30 Ağustos 2013 Cuma

Barış isteği tükenmesin


Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan 1 Eylük dünya barış günü mesajı yayınladı

Başkan Gökhan mesajında şu ifadelere yer verdi; "Zıt kavramlar, her zaman birbirini çağrıştırır. Kötü iyiyi, çirkin güzeli ve savaş barışı…
Peki, iyiyi yakalayabilmek için önce kötüyü mü görmek gerekir?
Ya da barışı yaşamak için önce savaşmak mı?
Bir Kızılderili Atasözü der ki; “İnsanın ruhundaki barış yoksa ne fertler, ne milletler arasında barış olabilir.”
Dünya döndüğü sürece iyinin yanında kötü her zaman olacak ne yazık ki.
Ancak biz bazı şeyleri önce kendi içimizde, kendi benliğimizde başlatır, etrafa iyi, olumlu, güzel ve barış dolu gözlerle bakarsak, belki üzerinde yaşadığımız dünya daha yaşamaya değer bir yer olur ve bu sayede evrensel değerler gerçek yerini bulur.
1 Eylül Dünya Barış Gününde; içimizdeki, içinizdeki barışın asla tükenmemesi; evde, işte, okulda, yolda, tüm yaşam alanlarımızda, barış içinde, huzurlu bir dünya dileğiyle, Ortadoğu’da, Afrika’da ve dünyada savaşların yaşandığı her yerde, silah seslerinin susmasını, gözyaşlarının dinmesini diliyorum."

ENGELLİ KENTLİLER İÇİN TOPLU TAŞIMADA BÜYÜK KOLAYLIK...

Çanakkale Belediyesi tarafından engelli kentillere yönelik yapılan kentsel düzenlemelere ek olarak ulaşım alanında da engelleri ortadan kaldırmak ve daha rahat bir şekilde kent içi ulaşımlarını sağlamak amacıyla şehiriçi toplu taşıma sisteminde kullanılan belediyemize ait araçlarının tümü, TSE standartlarına uygun engelli otobüsleri haline dönüştürüldü.


Cumhuriyet Meydanı'nda gerçekleştirilen engelliler için özel tasarlanmış araçların tanıtımına Belediye Başkanı Ülgür GÖKHAN, Belediye Meclis Üyeleri Ümit BURUNLULAR ve Mehmet Çetin ERSAN, Çanakkale Belediyesi Ulaşım Hizmetleri Müdürü Hayati GÜRSES ile engelli kentlilerimiz katıldı.

Engelli araçlarının tanıtımını gerçekleştiren Belediye Başkanı Ülgür GÖKHAN,yaptığı açıklamada Çanakkale Belediyesi bünyesinde bulunan engelli otobüslerinin sayısının bu yıl 4'e çıkarıldığını, ayrıca mevcut 7 adet otobüsün de Ağustos ayı içerisinde engelli otobüsü haline dönüştürülerek toplam 11 otobüsün tamamının engellilere yönelik hizmet verdiğini kaydetti. Başkan GÖKHAN, bunlarla birlikte, Çanakkale Belediyesi bünyesinde çalışan S.S. 18 Nolu Şehiriçi Minibüsçüleri ve Motorlu Taşıyıcıları Kooperatifi bünyesinde de 10 adet engelli otobüsünün hizmet verdiğini, bunlara ek olarak 2 adet 12 metrelik engelli otobüsü siparişi de verilerek bu sayının Eylül ayı başı itibariyle12'ye çıkacağını, böylelikle şehir içinde engellilere hizmet veren otobüs sayısının 23'e ulaşacağını sözlerine ekledi. Başkan GÖKHAN, engelli kentlilerimize yönelik şehiriçi ulaşımda da kolaylık sağlama adına, süratle diğer araçların da engelliler için kullanılabilir hale getirilmesi için çalışmaların devam ettiğini açıkladı. GÖKHAN, otobüslere montaj edilen engelli aparatların 13 bin 750 TL, 7 adet engellilere uygun araçların da toplam bedelinin 113 bin 575 TL maliyeti olduğunu açıkladı.

