kaz dağı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kaz dağı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6 Mayıs 2013 Pazartesi
Halk istemezse hiçbir şey yapılamaz!
Türk Tabipler Birliği Çanakkale Tabip odası Başkanlığı Çevre Komisyonu Serçiler Köyü Maden Alanının şimdiki ve gelecekteki durumu ile ilgili bir değerlendirme yaptı.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi; "Bugüne kadar hekimlik mesleğinin bize verdiği bilgi ve tecrübeye dayanan yetkiyle, kamu sağlığını korumak adına uyarı görevimizi yapmaya çalıştık. Bu konuda sadece biz değil; Türk Tabipleri Birliği yöneticileri de Çanakkale’ye gelerek uyarılarını yaptılar. Ancak geldiğimiz noktada üzülerek görüyoruz ki uyarılarımız sorumluluğu bulunan kurum ve kişilere ulaşmamıştır. Doktorların sözlerini dinlemeyen hastaların hem yaşam süreleri kısalmakta hem de yaşam kaliteleri kötüleşmektedir. Doğası ve kültürel özellikleri ile bugüne kadar milyonlarca insana ev sahipliği yapmış, beslemiş ve barındırmış bu bölge, kirli sanayinin istilası altındadır. Böyle giderse önümüzdeki yıl içinde Çanakkale ili sınırları içinde 7’si açık 8 altın madeni, iki tane zenginleştirme tesisi en az 5 adet termik santral faaliyete geçecektir. Anlaşılan o dur ki kirli sanayi bu noktada kalmayacak; önümüzdeki yıllarda giderek daha fazla maden ve termik santral yatırımı yapılacaktır. Hali hazırda ilin mevcut çevre kirliliği potansiyelini saymıyoruz bile. Şu bilinmelidir ki, bugüne kadar bölgedeki çevre sorunlarının gizlenebilmesinin nedeni il genelinde henüz taşıma kapasitesini aşan bir kirlenme olmamasıdır. Bu durum bir yanılsamaya neden olmakta ve kirli olduğu artık dünyanın hiçbir yerinde tartışılmayan bu yatırımları sanki masum gibi göstermekte ve bölgedeki kamu adına karar verme yetkisinde olanları, halkı bilerek ya da bilmeyerek yanıltmaktadır. Buna şirketlerin verdiği sosyal rüşvetler de eklenince tozpembe bir gelecek olacakmışçasına herkes büyülenmektedir.
Bir kez daha uyarıyoruz!
Termik santraller ne kadar iyi teknoloji ile yapılırsa yapılsın hava kirliliğine neden olur.
Hava kirliliği zaten solunum yolu hastalıklarına bağlı olan ölümleri arttırır. Hatta yapılan çalışmalar hava kirliliğine neden olan zehirlerin çocukların üreme organlarını bile etkilediğini ve böylece gelecek nesillerde de bazı hastalıkların görülmesine neden olduğunu göstermektedir. Son yıllarda istatistiklere yansımamakla birlikte ilimizde hava kirliliğinin tehlikeli boyutlara ulaştığı dönemler olmuştur. Bugün kirliliğin istatistiklerde görülmemesinin nedeni çok sınırlı bölgelerde ölçüm yapılması ve hatta Biga’da termik santral tarafından yapılmasıdır. Bu ölçümlerde sunulan verilerin, şirketlerle çıkar ilişkisi olmadığını net bir şekilde ortaya koyan kurumlar tarafından ve herkesçe denetlenebilir bilimsel yöntemlerle yapılmadığı takdirde bizim açımızdan değeri bulunmamaktadır.
