi yapmaya çalıştık. Bu konuda sadece biz değil; Türk Tabipleri Birliği yöneticileri de Çanakkale’ye gelerek uyarılarını yaptılar. Ancak geldiğimiz noktada üzülerek görüyoruz ki uyarılarımız sorumluluğu bulunan kurum ve kişilere ulaşmamıştır. Doktorların  sözlerini dinlemeyen hastaların hem yaşam süreleri kısalmakta hem de yaşam kaliteleri kötüleşmektedir. Doğası ve kültürel özellikleri ile bugüne kadar milyonlarca insana ev sahipliği yapmış, beslemiş ve barındırmış bu bölge, kirli sanayinin istilası altındadır. Böyle giderse önümüzdeki yıl içinde Çanakkale ili sınırları içinde 7’si açık 8 altın madeni, iki tane zenginleştirme tesisi en az 5 adet termik santral faaliyete geçecektir. Anlaşılan o dur ki kirli sanayi bu noktada kalmayacak; önümüzdeki yıllarda giderek daha fazla maden ve termik santral yatırımı yapılacaktır. Hali hazırda ilin mevcut çevre kirliliği potansiyelini saymıyoruz bile. Şu bilinmelidir ki, bugüne kadar bölgedeki çevre sorunlarının gizlenebilmesinin nedeni il genelinde henüz taşıma kapasitesini aşan bir kirlenme olmamasıdır. Bu durum bir yanılsamaya neden olmakta ve kirli olduğu artık dünyanın hiçbir yerinde tartışılmayan bu yatırımları sanki masum gibi göstermekte ve bölgedeki kamu adına karar verme yetkisinde olanları, halkı bilerek ya da bilmeyerek yanıltmaktadır. Buna şirketlerin verdiği sosyal rüşvetler de eklenince tozpembe bir gelecek olacakmışçasına herkes büyülenmektedir.



Bir kez daha uyarıyoruz!

Termik santraller ne kadar iyi teknoloji ile yapılırsa yapılsın hava kirliliğine neden olur.
Hava kirliliği zaten solunum yolu hastalıklarına bağlı olan ölümleri arttırır. Hatta yapılan çalışmalar hava kirliliğine neden olan zehirlerin çocukların üreme organlarını bile etkilediğini ve böylece gelecek nesillerde de bazı hastalıkların görülmesine neden olduğunu göstermektedir. Son yıllarda istatistiklere yansımamakla birlikte ilimizde hava kirliliğinin tehlikeli boyutlara ulaştığı dönemler olmuştur. Bugün kirliliğin istatistiklerde görülmemesinin nedeni çok sınırlı bölgelerde ölçüm yapılması ve hatta Biga’da termik santral tarafından yapılmasıdır. Bu ölçümlerde sunulan verilerin, şirketlerle çıkar ilişkisi olmadığını net bir şekilde ortaya koyan kurumlar tarafından ve herkesçe denetlenebilir bilimsel yöntemlerle yapılmadığı takdirde bizim açımızdan değeri bulunmamaktadır.
Altın madenciliğinin yarattığı riskler ise ortadır. Her şeyden önce bölgemizde binlerce hektarlık ormanlık alan yok edilecektir. Ormanlar temiz hava ve su kaynaklarının garantisidir. Bunun dışında kurulacak olan zenginleştirme tesislerinde her yıl yüzbinlerce metreküp su kullanılacaktır. Bu miktar tek bir işletme için en az 10000 kişinin ihtiyacı olan içme ve kullanma suyuna eşittir. Yeterli su bulunamadığında birçok hastalığın oluştuğu artık net bir şekilde bilinmektedir. Bunun dışında madenlerin hepsinde asit kaya drenajı ihtimali vardır ki bu durum su kaynaklarının ve toprağın kirli su ile kirlenmesine neden olmaktadır. Bölgemizde Çan havzasında madencilik faaliyetlerine bağlı olarak oluşan asit göllerinin toprağı ve suyu kirlettiği bilimsel çalışmalarda gösterilmiştir. Şimdi bu asit gölleri daha da artacak ve Çanakkale’ye yaklaşacaktır. Madenlerin önemli bir kısmı Atikhisar Barajının su toplama havzası içindedir. Birkaç yıl içinde ortaya çıkacak asit kaya drenajının barajı kirletmesi durumunda bunun sorumluluğu kime ait olacaktır? Eğer örnek alınmak isteniyorsa Balya’ya bakılmalıdır. Balya’da neredeyse 100 yıldır kapalı olan kurşun madeninden hala asit kaya drenajı devam etmektedir. Bu sular yüzey suları ile Manyas Gölüne kadar taşınmaktadır.

