26 Mayıs 2013 Pazar

El Emekleri Kilise'de Sergilendi

çanakkaleEski Ermeni Kilisesi Kırkyama sergisine ev sahipliği yaptı.








çanakkale
Çanakkale Kent Konseyi Boreas Grubu Kırkyama Çalışma Grubu el sanatlarını eski ermeni kilisesinde sergiledi. Kırkyama'yı yaşatmak ve gelecek nesillere aktarabilmek amacıyla 27 kursiyer tarafından açılan 167 parça eser halkın beğenisine sunuldu.

Eski ermeni kilisesindeki açılışa Vali Güngör Azim Tuna'nın eşi Pervin Tuna ve Belediye Başkanı Ülgür Gökhan’ın eşi Hale Gökhan'da katıldı.

Sergi 26 Mayıs 2013 tarihine kadar eski ermeni kilisesinde açık kalacak.

Aile Haftası etkinliği ilgi gördü


Türkan Saylan Sosyal Tesisleri


Çanakkale Belediyesi’ne bağlı Esenler, Troia, Barbaros Sosyal Yaşam Evleri sakinlerinin hazırladığı Aile Haftası etkinliği Prof. Dr. Türkan Saylan Belediye Sosyal Tesislerinde gerçekleştirildi. 






Sosyal Hizmet Uzmanları Okyar İğli, Erdal Akkol’un koordine ettiği hizmetler arasında yer alan Okuma Yazma Kursu, İnsan Hakları Eğitimi, el sanatları kursları, dikiş, örgü, masa tenisi, satranç kursları yıl boyunca devam etti. Eğitimlerde özellikle çocuklar çevre bilinci eğitimi aldı.

esenler Belediye sosyal tesislerinde düzenlenen etkinlikte kursiyerler katılım belgelerini alırken eserler de halkın beğenisine sunuldu.  

Yaşlıdan yaşlıya destek grubunun konseri ile program sona erdi.

23 Mayıs 2013 Perşembe

Sarıbaş, Truva’yı Sordu


canakkalekripto,
Cumhuriyet Halk Partisi Çanakkale Milletvekili KİT Komisyonu üyesi Ali Sarıbaş
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Kültür ve Turizm Bakını Ömer Çelik’e sorular yöneltti.
Sarıbaş, şu ifadelere yer verdi; “Dünyanın en önemli antik kentlerinden birisi olan Çanakkale’de bulunan Truva antik kentinden yaklaşık 150 yıldır yapılan kazılarda ortaya çıkarılan tarihi eserler ile yurtdışına kaçırılan eserlerin getirilerek sergilenmesi amacı ile Çanakkale’de kurulması planlanan Truva Müzesi ile ilgili 2011 yılında ulusal bir yarışmanın düzenlenerek 2012 Mart ayında sonuçlandığı, yarışmayı kazanan firma ile sözleşmenin imzalandığı, inşaatla ilgili de ihale sürecinin başlatıldığı ifade edilmektedir.

