DİSK/Genel-İş Genel Yönetim Kurulu İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun tavrıyla ilgili bir açıklama yaptı.
Genel-İş Sendikası Çanakkale Şube Başkanı Erdinç Uslan ; "Konfederasyonumuz DİSK, Hükümetin artık tüm Dünya’nın gündeminde olan “gezi parkı” direnişine karşı uyguladığı şiddeti protesto etmek için ülke çapında iş durdurma kararı almıştır. Sendikamız da bu karara uyarak işyerlerinde üretimden gelen gücünü kullanmış ve Devlet terörünü protesto etmiştir. Bu karar kapsamında İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde üyelerimiz iş bırakarak bu demokratik eyleme destek vermiştir. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’nın bu eylemi yasadışı ilan etmesi;eyleme katılan işçiler hakkında soruşturma başlatacağını ifade etmesi. bu eylemi İzmir’e bir kötülük olarak nitelemesini ve Sendikamızı, ne demekse,” rol kapmak “ tavrı içinde bulunmakla eleştirmesini anlayabilmek mümkün değildir. Oysa Konfederasyonumuz ‘gezi park “ eyleminin mimarı olan Taksim platformunun başından beri içinde yer alarak duyarlılığını çok öncelerden ortaya koymuştur." dedi. Uslan şunları söyledi; "Sendikamızı haksız biçimde eleştiren Belediye Başkanı, belli ki, ne Türkiye’de olan biteni ne de İzmir’de olan biteni doğru biçimde değerlendirememektedir. Ülkemizin tüm sathında 9 gündür devlet terörü hüküm sürmektedir, Türkiye’nin meydanlarında halka karşı şiddet kol gezmektedir. İzmir, bu şiddeti tüm acımasızlığıyla ve tüm çıplaklığıyla yaşamıştır. Şehir polis devleti uygulamalarının yanı sıra polisin korumasında sivil giyimli kim oldukları belirsiz karanlık milislerin terörüne karşı direnmektedir.
Buna karşı biz İzmir direnişine üretimden gelen gücümüzü kullanarak katıldık. Üyelerimiz, 10 yıldır süren AKP politikalarına karşı bir halk hareketi içinde yer alarak bu politikalara dur demiştir. AKP’nin tüm yaşam alanlarını tehdit eden uygulamalarına, işçi sınıfını açlığa, işsizliğe, güvencesizliğe mahkum eden politikalarına dur demek için harekete geçmiştir.Eylemimizin İzmirlilere karşı bir eylem olarak sunulması,bu nedenle de son derece haksız bir eleştiri olmuştur. Bunu Devlet terörüne hayır diyen ve İzmirli olmakla gurur duyan her İzmirli anlamıştır. DİSK/Genel-İş Sendikası olarak bizi anlayan tüm İzmirlilere, “gezi parkı” direnişine katılan, bizim eylemimizi bu direnişin bir parçası olarak gören tüm yurttaşlarımıza teşekkür ediyoruz.
Hal böyleyken Çanakkale’de yapılan iş bırakma eylemimizde Çanakkale Belediyesi önünden başlayan yürüyüşümüze Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan ve Kepez Belediye Başkan Vekili Yüksel Özademir’ de katılmıştır. Kepez Belediye Başkanı Ömer Faruk Mutan’ da Cumhuriyet meydanındaki etkinliklere katılmıştır.
DİSK/Genel-İş Sendikası Çanakkale Şubemiz olarak işçi ve emekçinin yanında yer alan Çanakkale Belediye Başkanımız Ülgür Gökhan ile Kepez Belediye Başkanımız Ömer Faruk Mutan’a katkılarından dolayı teşekkürlerimizi sunuyoruz .