DAHA DA ARTTIRABİLECEĞİMİZ BU ÖRNEKLERİN IŞIĞINDA HERKESİ UYARIYORUZ!

Çanakkale’den oy isteyen ve isteyecek olan siyasetçilere sesleniyoruz!
Sizin varoluş nedeniniz halktır. Bu nedenle aldığınız kararlar halkın menfaatine zarar vermemelidir. Çanakkale’de yapılacak olan bu kıyımla ilgili kararınızı verin ve bunu halka açık bir şekilde bildirin. Aksi takdirde sadece oy kaybetmekle kalmaz; Çernobil faciasından sonra halkın gözü önünde çay içen bakan gibi tarihe geçersiniz. Bu halkın hafızasını küçümsemeyin.

Çanakkale Belediyesi başta olmak üzere belediye başkanlarına sesleniyoruz!

Bugüne kadar Çanakkale ve Bayramiç Belediyesi gibi bazı  başkanlar bu konuda açıkça taraf olmuşlardır. Ancak yapılanlar yeterli değildir. Özellikle Çanakkale başta olmak üzere yaşananlar su yetersizliğine neden olacaktır. Halka temiz ve güvenli içme suyu sağlamak belediyelerin görevidir. Madenlerin önemli bölümü su havzaları ve uzun mesafeli koruma alanlar üzerindedir. Çanakkale Belediyesinin vakit kaybetmeden bu durumun su kaynakları üzerine olan etkisini ve olası kötü senaryolar karşısında halka nereden su bulacağını araştırması gerekmektedir. Bulduğu bulguları da halkla paylaşmak zorundadır.

Köylüler, muhtarlar ve imamlara sesleniyoruz!

Köylerde yaşayan halkımızın büyük bir bölümü bu olayların kendilerine ne gibi zararlar vereceğini anlamaktadır. Ancak halen çeşitli nedenlerle muhtarlar ve imamlar başta olmak üzere bazı köylülerin kafasının karışık olduğunu görüyoruz. Maden şirketinin sizin kafanızı karıştırmak üzere rüşvetler verdiğini ve iş vaat ettiğini biliyoruz. Lütfen bunlara kanmayın. Bu şirketler dünyanın her yerinde sözler verirler ve sonra da göstermelik olarak bazılarınızı işe alırlar. Ancak çoğunluğunuz yine bundan yararlanamaz. Bununla birlikte altın madeni, resimde gördüğünüz şekilde köyünüzde yıkıma neden olacaktır. İş umuduyla kabul edeceğiniz bu maden 3 yıl sonra köyünüzü terk edecektir. Ondan sonra siz bu köyde yaşayamadığınızda yanınızda kimse olmayacaktır. Bazı muhtar ve imamların maden şirketinin sözlerine aldandığını  ve halkı yanılttığını görmekteyiz. Özellikle imamlara şunu hatırlatmak isteriz: Yüce dinimizin anlatıldığı hangi kitapta, Allahın özenle yarattığı bu güzellikleri ve nimetleri birilerine daha fazla para kazandırmak için yok edilmesine izin verilmektedir. Allah korkusuna rağmen bu talana sessiz kalan ya da destekleyen imamlara halk hiçbir zaman hakkını helal etmeyecektir.


Kamu adına karar verme yetkisinde olan yöneticiler ve memurlara sesleniyoruz!