Buna gere;
Truva Müzesi ile ilgili yapıldığı ifade edilen ulusal proje yarışması
sonuçlanmış mıdır? Projeye kaç firma katılmış, yarışma sonucu proje ihalesini hangi firma kazanmıştır? Bu proje için yarışmayı kazanan firmaya ne kadar ücret ödenmiştir? İlgili firma ile sözleşme imzalanmış mıdır?
Truva Müzesi ile ilgi proje yarışması sonuçlanıp, ilgili firma ile sözleşme
yapıldı ise; Truva Müzesi ile ilgili inşaat ihalesi yapılmış mıdır? Truva Müzesi inşaatı ihalesi yapıldı ise ihaleye kaç  firma katılmış, ihale hangi firmaya kaç liraya verilmiş  ve sözleşme yapılmış mıdır? Sözleşme imzalandı ise Truva Müzesi inşaatı ne zaman başlatılıp, ne zaman bitirilerek Truva Müzesinin açılışı yapılabilecektir?
Truva Müzesi inşaatı ihalesi yapılmadı ise ne zaman yapılacaktır? Daha Önceki
Bakanın açıklandığı  gibi müzenin açılışı 2014 yılına yetiştirilmesi mümkün olacak mıdır?
Truva Antik kentinde 150 yıldan beri yapılan kazılarda ortaya çıkan
eserlerin %90’nın yurt dışına kaçırıldığı iddia edilmektedir. Bu iddialar doğru mudur? Doğru ise Truva Antik Kentinden çıkarılan ve yurt dışına kaçırıldığı iddia edilen eserlerin hangi ülkelere kaçırıldığının ve nerelerde olduklarının tespiti yapılmış mıdır? Bu eserlerin ait olduğu Truva Müzesine getirilmesi için girişimlerde bulunulmuş mudur? Bu güne kadar kaçırılan eserlerden ülkemize getirilen eserler olmuş mudur? Tamamının kazandırılması için mümkün olacak mıdır? Bu doğrultudan Bakanlık olarak hangi girişimlerde bulunulmuştur?

22 Mayıs 2013 Çarşamba

Çanakkale Küçük Kıyamet'i yaşıyor


Çevre mücadelesine destek verenler Çanakkale Çevre Platformu öncülüğünde  iskele meydanında bir araya geldi. Basın açıklamasına Çanakkale Çevre Platformu üyeleri, Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, CHP İl ve İlçe yönetimi, Sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı.


Çanakkale, çevre, iskele, maden, kaz dağı,

Çanakkale Çevre Platformu dönem sözcüsü Hicri Nalbant yaptığı açıklamada Vali Tuna'ya teşekkür etti. Yeni Vali'den aynı duyarlılığı beklediklerini bildirdi.

Nalbant şunları söyledi; "Bizler aşağıda imzası bulunan; Demokratik kitle örgütleri”, dernekler, meslek örgütleri, sendikalar, yapılar, oluşumlar, partiler, diğer “STK”lar olarak, Kazdağı Yöresi ve Biga Yarımadası’nda çevre ve ekosistem üzerinde yıkıma yol açacak, başta altın-gümüş-bakır olmak üzere tüm “metalik madencilik faaliyetleri” ve “termik santral” projelerinin Çanakkale’mizin havası, toprağı, suyu ve değerleri üzerinde yaratacağı kirlilik sebebi ile en kısa zamanda, derhal durdurulmasını istiyoruz.

Sayın Çanakkale Valisi Güngör Azim Tuna, bugüne kadar bilimsel ve haklı gerekçelerle, altın şirketlerine gayri sıhhi müessese ruhsatı vermemiştir. Çanakkale’nin değerlerinden, doğadan, yaşamın sürekliliğinden yana tavır koyan Sayın Valimizi, bir kez daha kutluyor ve teşekkür ediyoruz. Bizlere göre beklenmedik ve zamansız olarak çıkarılan  Eskişehir İline tayinin, Sayın Valinin bu hassasiyetlerinden kaynaklanmamış olmasını diliyoruz. Bizler biliyoruz ki, Devlet’de devamlılık esastır. İlimize yeni atanan Sayın Vali Ahmet Çınar’dan da, Sayın Güngör Azim Tuna’nın gösterdiği duyarlılığın ve kararlılığın devamını bekliyoruz.