Altın madenciliğinin yarattığı riskler ise ortadır. Her şeyden önce bölgemizde binlerce hektarlık ormanlık alan yok edilecektir. Ormanlar temiz hava ve su kaynaklarının garantisidir. Bunun dışında kurulacak olan zenginleştirme tesislerinde her yıl yüzbinlerce metreküp su kullanılacaktır. Bu miktar tek bir işletme için en az 10000 kişinin ihtiyacı olan içme ve kullanma suyuna eşittir. Yeterli su bulunamadığında birçok hastalığın oluştuğu artık net bir şekilde bilinmektedir. Bunun dışında madenlerin hepsinde asit kaya drenajı ihtimali vardır ki bu durum su kaynaklarının ve toprağın kirli su ile kirlenmesine neden olmaktadır. Bölgemizde Çan havzasında madencilik faaliyetlerine bağlı olarak oluşan asit göllerinin toprağı ve suyu kirlettiği bilimsel çalışmalarda gösterilmiştir. Şimdi bu asit gölleri daha da artacak ve Çanakkale’ye yaklaşacaktır. Madenlerin önemli bir kısmı Atikhisar Barajının su toplama havzası içindedir. Birkaç yıl içinde ortaya çıkacak asit kaya drenajının barajı kirletmesi durumunda bunun sorumluluğu kime ait olacaktır? Eğer örnek alınmak isteniyorsa Balya’ya bakılmalıdır. Balya’da neredeyse 100 yıldır kapalı olan kurşun madeninden hala asit kaya drenajı devam etmektedir. Bu sular yüzey suları ile Manyas Gölüne kadar taşınmaktadır.
DAHA DA ARTTIRABİLECEĞİMİZ BU ÖRNEKLERİN IŞIĞINDA HERKESİ UYARIYORUZ!
Çanakkale’den oy isteyen ve isteyecek olan siyasetçilere sesleniyoruz!
Sizin varoluş nedeniniz halktır. Bu nedenle aldığınız kararlar halkın menfaatine zarar vermemelidir. Çanakkale’de yapılacak olan bu kıyımla ilgili kararınızı verin ve bunu halka açık bir şekilde bildirin. Aksi takdirde sadece oy kaybetmekle kalmaz; Çernobil faciasından sonra halkın gözü önünde çay içen bakan gibi tarihe geçersiniz. Bu halkın hafızasını küçümsemeyin.
Çanakkale Belediyesi başta olmak üzere belediye başkanlarına sesleniyoruz!
Bugüne kadar Çanakkale ve Bayramiç Belediyesi gibi bazı başkanlar bu konuda açıkça taraf olmuşlardır. Ancak yapılanlar yeterli değildir. Özellikle Çanakkale başta olmak üzere yaşananlar su yetersizliğine neden olacaktır. Halka temiz ve güvenli içme suyu sağlamak belediyelerin görevidir. Madenlerin önemli bölümü su havzaları ve uzun mesafeli koruma alanlar üzerindedir. Çanakkale Belediyesinin vakit kaybetmeden bu durumun su kaynakları üzerine olan etkisini ve olası kötü senaryolar karşısında halka nereden su bulacağını araştırması gerekmektedir. Bulduğu bulguları da halkla paylaşmak zorundadır.
Köylüler, muhtarlar ve imamlara sesleniyoruz!
Köylerde yaşayan halkımızın büyük bir bölümü bu olayların kendilerine ne gibi zararlar vereceğini anlamaktadır. Ancak halen çeşitli nedenlerle muhtarlar ve imamlar başta olmak üzere bazı köylülerin kafasının karışık olduğunu görüyoruz. Maden şirketinin sizin kafanızı karıştırmak üzere rüşvetler verdiğini ve iş vaat ettiğini biliyoruz. Lütfen bunlara kanmayın. Bu şirketler dünyanın her yerinde sözler verirler ve sonra da göstermelik olarak bazılarınızı işe alırlar. Ancak çoğunluğunuz yine bundan yararlanamaz. Bununla birlikte altın madeni, resimde gördüğünüz şekilde köyünüzde yıkıma neden olacaktır. İş umuduyla kabul edeceğiniz bu maden 3 yıl sonra köyünüzü terk edecektir. Ondan sonra siz bu köyde yaşayamadığınızda yanınızda kimse olmayacaktır. Bazı muhtar ve imamların maden şirketinin sözlerine aldandığını ve halkı yanılttığını görmekteyiz. Özellikle imamlara şunu hatırlatmak isteriz: Yüce dinimizin anlatıldığı hangi kitapta, Allahın özenle yarattığı bu güzellikleri ve nimetleri birilerine daha fazla para kazandırmak için yok edilmesine izin verilmektedir. Allah korkusuna rağmen bu talana sessiz kalan ya da destekleyen imamlara halk hiçbir zaman hakkını helal etmeyecektir.