Sayın Valimizin özellikle altın madenleri başta olmak üzere çevreye gösterdiği duyarlılık bizim için takdire şayandır. Ancak diğer kamu kurumları için çekincelerimiz bulunmaktadır. Bu kurumlar asli işlevlerinin halkın menfaatleri olduğunu unutmamalıdır. Çanakkale’de yapılmak istenen tüm bu yatırımların, sınırlı sayıda ortağı olan yabancı şirketleri zengin etmekten başka bir işe yaramayacağını ve sanki ülkemizdeki tüm kaynak sorunlarını arttıracakmış gibi sundukları vergiler ve sosyal rüşvetlerin, kirlettikleri doğanın temizleme maliyetlerini bile karşılamayacağını çok iyi bilinmektedir. Şimdiden sondaj bölgelerinde yaşanan kirlenme olayları sadece ceza kesmekle geçiştirilmektedir. Ancak 2000 yılında Romanya’da yaşanan bir kazanın benzerinin burada yaşanması durumunda bu iş sadece ceza keserek geçiştirilemeyecektir. Ve bu durumdan en fazla olası riskleri gör(e)meyen kamu görevlileri sorumlu olacaktır. Bu sorumluluğun hesabı yargı önün de olmasa bile vicdanlarda sorulacaktır.

Çanakkale’de bulunan sivil toplum örgütlerine sesleniyoruz!

Çanakkale’de bulunan sivil toplum örgütleri, meslek kuruluşları ve sendikaların çoğunluğunun gönüllü olarak Kaz Dağlarının çığlığını duyduğunu biliyoruz. Ancak son dönemde Çanakkale’de çevreyi de gündemine alan birçok yeni dernek ve platformun kurulduğunu görmekteyiz. Demokrasi için vazgeçilmez olan bu kurumların varlığından memnun olmaktayız. Ancak özellikle eğitim, sağlık ve çevre için çalışmak amacıyla kurulan bu dernek ve platformların sessizliğini anlamakta güçlük çekmekteyiz. Bu kadar tehlikeli bir dönemin arifesinde kurulan bu dernek ve platformların bu konudaki düşüncelerini ve niyetlerini bir an önce dürüst olarak açıklamalarını bekliyoruz.

Üniversite ve Bilim İnsanlarına sesleniyoruz!

Üniversite ve bilim insanları araştırma yapmakta ve görüş bildirmekte özgürdürler. Özgürlüklerinin sınırlarını da ancak kendileri belirler. Ancak bilim tarihi göstermektedir ki, çalışmalarıyla ve sözleri ile halkın sorunlarını anlayamayan ve onların yanında olamayan akademisyenler tarihin derinliklerinde kaybolmaktadırlar. İlimizde bulunan ve hepimizin varlığı ile övündüğü üniversitenin özellikle çevre sorunlarını araştırmak ve Kaz Dağlarına özel kurulan araştırma merkezlerinin sorunları görünür hale getirecek araştırmalar yapmaları ve en azından bu konunun üniversite içinde bilimsel ve demokratik bir şekilde tartışılmasını sağlamaları görevleridir. Bu görevleri yerine getiremeyen bilim insanlarının varlık gerekçelerinin tartışılır hale geleceğini hatırlatmak istiyoruz.

Çanakkale Halkına sesleniyoruz!

Bugün, yani 07 Mayıs 2013 günü saat 14:00’de Serçiler Köyünde sekizinci Altın ve Gümüş Madeni ocağı için Halkın Katılımı toplantısı yapılacaktır. Bu projelerin hepsi hayata geçtiğinde asıl sizin hayatınız etkilenecektir. Büyük ihtimalle şehrinizde temiz ve güvenli su sıkıntısı yaşanacaktır. Şehrinizin ve ilinizin çok sevdiğiniz doğal güzelliği ve sizin yaşam alanlarınız bu madenler ve termik santrallerle tarih olacaktır. En kötüsü de siz bunu fark ettiğinizde çok geç olacaktır. Tıpkı Dilovası gibi ölümlerinizin büyük bir kısmı kansere bağlı olduğunda artık yapılabilecek fazla bir şey kalmayacaktır. Sessizliğiniz bu felaketleri onayladığınız anlamına da gelmektedir. Dedelerinizin size bıraktığı bu güzellikleri ve değerleri siz torunlarınızdan çalınmasına göz yummak üzeresiniz.