Araç tanıtımına katılan Belediye Meclis üyesi Ümit BURUNLULAR ise, kendisinin de engelli olduğunu hatırlatarak, "Hem Belediye Meclis üyesi olarak hem de engelli olarak, olması gerekenin en güzeli olmuş diye düşünüyorum. Sonuçta bizler için araçlarımızın kalitesinin dışında rahat inip binebilmek de önemli. Bu araçlarla birlikte engellilerimiz herhangi bir yardım almaksızın araçlara rahatlıkla inip binebilecekler. Bu anlamda Belediye Başkanımıza ve belediyemiz çalışanlarına teşekkür ediyorum" diye konuştu.


Konuşmaların ardından Meclis üyesi Ümit BURUNLULAR ve engelli kentlilerimiz engelli aparatları monte edilen araçlara binerek test etti. Engelli kentlilerimiz araçları çok beğendiğini ifade ederek, ulaşım alanında kendileri için büyük kolaylık olduğunu ifade etti.


28 Ağustos 2013 Çarşamba

BASINI VE KAMUOYUNU YANILTAN KİM ?


Eğitim-İş Çanakkale Şube Başkanı   Ahmet BOZDEMİR “Ulusumuz, resmi eğitim kurumlarında kullanılacak kitap içeriklerinde Atatürk posterinin, andımız metninin ve İstiklal Marşı’nın bulunup bulunmayacağını kamu kaynağıyla kitabın basımını yapan şirketlerin keyfine bırakacak değildir” dedi.
Bozdemir şunları söyledi; “Kısa süre önce bir basın açıklaması yaparak, 2013-2014 eğitim-öğretim yılında okutulacak ders kitapları ile ilgili öğretmen kılavuz kitaplarının okullara teslim edilmeye başlandığını, Zambak Yayınevi tarafından basımı yapılan kılavuz kitaplarda İstiklal Marşı, Öğrenci Andı ve Atatürk posterlerinin yer almadığını ifade etmiştik.
AKP ile yoldaşlığını yaptığı tarikatların sevk ve idaresi altında bulunan Milli Eğitim Bakanlığı’nın Atatürk’ü ve Cumhuriyetin temel değerlerini yok etmeye yönelik yaklaşımını eleştirdiğimiz açıklama kamu vicdanında ciddi karşılık bulmuştur. Hal böyle olunca basımını yaptığı kitaplara atıf yaptığımız AKP döneminde yıldızı parlayan yayınevi kendinden menkul yönetmelik yorumları yaparak Sendikamızı, basını ve kamuoyunu yanıltmakla itham etmiştir. Yayınevi sözkonusu değerlendirmelerinde çirkin uygulamayı savunurken diğer yandan da, kitapların Talim Terbiye Kurulu onayından geçtiğini ifade ederek sorumluluğu Talim Terbiye Kurulu’nun üzerine atmış, devamla diğer bazı yayınevleri tarafından basımı yapılan kitaplarda da aynı durumun olduğunu ifade ederek bilinçli olarak kendi yayınevlerinin hedef seçildiğini iddia etmiştir.
Öncelikle ifade edelim ki Eğitim-İş’in muhatabı kişi ya da kurumlar değil anlayışlardır. Yayınevi çıkıp “biz bu utanç verici uygulamayı TTK talimatıyla yerine getirdik” diyebilseydi, kendilerine yönelttiğimiz eleştirilerimizi sorgulayabilirdik. Ancak beklediğimiz gibi yanıt yanlışı savunmak ve tepkileri azaltmak için TTK ve diğer bazı yayınevlerini de sorumluluğa ortak etmek  şeklinde ortaya konulmuştur.
Ulusumuz, resmi eğitim kurumlarında kullanılacak kitap içeriklerinde Atatürk posterinin, andımız metninin ve İstiklal Marşı’nın bulunup bulunmayacağını kamu kaynağıyla kitabın basımını yapan şirketlerin keyfine bırakacak değildir. İlgili şirket, kendisine ait ana sözleşme ya da sair hukuki belgeleri istediği gibi yorumlamakta serbesttir. Ancak yetmiş beş milyonun geleceğinin şekillendiği eğitim kurumlarına devlet eliyle giren yayınların içeriğinde temsili ulusal simgelerin bulunup bulunmayacağına karar vermek bu şirketin haddini aşar.
Yayınevinin Talim Terbiye Kurulu’nu sorumluluğa ortak eden açıklamaları ise doğrudur. AKP döneminde bu kurulun, ulusun ortak çıkarlarına uygun uygulamalardan nasıl uzaklaştığını, AKP ve yol arkadaşlarının dünya görüşüne uygun bir eğitim sistemi kurgulamak için uğraş verdiğini defalarca ortaya koyduk. Bu nedenle eleştiri konusu yayınların Talim Terbiye Kurulu tarafından kusursuz bulunduğuna eminiz.