Kamu adına karar verme yetkisinde olan yöneticiler ve memurlara sesleniyoruz!
Sayın Valimizin özellikle altın madenleri başta olmak üzere çevreye gösterdiği duyarlılık bizim için takdire şayandır. Ancak diğer kamu kurumları için çekincelerimiz bulunmaktadır. Bu kurumlar asli işlevlerinin halkın menfaatleri olduğunu unutmamalıdır. Çanakkale’de yapılmak istenen tüm bu yatırımların, sınırlı sayıda ortağı olan yabancı şirketleri zengin etmekten başka bir işe yaramayacağını ve sanki ülkemizdeki tüm kaynak sorunlarını arttıracakmış gibi sundukları vergiler ve sosyal rüşvetlerin, kirlettikleri doğanın temizleme maliyetlerini bile karşılamayacağını çok iyi bilinmektedir. Şimdiden sondaj bölgelerinde yaşanan kirlenme olayları sadece ceza kesmekle geçiştirilmektedir. Ancak 2000 yılında Romanya’da yaşanan bir kazanın benzerinin burada yaşanması durumunda bu iş sadece ceza keserek geçiştirilemeyecektir. Ve bu durumdan en fazla olası riskleri gör(e)meyen kamu görevlileri sorumlu olacaktır. Bu sorumluluğun hesabı yargı önün de olmasa bile vicdanlarda sorulacaktır.
Çanakkale’de bulunan sivil toplum örgütlerine sesleniyoruz!
Çanakkale’de bulunan sivil toplum örgütleri, meslek kuruluşları ve sendikaların çoğunluğunun gönüllü olarak Kaz Dağlarının çığlığını duyduğunu biliyoruz. Ancak son dönemde Çanakkale’de çevreyi de gündemine alan birçok yeni dernek ve platformun kurulduğunu görmekteyiz. Demokrasi için vazgeçilmez olan bu kurumların varlığından memnun olmaktayız. Ancak özellikle eğitim, sağlık ve çevre için çalışmak amacıyla kurulan bu dernek ve platformların sessizliğini anlamakta güçlük çekmekteyiz. Bu kadar tehlikeli bir dönemin arifesinde kurulan bu dernek ve platformların bu konudaki düşüncelerini ve niyetlerini bir an önce dürüst olarak açıklamalarını bekliyoruz.
Üniversite ve Bilim İnsanlarına sesleniyoruz!
Üniversite ve bilim insanları araştırma yapmakta ve görüş bildirmekte özgürdürler. Özgürlüklerinin sınırlarını da ancak kendileri belirler. Ancak bilim tarihi göstermektedir ki, çalışmalarıyla ve sözleri ile halkın sorunlarını anlayamayan ve onların yanında olamayan akademisyenler tarihin derinliklerinde kaybolmaktadırlar. İlimizde bulunan ve hepimizin varlığı ile övündüğü üniversitenin özellikle çevre sorunlarını araştırmak ve Kaz Dağlarına özel kurulan araştırma merkezlerinin sorunları görünür hale getirecek araştırmalar yapmaları ve en azından bu konunun üniversite içinde bilimsel ve demokratik bir şekilde tartışılmasını sağlamaları görevleridir. Bu görevleri yerine getiremeyen bilim insanlarının varlık gerekçelerinin tartışılır hale geleceğini hatırlatmak istiyoruz.