 Bugün bölgemizde, termik santral projeleri, altın madeni işletmeleri ile doğaya, çevreye, yaşam alanlarımıza ve Çanakkale değerlerine savaş açan zihniyet ile, Hatay, Urfa, Gaziantep gibi şehirlerimiz başta olmak üzere, emperyalistler ile işbirliği yapıp ülkeye savaş ithal eden zihniyet aynıdır. Çanakkale'de yaşam hakkımız ve yaşama alanlarımıza saldıranlara karşı nasıl mücadele veriyorsak, ülkemizi savaşa sürükleyen sisteme karşı da aynı kararlılıkla haykırıyoruz ve "savaşa hayır" diyoruz. Bu vesile ile, on gün önce Hatay'da (Reyhanlı İlçesi) hayatını kaybeden masum yurttaşlarımızı saygı ile anıyor yakınlarına sabır, yaralılara acil şifalar diliyoruz.
Çanakkale’mizin havasını, suyunu, toprağını koruma ve yaşam alanlarımızı savunma mücadelesinde yanımızda olan, Çanakkale Çevre Platformuna güç veren, destek olan tüm kişi ve kuruluşlar ile, birlikte olma irademizi sonuna kadar paylaşacağımızı bildiririz. Ancak bugüne kadar açık açık, çevreden yana tavır koymayan, sessiz kalan ve tarafını belli etmeyen kişilerin ve kuruluşların da Çanakkale’ye en büyük kötülüğü yaptığını ilan ediyoruz. Bu deklarasyonumuza imzalarını atarak desteklerini açıkça ilan eden yapılar dışında kalanları en kısa zamanda tek tek Çanakkale kamuoyu ile paylaşacağız.
Bilindiği üzere Biga Yarımadası ve özel olarak da Kazdağı Yöresi son yıllarda yoğun olarak maden arama faaliyetlerine açılmış bulunmaktadır. Bugün bölgede, maden arama ruhsatı verilmemiş bir karış yer neredeyse kalmamıştır. Bölge son yıllarda yoğun olarak çokuluslu Batılı yayılmacı ülkelerden gelen madencilik şirketlerinin sondajlı arama faaliyetlerine sahne olmaktadır.  Öncelikli olarak altın- gümüş ve bakır cevherleşmeleri aramak üzere sondajlar yapılmaktadır.  Daha henüz işletme evresine bile geçmeden, açılan binlerce derin maden arama sondajlarıyla yeraltı su hazneleri (akifer) delik deşik edilmiş, kötü sular tatlı sulara karıştırılmış, yüzlerce binlerce yıldır akmakta olan bazı pınarlar bir anda kurumuş, bazı pınarlardan bulanık, köpüklü (polimer) ve yağlı (gres yağı) sular akmağa başlamıştır.  Ormanlık alanlar içerisine açılan pek çok sondaj yolu ve sondaj yeri hazırlama kazılarıyla dağ yamaçlarının bitki örtüsü sıyrılmış, binlerce ağaç kesilmiş ve zemin, hızla  erozyona açık hale getirilmiştir.

Bugünlerde Çanakkale'nin içme suyunu sağlayan Atikhisar Barajı'nın su toplama havzasında, dağ yamaçlarında hummalı bir sondaj faaliyeti yürütülürken, Atikhisar Barajı'nın ve Çanakkale'nin içme suyunun yenilerde başına gelen sel felaketini bir hatırlayalım.
Aynalı Pazar Gazetesinin 9 Aralık 2012 tarihli sayısında şu başlıklar görülmektedir:

Çanakkale'nin Suyu Tehdit Altında
Boğaz İki Renk
10 Saatte  57 kg Yağış
Sel Bölgesinde İnceleme - Çanakkale İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ekipleri, geçtiğimiz hafta sonu yaşanan sel felaketinden etkilenen ilçelerde incelemeler yaptı.
Görülüyor ki Çanakkale ve ilçelerinde 2012 yılı Aralık ayının ilk haftasında bir sel felaketi olmuş.  Bereket ki henüz onbinlerce ton siyanür, arsenik, cıva, kurşun, antimon, kadmiyum gibi ağır metal zehirleri ve maden kazılarından çıkartılacak olan yüzlerce  milyon ton gevşek hafriyat yığınları sel felaketleri ile henüz tanışmamış.  Eğer Kirazlı ve sıradaki diğer altın madenleri sözü edilen sel felaketinden daha önce işletmeye geçmiş olsalardı, yani Sayın Güngör Azim Tuna daha önceden “gayri sıhhi müessese ruhsatı” vermiş olsaydı, bugün bölgede durum ne olurdu?  Bunun yanıtı çok açıktır: "küçük kıyamet"!
Çanakkale'ye su sağlayan Atikhisar barajı bir kaç günlük yağışın getirdiği erozyonla felç olmuş ve buna bağlı olarak Çanakkale’nin şehir suyu bulanık akmaya başlamıştır.  Çanakkale Belediyesi de şehir suyunun bir süre  kullanılmaması konusunda  halkı uyarmak zorunda kalmıştır.  Bu  doğal afetin nasıl bir şey olduğunu televizyonlarda seyretmiş bulunmaktayız.  Böyle bir su barajının su toplama havzasına, yüzlerce  milyon ton zehirli hafriyatı gelişigüzel yığacak bir maden işletmesi, nasıl kurulabilir?  Bunu yapsa yapsa ancak düşman kuvvetleri veya onlarla işbirliğine girmiş olan hainler, işbirlikçiler yapabilir. Altıncı çeteler, her fırsatta olduğu gibi yine "en son teknolojiyi kullanıyoruz" aldatmasına başvuracaklardır.  Halkımıza soruyoruz, bu güne kadar, milyonlarca ton zehirli maden hafriyatı, dağ yamaçlarında hangi "en son teknoloji" ile tutulabilmiştir? Hem tutulsa bile kaç yıl tutulabilir? Kazdağlarında, Çanakkale’de halen diri, deprem üretecek durumda çok sayıda fay bulunmaktadır.  Hiç beklenmedik bir anda gelip ortalığı sele veren şiddetli yağmurlarla, ansızın gelip metrelerce kalınlıktaki beton ve çelikle örülmüş duvarları yırtan depremlerle sözleşmeler mi yapmışlar bu işgalci çeteler de bizim haberimiz yok?  Biga Yarımadası'nın birinci derecede deprem bölgesi olduğunu bilmezlermi bunlar?  Elbette ki bizden daha iyi bilirler bilmesine.  Ama onların ilgi alanı bizim doğamızı, suyumuzu, toprağımızı korumak değil, yeraltındaki altınlarımızı bir an önce alıp kaçmaktır.
 Kazdağları, geniş bir bölgenin su kaynağıdır, bu hali ile hemen hemen tüm Biga Yarımadası'na hayat verir. Bu bölgenin su kaynaklarının kirletilmeden, zehirlenmeden korunması sadece Biga Yarımadası için değil, tüm Türkiye için bir yaşamsal zorunluluktur.
Çanakkale bölgesini vuran sel felaketi, önüne gelebilecek her türlü suni engeli yerle bir edebilecek niteliktedir.  Önüne çıkacak olan siyanür havuzlarını patlatır, bir kaç minare boyu yüksekliğe varacak olan zehirli hafriyat yığınlarını önüne katıp bir kaç günde Atikhisar Barajını ağzına kadar zehirli çamurla doldurabilir. Baraj bir anda işlevsiz hale gelebilir, 130 binden fazla insan beklenmedik şekilde susuz kalabilir. Ayrıca, deprem hareketleriyle çatlayacak olan siyanür havuzları ve hafriyat yığınları şiddetli yağışlarla buluştuğu taktirde, artık kıyametten kaçış yolu yoktur. İleride, maalesef bu tür sel felaketleri ve depremler bir gün yine gelip kapımızı çalacaktır; bu doğanın kanunudur.
Ancak, bu doğal felaketlerin, kıyamete dönüşmemesi insanoğlunun biz Çanakkale halkının elindedir.
 Suyumuza, toprağımıza, havamıza, ne pahasına olursa olsun sahip çıkmak zorundayız !"

                                                                             

NURTEKS, Giyim sektörüne imzasını atıyor

Nurteks
Nur Aka

NURTEKS, Ekonomi Bakanlığı tarafından, Hazır Giyim Sektöründe Tasarım, Trend ve Tanıtım Odaklı İşbirlikleri ile Uluslararası Rekabetin Geliştirilmesi Projesi  kapsamında seçilen 14 firma arasında yer aldı.