Lütfen Kaz Dağının, Ağı Dağının, Atikhisar’ın, Kaz Dağı Köknarının, Kestanelerin, Su Kaynaklarınızın sesini duyun. Onların sesi kesildiğinde etrafta sizin sesinizi duyan kimse olmayacaktır.

Herkesi Çanakkale’de yaşanacak bu felaketi başlamadan engellemeye çağırıyoruz. Unutmayın halk istemezse hiçbir şey yapılamaz!


3 Mayıs 2013 Cuma

Soydan, Yenice'yi Meclis gündemine taşıdı



Cumhuriyet Halk Partisi Çanakkale Milletvekili Serdar Soydan, son günlerde gündeme gelen Yenice deki maden ocaklarının çalışmalarını meclis gündemine taşıdı

Meclis başkanlığına soru önergesi veren Soydan, soruların Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını  talep etti.




TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA



Aşağıdaki sorularımın Çevre ve Şehircilik Bakanı Sayın Erdoğan Bayraktar tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını  arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                                     M.Serdar Soydan

                                                                                                     Çanakkale Milletvekili

   

                                                                                                                         

Çanakkale Yenice İlçesine bağlı Karaaydın Köyü yakınlarında bulunan iki ayrı kurşun madeninin çalışmaları nedeni ile yöredeki dereler bulanık akmakta ve tarım alanlarında sıkıntılar yaşamaktadır.

Biri bakır, diğeri kurşun ayrıştıran bu iki maden şirketinin atık havuzlarının birbirine yakın olması ve kimyasal atıklar ve ağır metaller özellikle Han Dere ve Döşeme Dere için ciddi çevre tehdidi oluşturmaktadır.

Tarım ve hayvancılıkla uğraşan yöre halkının en önemli geçim kaynakları mantar ve kestanedir. Son zamanlarda görülen kestane kanseri nedeniyle bölgedeki kestaneliklerde kurumalar başlamıştır.



Bu doğrultuda;

1-Bölgede faaliyet gösteren maden şirketleri su ihtiyaçlarını nereden ve nasıl karşılamaktadırlar, bölgenin ekolojik dengesi için yaşamsal önem arz eden Han Dere ve Döşeme Deresinden su temini yapılmakta mıdır, yapılıyor ise zaten kısıtlı olan derelerdeki su daha fazla azaldıkça bölgenin ekolojik dengesi nasıl korunacaktır?

2- Madencilik çalışmalarının yapıldığı anılan bölgede tarımsal ürünlerin gördüğü zararların ve kestane ağaçlarının hastalıklarının nedeni araştırılmış mıdır, araştırıldı ise sonuçları nelerdir, bölgede faaliyet gösteren maden şirketlerinin kimyasal atıklarının bölgedeki su kaynaklarına ve tarım alanlarına zarar veriyor mu, zarar vermiyor ise bölgede görülen bitki örtüsündeki ve kestane ağaçlarındaki hastalıkların ve bölgedeki derelerin suyunun azalmasının nedenleri nedir?

11 Nisan 2013 Perşembe

Barolar Birliği çevre felaketini yerinde inceleyecek


Türkiye Barolar Birliği ile Çanakkale Barosu tarafından düzenlenecek konferansta Kaz Dağlarında yaşanan talanı gözler önüne serilecek.  'Kazdağları ve Siyanürlü Altın Madenciliği' konulu konferans 13-14 Nisan tarihinde Kolin Otel'de gerçekleştirilecek. Konferans sonrası  14 Nisan Pazar günü Kazdağları ve çevresinde sondaj çalışmaları yerinde incelenecek.
 Konferansta Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av. Vedat Ahsen Coşar,  Çanakkale Baro Başkanı Av. Bülent Şarlan açılış konuşmalarını yapacak.