Çanakkale Halkına sesleniyoruz!
Bugün, yani 07 Mayıs 2013 günü saat 14:00’de Serçiler Köyünde sekizinci Altın ve Gümüş Madeni ocağı için Halkın Katılımı toplantısı yapılacaktır. Bu projelerin hepsi hayata geçtiğinde asıl sizin hayatınız etkilenecektir. Büyük ihtimalle şehrinizde temiz ve güvenli su sıkıntısı yaşanacaktır. Şehrinizin ve ilinizin çok sevdiğiniz doğal güzelliği ve sizin yaşam alanlarınız bu madenler ve termik santrallerle tarih olacaktır. En kötüsü de siz bunu fark ettiğinizde çok geç olacaktır. Tıpkı Dilovası gibi ölümlerinizin büyük bir kısmı kansere bağlı olduğunda artık yapılabilecek fazla bir şey kalmayacaktır. Sessizliğiniz bu felaketleri onayladığınız anlamına da gelmektedir. Dedelerinizin size bıraktığı bu güzellikleri ve değerleri siz torunlarınızdan çalınmasına göz yummak üzeresiniz.
Lütfen Kaz Dağının, Ağı Dağının, Atikhisar’ın, Kaz Dağı Köknarının, Kestanelerin, Su Kaynaklarınızın sesini duyun. Onların sesi kesildiğinde etrafta sizin sesinizi duyan kimse olmayacaktır.
Herkesi Çanakkale’de yaşanacak bu felaketi başlamadan engellemeye çağırıyoruz. Unutmayın halk istemezse hiçbir şey yapılamaz!
13 Nisan 2013 Cumartesi
Kaz dağları yolunacak kaz değildir
Türkiye Barolar Birliği ve Çanakkale Barosu tarafından Kolin Hotel de düzenlenen "Kazdağları ve Siyanürlü Altın Madenciliği" konulu panelde yaptığı konuşma yapan Çanakkale Baro Başkanı Bülent Şarlan, "Kazdağları’nın zarar görmesi, içindeki bir dalın bile kırılmasına avukatlar olarak tahammülümüz yoktur. Programımızın afişe dikkatinizi çekerim. Orada topuğuna ok saplanmış bir görüntü göreceksiniz. Yarı tanrısal kahraman Aşil topuğundan vurulmuştu. Birazda bundan olsa gerek vücudumuzda hiç esnemeyen, en güçlü bağ ayağımızdaki Aşil bağıdır. O sebeptendir ki Kazdağları’na hassasiyetimiz Aşil bağları gibidir. Oynatılamaz, esnetilemez, eğilemez, bükülemez" dedi.
Çanakkale Baro Başkanı Bülent Şarlan Türkiye Barolar Birliği ve Çanakkale Barosu tarafından Kolin Hotel de düzenlenen "Kazdağları ve Siyanürlü Altın Madenciliği" konulu panelde yaptığı konuşmada, Siyanürlü altın işletmeciliğinin, İnsan haklarının ve çevre hakkının ihlal olduğunu belirterek; "Su kaynaklarının temizliği hakkının yok edildiğini ifade ediyoruz. Gıda güvenliği hakkının tehdit edildiğini vurguluyoruz. Yüzyıllardır gücün değil, hakkın peşinde koşuyoruz. Bunun içindir ki bugün burada hangi memleketten olursa olsun, ister Ankaralı, ister Afyonlu, İster Erzurumlu, İster Samsunlu bu salonda toplanan her bir avukat Rausseau'nun meşhur ifadesiyle "Bütün memleketlerin yerlisi, bütün yüzyılların çağdaşı" sözünü doğrular.Bu ilkeler yolumuza ışık tutmaktadır" dedi
"Kazdağları Olmak ya da olmamakla sınanıyor"