Erdinç Uslan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Erdinç Uslan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6 Haziran 2013 Perşembe
17 Mayıs 2013 Cuma
Sen Bozcaada isen eğer, hepimiz BOZCAADAYIZ…
Geçtiğimiz günlerde sanal medya da yayınlanan bir yorum dikkatimizi çekti. DİSK-GENEL İş Sendikası Çanakkale Şube Başkanı Erdinç Uslan'ın sendikal mücadelede yol arkadaşlığı yaptığı siyasi mücadele verdiği arkadaşı Adnan İlter ile ilgili yapmış olduğu objektf ve gerçekleri yansıtan bu yorumu sizinle paylaşmak istedim.
İşte Erdinç Uslan'ın o yazısı
Bir şehri, bir şehrin yaşayanlarını sevmek de öyledir işte…
Bozcaada, Ege denizinin kuzeyine yakın, Çanakkale Boğazının hemen çıkışında kendi halinde kendine özgü dokusuyla denize konmuş bir abide gibi Anadolu yarımadasına bakıyor sessizce…O kadar sessiz ki Anadolu yakası yaz aylarında tatilden tatile hatırlıyor bu tarihsel stratejik roller üstlenmiş abideyi.
Tatillerde de olsa Bozcaada’ya akan binlerce insanın şehrin dokusuna katkısı olmuş muhakkak. Dolayısıyla kozmopolit bir yapıyı görmek mümkün Ada’da… Ada halkı üzüm, balık ve turist gelirinden farklı bir kazanç imkanı bulamasa da kendi yağıyla kavrulur halde gündelik yaşamını sürdürmeye devam ettiriyor bir şekilde.
Ülkemizde yerel yöneticilik yapmak istediğinizde halk arasında yerel yönetici orada yaşayan insanlardan olmalıdır anlayışı hakimdir. Bunun en geçerli sebebi ise yöreyi bilen tanıyan birinin sorunların çözümünde daha faydalı olacağı düşünülür, hatta tanıdık birisidir genelde ve nazımız geçer nasılsa diyerek belediye başkanları yörenin kendi insanından çıkarılmaya çalışılır. Oysa işin gerçeği hiçte öyle olmaz, seçilen yörenin çocuğu denen insanların eğer bir vizyonları yoksa, sorunları çözebilme kapasiteleri sınırlıysa ve insan ilişkilerinde başarısızlarsa, hele ki yerel yöneticilik tecrübeleri yoksa başarılı olma şansları da yoktur. Nitekim Türkiye’deki pek çok belediyeye baktığımızda gördüğümüz en önemli sorunun bu olduğu açıkça bellidir. Sırf yöresel tercihler nedeniyle belediye başkanı seçilmiş insanların bırakın yöreye katkılarının olmasını kendisine oy veren seçmenlere bile tatminkar bir yöneticilik yapamaz haldedirler.
Yerel yöneticilik tercihlerimizin bu anlamda kapasite, tecrübe ve yetenek unsurları üzerine kurulu yapılması gereklidir.
Bozcaada için de bu tablo aynı şekilde geçerli…Bir şehri, bir şehrin yaşayanlarını sevmek de öyledir işte dedim yukarıda az önce. Adnan İlter ismini Bozcaada’da duymayan yoktur sanırım. Uzunca bir süredir Bozcaada sevdasını Ada halkıyla paylaşan arkadaşımız, yapmaya çalıştığının ne olduğunu anlamayanlar tarafından ilk günlerde dalga geçilse de kendini Ada halkına kabul ettirmeyi başaran yetenekli, tecrübeli, kapasiteli ve hepsinden önemlisi gencecik bir insandır…
Yaklaşık 2 yıldır Ada’nın tüm sorunlarını kavrayıp, projeler geliştiren, Bozcaada ile yatıp Bozcaada ile kalkan neredeyse günlük mesaisinden arta kalan zamanının tamamını Bozcaada’ya harcayan bir insanın Ada tutkusu, yerel yöneticilik merakının da ötesine geçmiş durumda. Öyle ki oradaki insanlarla kurduğu diyalogları gördüğümüzde, Ada halkının ona olan sevgisini saygısını gördüğümüzde şaşkınlığımızı gizleyemiyoruz açıkçası.