Konferansta ayrıca Çanakkale Barosu Çevre Komisyonu Başkanı Av. Ali Aydın Çalıdağ'ın yöneticiliğini  yapacağı 'Kazdağlarının Coğrafi Yapısı, Endemik Tür Zenginliği, Tarım ve Ormancılık Yönünden Önemi, Siyanürlü Altın Madeni İşletmeciliğinin Çevreye Etkileri' konulu  oturuma Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Fen Edebiyat Fakültesi emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş, ÇOMÜ Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Kenan Kaynaş, Orman Yüksek Mühendisi Doç. Dr. Yücel Çağlar ile Çanakkale Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı ve Çanakkale Çevre Platformu Dönem Sözcüsü Hicri Nalbat konuşmacı olarak katılacak.

Konferansta ayrıca, TBB Çevre Komisyonu Üyesi Av. Bedrettin Kalın'ın yöneticiliğini yapacağı ikinci oturuma TBMM Çevre Komisyonu Üyesi Çanakkale Milletvekili Serdar Soydan, Ankara Barosu Av. Mehmet Horuş, Jeoloji Yüksek Mühendisi Tahir Öngür ve Gazeteci-Yazar Av. Metin Yeğin konuşmacı olarak katılacak.  3. oturumunda Kazdağları'nda altın madenciliği faaliyetlerinin canlılara ve halk sağlığına etkileri, hukuksal ve toplumsal boyutları irdelenecek. 3. oturumda belediye başkanı Ülgür Gökhan da konuşma yapacak.  Yöneticiliğini ÇOMÜ Ziraat Fakültesi Zooteknik Bölümü'nden Prof. Dr. Türker Savaş'ın yapacağı oturumda ÇOMÜ Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Coşkun Bakar, Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, Gazeteci-Yazar Özer Akdemir, İzmir Barosu'ndan Av. Ali Arif Cangı konuşmacı olarak yer alacak.

Kaz Dağlarına inceleme gezisi
Konferans sonrası katılımcılar   Kazdağları'na düzenlenen ve sondaj sahalarının da gezileceği bölgede incelemeler yapacak.

10 Nisan 2013 Çarşamba

Soydan'dan çevre önergesi

CHP Çanakkale Milletvekili Serdar Soydan, TBMM'ye soru önergesi verdi. Çevre konusuyla ilgili önerge veren Soydan,  önergenin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını talep etti.