Baro başkanı Bülent Şarlan konuşmasında şu ifadelere yer verdi; " Eşsiz ormanlarıyla, endemik türleriyle, oksijeniyle Türkiye’de birincidir. Tarihsel, kültürel, ekolojik ve toplumsal mirasıyla bir mücevher ve bir incidir. Dünyamızın en önemli ekosistemlerinden biridir. Bu ve daha nice değerlere rağmen, on altı (66 da olabilir) maden firması, toprağın altına, topraktaki altına göz dikmiş durumdadır. Adeta toprağın altını üstüne getirmek istemektedir. Tonlarca siyanür Bin Pınarlı İda’nın damarlarına şırınga edilmektedir. Avrupa Birliği ülkelerinde yasaklanan siyanürlü madenciliğinin Kazdağları’nda ar damarı çatlamıştır. Çünkü süregelen bu madencilik;Yeraltı ve yerüstü sularının kirlenmesidir. Kazdağları’ndan, diğer adıyla, Bin pınarlı İda’dan yaklaşık 2,5 milyon insanın içme-kullanma suyunun kaybedilmesidir. Tarımsal faaliyetlerinde kullandığı suların kirlenmesidir. İnsanların hastalanması, toplu hayvan ölümleri, ağaç katliamlarıdır.Toprak ve havanın mahvolmasıdır. Zehirin hava ve suyla Denizlere taşınmasıdır. Binlerce sondajla, açılan ölüm çukurlarıyla Kazdağları’nın kevgire çevrilmesidir. KAZ dağlarının ENKAZ dağlarına dönüştürülmesidir. Yöre insanının çığlığına, Kazdağları’nın feryadına avukatlar olarak ses veriyoruz. Kazdağları’nın Üstünün “Altın”dan daha değerli olduğunu haykırıyoruz.Doğaya, yeni doğanlara, doğacaklara borç ödüyoruz. Bugün bu eşsiz bölgeye yönelik duyarlılık gösterenlere teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av. Sayın Ahsen Coşar başta olmak üzere, birliğin duyarlı yöneticilerine teşekkür ediyorum. Bu özel program için çalışan Çanakkale Barosu’na üye değerli meslektaşlarımıza, Çevre Komisyonumuza şükranlarımı sunuyorum. Bilgileriyle programımıza katkı verecek olan başta akademisyenler ve uzmanlar olmak üzere, yöneticilere, meslektaşlarıma ve tüm katkı sunanlara teşekkür ediyorum. Organizasyonu düzenleyerek, katılarak geleceğe olan borçlarını ödeyenlere teşekkürlerimi sunuyorum. Sözlerimi tamamlarken; Toprağımız ve havamız bozulmadan, sularımız zehirlenmeden ve bölgemiz susuz kalmadan ve vakit geç olmadan haydi diyorum. Kazdağları’nı korumak hepimizin görevidir. Onun için Görevliyiz. Onun için Görevdeyiz."
9 Nisan 2013 Salı
Çanakkale Su Kaynaklarına Sahip Çıkıyor!
3. Atikhisar Kır Şenliği
Çanakkale Su Kaynaklarına Sahip Çıkıyor!
Bu yıl 3.sü gerçekleştirilecek olan geleneksel “Atikhisar
Kır Şenliği” hazırlıkları sürüyor. Çevreye
duyarlı sivil toplum örgütleri, meslek odaları, kamu kurum-kuruluşları ve
kentlilerin Çanakkale’nin tek su kaynağı Atikhisar Barajı ve çevresinin önemine
dikkat çekmek, farkındalık oluşturmak amacıyla hazırladıkları şenlik 4-5 Mayıs
2013 tarihlerinde gerçekleştirilecek.
Program
4 Mayıs 2013 Cumartesi
Saat 13.00 Cumhuriyet Meydanı
Basın Açıklaması ve Yürüyüş
5 Mayıs 2013 Pazar
Saat 12.00 – 18.00 Atikhisar Barajı
Kır Şenliği
Şenlik alanına ulaşım 11.00’den itibaren Çanakkale
Belediyesi önünden kalkacak otobüslerle sağlanacaktır.