Ekonomi Bakanlığı ‘’Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesinin Desteklenmesi Hakkında Tebliğ” kapsamında; İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği tarafından “Hazırgiyim Sektöründe Tasarım, Trend ve Tanıtım Odaklı İşbirlikleri İle Uluslararası Rekabetin Geliştirilmesi Projesi” başlattı.

Projede, geçmiş performanslarına göre seçilen NURTEKS dahil 14 ünlü marka üreticisi firmanın  yanı sıra, Tuvana Büyükçınar, Gamze Saraçoğlu, Özgür Masur, Zeynep Tosun ve Elif Cığızoğlu gibi Türkiye’nin önde gelen 13 farklı tasarımcısı  da yer alıyor. Toplam 27 firmanın dahil olduğu proje 36 ay sürecek ve en az 15 uluslararası ticari heyet organizasyonu gerçekleştirilecek.

Nurteks
NURTEKS adına projede koordinatör olarak yer alan Nur Aka, yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Projeye kapsamında seçilen firmalar bayan giyim sektörünün temsilcileri olarak belirleyecekleri ortak faaliyetlerden birlikte yararlanarak dünyada ses getiren trendler ve tasarımlar konusunda gerçekleştirilecek eğitim programlarına katılacaklar;  üretim, verimlilik ve dış ticaret gibi alanlarda danışmanlık hizmetleri alacaklar,  yurt dışına yapılacak ticari gezilere ve yurtdışından gelecek alım heyetlerine katılacaklardır. Bakanlık tarafından yürütülecek olan böylesine önemli bir projede NURTEKS’in seçilmiş olasından dolayı gururluyuz.”




www.canakkalekripto.com

21 Mayıs 2013 Salı

Soydan, Astsubayların sorunlarını meclis gündemine taşıdı




Cumhuriyet Halk Partisi Çanakkale Milletvekili Serdar Soydan, Astsubayların sorunlarını
Türkiye Büyük Millet Meclisi  gündemine taşıdı.

Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde görev yapan yaklaşık 100 bin Astsubayın ekonomik ve sosyal sorunlarının tespit edilmesi ve sorunların çözümü için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince bir Meclis Araştırması açılmasını talep eden Soydan, dilekçesinde şu ifadelere yer verdi;
“Türk silahlı kuvvetlerinin çeşitli kısımlarında görev yapan 47 Astsubay son üç yıl içerisinde çeşitli sorunlardan dolayı intihar etmiştir. Astsubayların kurum içerisindeki ekonomik, sosyal ve kuruma aidiyet sorunları her geçen gün artmaktadır.


  Daha önce maaşı TSK içinde bir yarbaya eşit olan kıdemli başçavuşlar, subaylara yönelik yapılan ancak astsubaylara yansıtılmayan düzenlemeler nedeniyle şu anda ancak yüzbaşı rütbesindeki subay kadar maaş alabilmektedirler.
" Devlet Memuru" statüsünde olmalarına rağmen astsubaylar, 1'inci derecenin 4. kademesine yükselmeleri sağlandı fakat 1/4'ünü alan devlet memurlarında maaş farkı 400 ila 500 TL'yi bulurken, bu dereceye yükselen astsubaylardaki fark ancak 10 TL civarında kalması ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca Astsubaylar, yarbay ve üst rütbeli personele hem çalışırken hem de emeklilik durumlarında maaşları ile birlikte ödenen makam, temsil ve görev tazminatından yararlanamamaktadır. Kurum içerisinde ast-üst arasındaki keyfi ceza uygulamaları. Yani komutan inisiyatifindeki cezalar çalışanları huzursuz etmektedir. TSK içindeki subay ve astsubaylara sağlanan sosyal imkanlardaki büyük uçurum, astsubayları rahatsız etmektedir. Özellikle sağlık kuruluşu, orduevi, kamp ve sosyal tesislerde uygulanan ayrıcalıklar ve farklılıklar kurum içerisinde kaynaşma ve dayanışma yerine ayrışmalara ve farklılaşmalara neden olmaktadır. Savaşta ve barışta omuz omuza çalışan, mücadele veren ve bir aile olan tüm silahlı kuvvetler mensuplarının, gerek görev yaparken gerekse emeklilik günlerinde sağlanan özlük ve sosyal haklarının yeniden gözden geçirilerek haksızlık ve adaletsizliklerin giderilmesi önem arz etmektedir.