Başbakan Erdoğan'a, 8 Nisan 2013 tarihinde İstanbul Lütfi Kırdar Kongre Merkezi'nde düzenlenen Birleşmiş Milletler Ormancılık Forumu 10. Toplantısı'nın açılışında yaptığı konuşmayı hatırlatan Soydan önergesinde şu ifadelere yer verdi; "Büyüme ve kalkınma böyle devam ederse, ortada yaşanabilir bir dünya kalmayacak. Bu acımasız rekabet, bu hırs, bu tamah böyle devam ederse, çocuklarımıza bırakacağımız bir dünya var olmayacak. Hızlı büyüme karşısında, denizler kirlenmekte, akarsular, göller kuruyor, ormanlar tehdit altına girmekte ve eko-sistemin hızla bozulmaktadır. Birileri kalkınırken, bir yerlerde nehirler kuruyor, birileri sanayileşirken, bir yerlerde denizler kirleniyor, birileri refah ve huzur içinde yaşarken, başka bir yerlerde ormanların yok edilmektedir. Dünyanın, bu şekilde hızla ve hırsla tüketilmeye devam edilmesi halinde, nefes alacak atmosfer, içecek bir damla su kalmayacaktır. Tükettiğimiz ürünlerin kaynağını sorgulamalıyız. Bir parça elmasın, bir gram altının, bir litre petrolün, bir metreküp doğalgazın, bir torba kömürün nerelerden geçip geldiğine, ne tür trajedilere şahit olarak evlerimize ulaştığına artık kafa yormamız gerekiyor' diyerek çevreye, doğaya ve yaşamın sürekliliğine karşı duyarlılığınızı ifade ettiniz. 10 yıllık iktidarınız döneminde, yukarıdaki söylemlerinizi eyleme dönüştürme, yaşama geçirme fırsatı bulduğunuz gerçeği doğrultusunda, dünyanın oksijen deposu, eşsiz doğa harikası Kaz Dağları'nda sürdürülen maden arama faaliyetlerinin ve Biga Ovası, Çanakkale de plansız, çarpık sanayileşmenin son bulması için bugüne kadar neler yaptınız, bundan sonra neler yapmayı düşünüyorsunuz, bölgede maden arama ve işletme ruhsatı vermeye devam edecek misiniz? Ege Bölgemizin tarımsal üretim merkezi ve göz bebeği olan Gediz Ovası nda toprağı, suyu ve havayı olumsuz etkileyen Turgutlu Çaldağ Nikel Madeni arama faaliyetlerine son verecek misiniz, bölgedeki maden arama faaliyetlerini durdurmayı düşünüyorsunuz? Kocaeli Dilovası, İzmir Aliağa yaşanan ve bölgede yaşayan insanların yaşamını tehdit eder hale gelen yoğun çevre kirliliği, özelliklede hava kirliği karşısında neler yaptınız ve neler yapmayı düşünüyorsunuz? Söylemleriniz doğrultusunda havayı, suyu ve toprağı yani yaşamın kendisini korumak ve yaşatmak için ülkemizdeki tüm maden arama ve işletme ruhsatlarının yeniden değerlendirilmeye alınmasını, akarsularımızı akmaz hale getiren bölgelerde yaşamın can suyunu yok eden HES izinlerinin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulması konusunda çalışmalar yapmayı düşünüyor musunuz?”


8 Nisan 2013 Pazartesi

Yollar Madenciler için açılıyor


Kaz Dağlarını talan etmeye hazırlanan altın tekelleri bölgede sondaj çalışmasının yansı sıra dağların sırtlarında yol genişletme çalışmaları da yapıyorlar. Çalışmalara hangi kurumun izin verdiği ise belirsizliğini koruyor.

Dünya mirası Kaz Dağını yerle bir etmeye çalışan Altın Tekelleri bir an bile boş durmuyor. Madenciler bölgede adeta son hazırlıklarını tamamlamak için canla başla çalışıyor.


Kuşçayırı ile Kirazlı köyleri arasında hem sondaj hemde yol genişletme çalışmaları tüm hızıyla sürüyor.
Kayalıdağ, Aladağ, Çakalkaya, Balaban bölgesine yaptığımız gezide de benzer görüntülere şahit olduk.
Maden şirketleri bölgedeki halka iş vererek yolların genişletilmesi çalışmasını yaptırıyordu. Tabi bu iş için kimden izin alındığı ise belirsizliğini koruyor.



6 Nisan 2013 Cumartesi

CHP Gençlik Kolları Kaz Dağına sahip çıkıyor


Cumhuriyet Halk Partisi İl Gençlik Kolları Kazdağları ‘nda maden aramasına karşı imza kampanyası başlattı. Bir hafta boyunca Kordon, Cumhuriyet meydanı ve Cuma pazarı güzergahında devam edecek olan imza kampanyasına vatandaşlar büyük ilgi gösterdi.
 İl Gençlik Kolları Başkanı Barış Adak imza kampanyası ile ilgili şu açıklamalarda bulundu; "Kazdağları  hassas bir ekosistemdir. Yalnızca 24 köyümüzü değil, Çanakkale ve çevre illerin akarsularını besleyen bir su havzasıdır. Tüm bölgede yaşayan canlıların hayat kaynağıdır. Kazdağı ve çevresinde yetişen bitkisel ve hayvansal ürünler tüm ülkeye yarar sağlamaktadır. Tarihsel, sosyo-kültürel değerinin yanı sıra ekonomik açıdan istihdamın da büyük kısmını burası karşılamaktadır. Madencilik şirketleri için çok karlı olan altın aramalarının yöremize, ülkemize bir katkısı olmadığı gibi; geriye doğal kaynakları tüketilmiş, kirletilmiş, tahrip edilmiş bir doğa kalmaktadır. Bizler kendi yaşamımıza, havamıza, suyumuza, toprağımıza, hayvanımıza, insanımıza sahip çıkmadıkça; onlar bizim bugünümüzü ve geleceğimizi elimizden almakta tereddüt etmeyeceklerdir. Ancak sesimizi duyurmaya kararlıyız. İmza kampanyamızı ilçelerimizde gençlik kollarımızla organize şekilde sürdüreceğiz. Böyle düşünen herkesi havasına, suyuna, toprağına sahip çıkmak için imza kampanyamıza destek vermeye çağırıyoruz."