Ayrıntılı bilgi için:
Çanakkale Kent Konseyi
Kaz Dağı ve Biga Yarımadası Çalışma Grubu
Tel: 0(286) 213 7163
Fax: 0(286) 217 7309
Kemalpaşa Mahallesi Molla Yakup Sokak No:15
canakkalekentkonseyi@gmail.com
www.facebook.com/AtikhisarKirSenligi
8 Nisan 2013 Pazartesi
Yollar Madenciler için açılıyor
Kaz Dağlarını talan etmeye hazırlanan altın tekelleri bölgede sondaj çalışmasının yansı sıra dağların sırtlarında yol genişletme çalışmaları da yapıyorlar. Çalışmalara hangi kurumun izin verdiği ise belirsizliğini koruyor.
Dünya mirası Kaz Dağını yerle bir etmeye çalışan Altın Tekelleri bir an bile boş durmuyor. Madenciler bölgede adeta son hazırlıklarını tamamlamak için canla başla çalışıyor.
Kuşçayırı ile Kirazlı köyleri arasında hem sondaj hemde yol genişletme çalışmaları tüm hızıyla sürüyor.
Kayalıdağ, Aladağ, Çakalkaya, Balaban bölgesine yaptığımız gezide de benzer görüntülere şahit olduk.
Maden şirketleri bölgedeki halka iş vererek yolların genişletilmesi çalışmasını yaptırıyordu. Tabi bu iş için kimden izin alındığı ise belirsizliğini koruyor.
6 Nisan 2013 Cumartesi
CHP Gençlik Kolları Kaz Dağına sahip çıkıyor
Cumhuriyet Halk Partisi İl Gençlik Kolları Kazdağları ‘nda maden aramasına karşı imza kampanyası başlattı. Bir hafta boyunca Kordon, Cumhuriyet meydanı ve Cuma pazarı güzergahında devam edecek olan imza kampanyasına vatandaşlar büyük ilgi gösterdi.
İl Gençlik Kolları Başkanı Barış Adak imza kampanyası ile ilgili şu açıklamalarda bulundu; "Kazdağları hassas bir ekosistemdir. Yalnızca 24 köyümüzü değil, Çanakkale ve çevre illerin akarsularını besleyen bir su havzasıdır. Tüm bölgede yaşayan canlıların hayat kaynağıdır. Kazdağı ve çevresinde yetişen bitkisel ve hayvansal ürünler tüm ülkeye yarar sağlamaktadır. Tarihsel, sosyo-kültürel değerinin yanı sıra ekonomik açıdan istihdamın da büyük kısmını burası karşılamaktadır. Madencilik şirketleri için çok karlı olan altın aramalarının yöremize, ülkemize bir katkısı olmadığı gibi; geriye doğal kaynakları tüketilmiş, kirletilmiş, tahrip edilmiş bir doğa kalmaktadır. Bizler kendi yaşamımıza, havamıza, suyumuza, toprağımıza, hayvanımıza, insanımıza sahip çıkmadıkça; onlar bizim bugünümüzü ve geleceğimizi elimizden almakta tereddüt etmeyeceklerdir. Ancak sesimizi duyurmaya kararlıyız. İmza kampanyamızı ilçelerimizde gençlik kollarımızla organize şekilde sürdüreceğiz. Böyle düşünen herkesi havasına, suyuna, toprağına sahip çıkmak için imza kampanyamıza destek vermeye çağırıyoruz."
Etiketler:
altın,
Barış Adak,
CHP Gençlik Kolları,
Çanakkale,
kaz dağı,
Maden,
tekel
5 Nisan 2013 Cuma
Tabip Odası Çevre Komisyonundan çağrı
Çanakkale Tabip Odası Çevre Komisyonu, yaptığı açıklamada sağlıklı bir yaşam için suyuna, havaya ve toprağına sahip çıkması için kent halkına çağrı yaptı.