Bozcaada halkı kendisinden gördüğü, kendisinin bir parçası olarak kabul ettiği gencecik bir insanın Bozcaada için bulunmaz bir nimet olduğunu fark etmiş ve kardeşimize sahip çıkmıştır. Sevgili Adnan kardeşimize kimsenin hayal bile edemeyeceği bir tabloyu kendi tırnaklarıyla kazıya kazıya, hiçbir destek almaksızın tamamen halk için kendini adadığını, orada yaşayan halka anlatabildiği için teşekkürlerimi sunuyorum.
Sevgili Bozcaada’lıların da Adnan İlter kardeşimizi bağırlarına basmaları ve ona sahip çıktıklarını görüyoruz ki bu da iletişimin karşılıklı oluştuğunun bir göstergesi.
Bozcaada, Türkiye için her anlamda çok önemli, ancak Bozcaada’yı Türkiye’ye mal edecek bir belediyecilik anlayışından yoksun yönetiliyor. Dış dünyaya kendisini kapatmış dar kalıplar içinde iletişim sorunları olan bir yerel yöneticilik anlayışı belli ki Ada halkını da rahatsız ediyor. Yaklaşan yerel seçimler sürecinde Adnan İlter arkadaşımızın makam ve mevki sevdası ile değil en az bir Bozcaadalı kadar Bozcaada Aşkı ile göreve talip olduğunu Bozcaada için, yapabilecek çok şeyi olduğunu söylemiş olduğu şu basit cümlesinden anlayabilmek mümkün “ BEN BOZCAADAYIM …”
Yolun açık olsun sevgili dostum, Yerel yöneticiliğe yepyeni soluklar getireceğine Bozcaada’ya terinin son damlasına kadar hizmet edeceğine ve Ada’yı bambaşka bir yaşam alanı haline getireceğine hiç şüphem yok.
Sen Bozcaada isen eğer, hepimiz BOZCAADAYIZ…
İşte Erdinç Uslan'ın o yazısı
BEN BOZCAADAYIM DİYEBİLMEK…
Tıpkı Güzel bir kadına aşık olmak gibidir kimi sevgiler…Tutkuya dönüşür, heyecan verir, insanı yerinden duramaz hale getirir. Bir şehri, bir şehrin yaşayanlarını sevmek de öyledir işte…
Bozcaada, Ege denizinin kuzeyine yakın, Çanakkale Boğazının hemen çıkışında kendi halinde kendine özgü dokusuyla denize konmuş bir abide gibi Anadolu yarımadasına bakıyor sessizce…O kadar sessiz ki Anadolu yakası yaz aylarında tatilden tatile hatırlıyor bu tarihsel stratejik roller üstlenmiş abideyi.
Tatillerde de olsa Bozcaada’ya akan binlerce insanın şehrin dokusuna katkısı olmuş muhakkak. Dolayısıyla kozmopolit bir yapıyı görmek mümkün Ada’da… Ada halkı üzüm, balık ve turist gelirinden farklı bir kazanç imkanı bulamasa da kendi yağıyla kavrulur halde gündelik yaşamını sürdürmeye devam ettiriyor bir şekilde.
Ülkemizde yerel yöneticilik yapmak istediğinizde halk arasında yerel yönetici orada yaşayan insanlardan olmalıdır anlayışı hakimdir. Bunun en geçerli sebebi ise yöreyi bilen tanıyan birinin sorunların çözümünde daha faydalı olacağı düşünülür, hatta tanıdık birisidir genelde ve nazımız geçer nasılsa diyerek belediye başkanları yörenin kendi insanından çıkarılmaya çalışılır. Oysa işin gerçeği hiçte öyle olmaz, seçilen yörenin çocuğu denen insanların eğer bir vizyonları yoksa, sorunları çözebilme kapasiteleri sınırlıysa ve insan ilişkilerinde başarısızlarsa, hele ki yerel yöneticilik tecrübeleri yoksa başarılı olma şansları da yoktur. Nitekim Türkiye’deki pek çok belediyeye baktığımızda gördüğümüz en önemli sorunun bu olduğu açıkça bellidir. Sırf yöresel tercihler nedeniyle belediye başkanı seçilmiş insanların bırakın yöreye katkılarının olmasını kendisine oy veren seçmenlere bile tatminkar bir yöneticilik yapamaz haldedirler.