Bu nedenle;

Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde görev yapan yaklaşık 100 bin Astsubayın ekonomik ve sosyal sorunlarının tespit edilmesi ve sorunların çözümü için alınması  gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis Araştırması  açılmasını ihtiyaç bulunmaktadır.”


10 Milyon Yaşındaki Balina Fosili, ÇOMÜ Yer Bilimleri Müzesi’nde


İki sene önce Gelibolu’da Saroz Körfezi Doğal Hayatı Koruma ve Amatör Olta Balıkçıları Yardımlaşma, Dayanışma Derneği Başkanı İsmail Gürlen tarafından tesadüfen bulunan ve yaklaşık 8-10 milyon yaşında olduğu tahmin edilen balenli (dişsiz) balina türüne ait fosil, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Yer Bilimleri Müzesi’nde sergilenmeye başlandı.
İlk olarak ÇOMÜ Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Paleontolog Yrd. Doç. Dr. Sevinç Kapan Yeşilyurt’a teslim edilerek müze kayıtlarına geçirilen örnekler sonrasında tanımlanmak üzere Ege Üniversitesi Tabiat Tarihi Araştırma Merkezi -Doğa Tarihi Müzesi Müdürlüğü’ne gönderilmişti. Doğa Tarihi Müzesi Müdürü Paleontolog Prof. Dr. Tanju Kaya ve ekibi tarafından tanımlanan fosil örneğinin günümüzde yaşamayan, yaklaşık 8-10 milyon yıl öncesine ait  "cetotheriidae" ailesine ait 6-8 metre boyutlarındaki balenli balina türüne ait bir fosil olduğu tespit edildi.
Çanakkale Boğazı’nın her iki yakasında 1960 yıllarında yapılan çalışmalar sırasında, Doğa Tarihi Müzesi Kurucusu Prof. Dr. Fikret Ozansoy tarafından balina bulguları rapor edilmiş fakat herhangi bir fosil örneğine rastlanmamıştı. ÇOMÜ Yer Bilimleri Müzesi’nde sergilenmeye başlayan ve balinanın yüzgeç kısmı olan kol kemiğine ait olduğu düşünülen balenli balina fosili örneği, Türkiye’de ilk olma özelliği taşıyor.
ÇOMÜ Yer Bilimleri Müzesi’nde sergilenen çok sayıda değerli fosil, kayaç ve mineral örneklerine bir yenisini daha ekledikleri için sevinçli olduklarını ifade eden ÇOMÜ Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ayten Çalık, “Böylesine önemli bir tarihi bulgunun üniversitemizde sergilenmesinden dolayı çok mutluyum. Her geçen gün gelişen koleksiyonuyla adından söz ettiren müzemiz, Uluslararası Mineral Birliği (IMA) Müze Komisyonu’na üye olan Türkiye’deki ilk ve tek müze olma özelliğini taşıyor. Amacımız, ÇOMÜ Yer Bilimleri Müzesi’nin gelişen koleksiyonuyla fiziksel mekânı ve sanal müzesi ile Dünya literatürüne katkı sunan örneklerin sergilendiği bir müze haline gelmesini sağlamak ve bu müzeyi ÇOMÜ’ye ve Çanakkale’ye bir değer olarak kazandırmak” dedi.


www.canakkalekripto.com