5 Nisan 2013 Cuma

Tabip Odası Çevre Komisyonundan çağrı


Çanakkale Tabip Odası Çevre Komisyonu, yaptığı açıklamada sağlıklı bir yaşam için suyuna, havaya ve toprağına sahip çıkması için kent halkına çağrı yaptı.

Çanakkale de son günlerde artan çevre felaketlerine dikkat çeken Tabip Odası Çevre Komisyonu üyeleri; “Çevre koşullarının bozulduğu bir dünyada sağlıklı kalmak mümkün değil” sözleri ile süreci özetlediler.

Komisyon açıklamasında şu ifadelere yer verdi; "“Temiz ve yaşanabilir çevre sağlıklı bir yaşam için en gerekli unsurdur. Çanakkale ili ve Biga Yarımadası, sağlıklı yaşam için oldukça zengin bir bölgedir. Sermayenin kâr iştahından bugüne kadar korunabilmiş, yarısı orman olan; Bin Pınarlı İda Dağı'na, uzun ve temiz bir sahil hattına, alabildiğince geniş zeytin ormanlarına, Kazdağı Göknarına ve bir çok tarım ürününe ev sahipliği yapan bu bölge, bir insanın sağlıklı doğup sağlıklı yaşamını sürdürüp ve huzur içinde yaşlanabilmesi için henüz tüm şartlara sahiptir. Ancak bu koşullar bugün için geçerlidir! Biz hekimler, bugün şunu çok iyi biliyoruz; çevre koşullarının bozulduğu bir dünya da sağlıklı kalmak çok da mümkün değildir. Günümüzde çok yoğun nüfusa ve sanayi yoğunluğuna sahip olan Kocaeli ve İstanbul bölgesinin tüm zenginliklerine rağmen insanların huzur içinde ve sağlıklı yaşam sürmelerine izin verecek şehirler olduklarını iddia etmek çok zordur. Bugün Kocaeli Dilovası’nda kansere bağlı ölümlerin tüm ölümler için üçte birlik bir payı olduğu; bebeklerin kakalarında ve annelerin ilk sütlerinde ağır metal olduğu bilimsel araştırmalarla ispat edilmiştir. Bölgenin yoğun nüfus yapısına bağlı yaşanan sorunların özellikle de trafiğe bağlı sorunların yarattığı sağlık sorunları için ise söylenebilecek hiçbir söz bulunmamaktadır” ifadelerini kullandı.


“Su kaynaklarımız yok olacak”

Çanakkale bölgesinde yedi altın madeni ve iki zenginleştirme tesisinin açılmak üzere olması nedeniyle tehlikeye dikkat çeken hekimler; “Bugün yaşadığımız bölge bugün her ne kadar sağlıklı yaşamın bir kaynağı altında olsa bile; yakın gelecek için bu varlıklar tehdit altında bulunmaktadır. Gelişme ve büyüme adına ekonomik gerekçelerle planlanan yatırımlar, bölgemizde belki de çeyrek yüzyıl sonra bugün İstanbul ve Kocaeli bölgesinin keşmekeşini yaşamamıza neden olabilecektir. Çanakkale bölgesinde yedi altın madeni ve iki zenginleştirme tesisi açılmak üzeredir. Binlerce megawatt gücünde termik santral yatırımları planlanmaktadır. Halkın şehir içinde denize girmek ve dinlenmek amacıyla kullandığı alanlar yat limanı altında belirli bir kesime peşkeş çekilmek üzeredir. Bütün planlar yapılmak istenenlerin sadece bir bölümüdür ve beraberinden başka sorunları da getirecektir. Altın madenleri ilin zaten sınırda olan su kaynaklarının kullanılamaz hale gelmesine neden olacaktır. Sadece sondajların yapılmış olmasına rağmen bir çok köy sularının içilemez olmasından şikâyetçidir. Bu durum sadece içme ve kullanma suyunu değil ona bağlı tarım ve hayvancılığı da etkileyebilecektir. Bugün övündüğümüz zenginliklerimiz belki de bir süre sonra sadece resimlerde kalacaktır” dediler.