Yerel yöneticilik tercihlerimizin bu anlamda kapasite, tecrübe ve yetenek unsurları üzerine kurulu yapılması gereklidir.
Bozcaada için de bu tablo aynı şekilde geçerli…Bir şehri, bir şehrin yaşayanlarını sevmek de öyledir işte dedim yukarıda az önce. Adnan İlter ismini Bozcaada’da duymayan yoktur sanırım. Uzunca bir süredir Bozcaada sevdasını Ada halkıyla paylaşan arkadaşımız, yapmaya çalıştığının ne olduğunu anlamayanlar tarafından ilk günlerde dalga geçilse de kendini Ada halkına kabul ettirmeyi başaran yetenekli, tecrübeli, kapasiteli ve hepsinden önemlisi gencecik bir insandır…
Yaklaşık 2 yıldır Ada’nın tüm sorunlarını kavrayıp, projeler geliştiren, Bozcaada ile yatıp Bozcaada ile kalkan neredeyse günlük mesaisinden arta kalan zamanının tamamını Bozcaada’ya harcayan bir insanın Ada tutkusu, yerel yöneticilik merakının da ötesine geçmiş durumda. Öyle ki oradaki insanlarla kurduğu diyalogları gördüğümüzde, Ada halkının ona olan sevgisini saygısını gördüğümüzde şaşkınlığımızı gizleyemiyoruz açıkçası.
Bozcaada halkı kendisinden gördüğü, kendisinin bir parçası olarak kabul ettiği gencecik bir insanın Bozcaada için bulunmaz bir nimet olduğunu fark etmiş ve kardeşimize sahip çıkmıştır. Sevgili Adnan kardeşimize kimsenin hayal bile edemeyeceği bir tabloyu kendi tırnaklarıyla kazıya kazıya, hiçbir destek almaksızın tamamen halk için kendini adadığını, orada yaşayan halka anlatabildiği için teşekkürlerimi sunuyorum.
Sevgili Bozcaada’lıların da Adnan İlter kardeşimizi bağırlarına basmaları ve ona sahip çıktıklarını görüyoruz ki bu da iletişimin karşılıklı oluştuğunun bir göstergesi.
Bozcaada, Türkiye için her anlamda çok önemli, ancak Bozcaada’yı Türkiye’ye mal edecek bir belediyecilik anlayışından yoksun yönetiliyor. Dış dünyaya kendisini kapatmış dar kalıplar içinde iletişim sorunları olan bir yerel yöneticilik anlayışı belli ki Ada halkını da rahatsız ediyor. Yaklaşan yerel seçimler sürecinde Adnan İlter arkadaşımızın makam ve mevki sevdası ile değil en az bir Bozcaadalı kadar Bozcaada Aşkı ile göreve talip olduğunu Bozcaada için, yapabilecek çok şeyi olduğunu söylemiş olduğu şu basit cümlesinden anlayabilmek mümkün “ BEN BOZCAADAYIM …”
Yolun açık olsun sevgili dostum, Yerel yöneticiliğe yepyeni soluklar getireceğine Bozcaada’ya terinin son damlasına kadar hizmet edeceğine ve Ada’yı bambaşka bir yaşam alanı haline getireceğine hiç şüphem yok.
Sen Bozcaada isen eğer, hepimiz BOZCAADAYIZ…
Etiketler:
Adnan İlter,
Bozcaada,
Çanakkale,
DİSK-GENEL İŞ,
Erdinç Uslan,
Kripto
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