Çanakkale de son günlerde artan çevre felaketlerine dikkat çeken Tabip Odası Çevre Komisyonu üyeleri; “Çevre koşullarının bozulduğu bir dünyada sağlıklı kalmak mümkün değil” sözleri ile süreci özetlediler.
Komisyon açıklamasında şu ifadelere yer verdi; "“Temiz ve yaşanabilir çevre sağlıklı bir yaşam için en gerekli unsurdur. Çanakkale ili ve Biga Yarımadası, sağlıklı yaşam için oldukça zengin bir bölgedir. Sermayenin kâr iştahından bugüne kadar korunabilmiş, yarısı orman olan; Bin Pınarlı İda Dağı'na, uzun ve temiz bir sahil hattına, alabildiğince geniş zeytin ormanlarına, Kazdağı Göknarına ve bir çok tarım ürününe ev sahipliği yapan bu bölge, bir insanın sağlıklı doğup sağlıklı yaşamını sürdürüp ve huzur içinde yaşlanabilmesi için henüz tüm şartlara sahiptir. Ancak bu koşullar bugün için geçerlidir! Biz hekimler, bugün şunu çok iyi biliyoruz; çevre koşullarının bozulduğu bir dünya da sağlıklı kalmak çok da mümkün değildir. Günümüzde çok yoğun nüfusa ve sanayi yoğunluğuna sahip olan Kocaeli ve İstanbul bölgesinin tüm zenginliklerine rağmen insanların huzur içinde ve sağlıklı yaşam sürmelerine izin verecek şehirler olduklarını iddia etmek çok zordur. Bugün Kocaeli Dilovası’nda kansere bağlı ölümlerin tüm ölümler için üçte birlik bir payı olduğu; bebeklerin kakalarında ve annelerin ilk sütlerinde ağır metal olduğu bilimsel araştırmalarla ispat edilmiştir. Bölgenin yoğun nüfus yapısına bağlı yaşanan sorunların özellikle de trafiğe bağlı sorunların yarattığı sağlık sorunları için ise söylenebilecek hiçbir söz bulunmamaktadır” ifadelerini kullandı.
“Su kaynaklarımız yok olacak”
Çanakkale bölgesinde yedi altın madeni ve iki zenginleştirme tesisinin açılmak üzere olması nedeniyle tehlikeye dikkat çeken hekimler; “Bugün yaşadığımız bölge bugün her ne kadar sağlıklı yaşamın bir kaynağı altında olsa bile; yakın gelecek için bu varlıklar tehdit altında bulunmaktadır. Gelişme ve büyüme adına ekonomik gerekçelerle planlanan yatırımlar, bölgemizde belki de çeyrek yüzyıl sonra bugün İstanbul ve Kocaeli bölgesinin keşmekeşini yaşamamıza neden olabilecektir. Çanakkale bölgesinde yedi altın madeni ve iki zenginleştirme tesisi açılmak üzeredir. Binlerce megawatt gücünde termik santral yatırımları planlanmaktadır. Halkın şehir içinde denize girmek ve dinlenmek amacıyla kullandığı alanlar yat limanı altında belirli bir kesime peşkeş çekilmek üzeredir. Bütün planlar yapılmak istenenlerin sadece bir bölümüdür ve beraberinden başka sorunları da getirecektir. Altın madenleri ilin zaten sınırda olan su kaynaklarının kullanılamaz hale gelmesine neden olacaktır. Sadece sondajların yapılmış olmasına rağmen bir çok köy sularının içilemez olmasından şikâyetçidir. Bu durum sadece içme ve kullanma suyunu değil ona bağlı tarım ve hayvancılığı da etkileyebilecektir. Bugün övündüğümüz zenginliklerimiz belki de bir süre sonra sadece resimlerde kalacaktır” dediler.