“Bir kez daha uyarıyoruz”
Toplumun tüm kesimlerini  yaşanabilecek tehlikelere karşı uyaran hekimlerin açıklamasında şu ifadelere yer verildi;  “Çok kısaca özetlenmeye çalışılan tüm sorunlar görülmeye başlandığında insanların sağlığının bundan etkilenmemesi beklenemez. Bu ürünlerin üretilmesinde yaşanacak sorunlar önce onları üretenlerin sonra da onları tüketenlerin hayatların doğrudan ya da dolaylı olarak etkileyecektir. İşte bu da sağlığın sosyal boyutuna çarpıcı bir örnektir! Dünya üzerinde yaptığımız her faaliyet olumlu ve olumsuz sağlığımız etkileme potansiyeline sahiptir. Bu nedenle, Dünya Sağlık Gününde, sağlığın sosyal boyutunu ve olası etkilerini kamuoyuna hatırlatmayı mesleğimizin bir gereği olarak görmekteyiz. Ve Dünya Sağlık Günü nedeniyle, hem halkımızı hem de karar vericileri, yapılması planlanan faaliyetlerin ekonomik katkılarının yanında fiziksel ve sosyal çevre üzerinden insan sağlığını etkileme ihtimallerini de göz önünde bulundurmaları konusunda bir kez daha uyarıyoruz.”



26 Mart 2013 Salı

Maden ve Termikçilere yeni düzenleme


Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, riskli mesleklere yeni mesai ayarı getiriyor. Termik santrallerde, çelikhanelerde, maden ocaklarında çalışan işçiler günde en fazla 7.5 saat mesai yapacak.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, sağlık kuralları bakımından riskli olan işlerde azami çalışma sürelerini düzenleyen yönetmelik taslağı hazırladı. Düzenlemeyle günde ancak 7.5 saat çalışılacak işlerle, 7.5 saatten daha az çalışılacak işler listesi oluşturuldu. Buna göre kurşun üretilen galenit, serüzit gibi cevherlerin çıkarılmasına ilişkin maden ocağı işleri, kurşun levha ve lehimlerin alevle kesilmesi, kurşunlu boyaların yakılması, içinde kurşun olan boya ve vernik gibi maddelerin kullanıldığı emaye, kauçuk, çini, cam, oyuncak yapımı, otomobil boyacılığı, harf matbaacılığı gibi işlerde günde en faz 7.5 saat çalışılacak.

Madencilere yeni düzen

Çimento sanayi işlerinde, termik santrallarde, kömür ve ocak işlerinde kimyasal arıtmada, bakır fabrikalarında, galvanizli demir lehimciliği, maden eritme, karpit sanayi, kalaycılık, akü yapımı ve pnömokonyaz yapan tozların bulunduğu işyerlerinde de en fazla 7.5 saate kadar mesai yapılacak.

Riskli işlerde çalışanlar fazla mesai de yapamayacak. Söz konusu işlerden birini veya birkaçını sürekli olarak ya da zaman zaman yapan işverenler, bu işlerin çeşit ve niteliklerini, yapılma zamanlarını, kadın ve erkek çalışan sayısını İş Kurumu İl Müdürlüğü’ne yazılı olarak bildirmek zorunda olacak.