“Bir kez daha uyarıyoruz”
Toplumun tüm kesimlerini yaşanabilecek tehlikelere karşı uyaran hekimlerin açıklamasında şu ifadelere yer verildi; “Çok kısaca özetlenmeye çalışılan tüm sorunlar görülmeye başlandığında insanların sağlığının bundan etkilenmemesi beklenemez. Bu ürünlerin üretilmesinde yaşanacak sorunlar önce onları üretenlerin sonra da onları tüketenlerin hayatların doğrudan ya da dolaylı olarak etkileyecektir. İşte bu da sağlığın sosyal boyutuna çarpıcı bir örnektir! Dünya üzerinde yaptığımız her faaliyet olumlu ve olumsuz sağlığımız etkileme potansiyeline sahiptir. Bu nedenle, Dünya Sağlık Gününde, sağlığın sosyal boyutunu ve olası etkilerini kamuoyuna hatırlatmayı mesleğimizin bir gereği olarak görmekteyiz. Ve Dünya Sağlık Günü nedeniyle, hem halkımızı hem de karar vericileri, yapılması planlanan faaliyetlerin ekonomik katkılarının yanında fiziksel ve sosyal çevre üzerinden insan sağlığını etkileme ihtimallerini de göz önünde bulundurmaları konusunda bir kez daha uyarıyoruz.”
28 Mart 2013 Perşembe
Kaz Dağı Direniyor
Altın tekelleri tarafından talan edilen Kaz Dağları direnişini sürdürüyor. Bir çok canlı türünü barındıran Kaz Dağı şimdide yeni bir canlı türü ile doğaya katkı sunuyor
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi Öğretim üyesi Yrd. Doç Dr. Deniz Anıl Odabaşı’nın Uluslararası bir dergide basıma kabul edilen çalışmasına göre, Kaz Dağları’nın yüksek kesimlerinde yer alan Ayazma Deresinde tespit edilen, 2 mm boyunda yeni bir tatlı su salyangozu türü tanımlandı.
Odabaşı ve Georgiev tarafından, Kaz Dağı’nın endemik türü olduğu bildirilen Bythinella cinsine ait bu yeni gastropod türüne “kazdaghensis” adı verildi.
Yapılan çalışmada, önemli bir biyolojik çeşitlilik ve endemizm bölgesi olarak görülen Kaz Dağları’nda su kaynaklarının korunmasının, endemik ve hassas türler açısından çok önemli olduğu vurgulandı.
Literatürde ilk defa tanımlanan bu türün Holotip ve Paratip materyali Hamburg Zooloji Müzesinde saklanıyor.
Yapılan çalışmada, önemli bir biyolojik çeşitlilik ve endemizm bölgesi olarak görülen Kaz Dağları’nda su kaynaklarının korunmasının, endemik ve hassas türler açısından çok önemli olduğu vurgulandı.
Literatürde ilk defa tanımlanan bu türün Holotip ve Paratip materyali Hamburg Zooloji Müzesinde saklanıyor.
Etiketler:
altın,
ÇOMÜ,
Deniz Anıl Odabaşı,
kaz dağı,
kazdaghensis
19 Mart 2013 Salı
İşgalcileri deşifre ediyoruz
1915’ten 2012’ye işgal sürüyor…
İşgalcileri deşifre ediyoruz
1915 yılında çok sayıda batılı devletin işgal etmek istediği
ve dört bir yönden kuşattığı Çanakkale, bu kez yine batılı ve emperyalist
ülkelerin işgali altında. 1915’te topuyla tüfeğiyle Çanakkale’yi kuşatanlar,
bugün ekonomik çıkarları ile çevrelemişler kenti.
Kazdağları konusunda yaptığımız bir araştırma, bölgede yürütülen altın madeni
işletme ve arama faaliyetlerinde ilginç bir ayrıntıyı da ortaya çıkardı.
devamı http://www.canakkalekripto.com/site/public.php?dergiid=1&dsid=1# adresinde...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)