Yayınevi, yönetmelikte, ders kitaplarında ulusal simgelerin yer almasının öngörüldüğünü, diğer yayınlarda bu tür bir düzenlemenin olmadığını ileri sürmüştür. Bu iddianın hukuki değeri yoktur. Yönetmeliğin “Amaç” başlıklı 1.maddesinde, söze konu yönetmeliğin, ders kitapları, öğrenci çalışma kitapları ile birlikte öğretmen kılavuz kitaplarının hazırlanmasında hangi usul, esas, teknik, tasarım ve düzenlemelere uyulacağının belirlenmesi amacına yönelik olduğu ifade edilmektedir. Bununla birlikte yönetmeliğin “kapsam” başlıklı 2. maddesinde ders kitapları, öğrenci çalışma kitabı ve öğretmen kılavuzlarının hazırlanmasında uyulacak hususların bu yönetmelikte belirlenen şekilde yapılması zorunluluğundan bahsedilmektedir. Yönetmeliğin “Ders Kitaplarının Hazırlanması” başlıklı 8. maddesinde ders kitaplarının hazırlanmasında gözetilecek hususlar  (a-İçerik, b-Dil, anlatım ve üslup, c-Öğrenme, öğretme, ölçme ve değerlendirme, ç-Teknik, tasarım ve düzenleme olarak) 4 ayrı başlık altında ifade edilmiştir. Bu hükümde çok açık, ayrıntılı ve yayına hazırlayanın yorumuna yer bırakmayacak şekilde ölçü tespit edilmiştir. Öğrenci çalışma kitaplarının hazırlanmasına ilişkin 9. madde ve öğretmen kılavuz kitabına ilişkin düzenlemenin yer aldığı 10. maddesi sadece bu kitapların içeriğine ilişkin hususlara yer vermiştir. Ancak bu maddelerde teknik tasarım ve dil, üslup gibi hususlara yeniden bütünsel olarak yer verilmemiş olması mevzuat yapma tekniği ile ilgili bir husus olup bunların yeniden ayrı ayrı yazılması gerekmemektedir. Bu aşamada 8. madde temel referans hüküm olarak ortaya çıkmaktadır. Aksi halde, örneğin 8. maddede ders kitabının “dil anlatım ve üslup” bölümünde -Yaşayan Türkçe doğru, güzel ve etkili kullanılır. Dilin kullanımında, Türk Dil Kurumunun güncel Türkçe Sözlük ve Yazım Kılavuzu esas alınır.- vs. gibi hususlar yer almasına karşın öğrenci çalışma kitabı ve öğretmen kılavuz kitaplarının hazırlanmasına ilişkin 9. ve 10. maddelerde bu hususlara yer verilmiyor olması, yayınevine bu kitapların basımında bu temel ilkeleri yok sayma hakkı verir mi? Ya da 9. ve 10. maddede herhangi bir belirleme yok gerekçesi ile Amerikan bayrağı, Fransız Marşının bu kitaplarda bulunmasında yönetmeliğe bir aykırılık olmadığı iddia edilebilecek midir? 9 ve 10. maddede Yayınevinin ifade ettiği üzere tasarımla ilgili herhangi bir kurala yer verilmemektedir. Ancak bu maddelerde bunun yer almamasının sebebi 8. maddede dil, anlatım ve üslup ile teknik tasarıma ilişkin hususların zaten var olmasıdır. Aksi düşünce halinde öğrenci ders kitapları ve öğretmen kılavuz kitaplarının hazırlanmasında yayınevine sınırsız bir takdir hakkı bırakıldığı anlamı çıkacaktır. 8. maddede ders kitaplarının şekil ve içeriği hakkında oldukça ayrıntılı düzenlemelere yer veren yönetmeliğin diğer kitaplarda bu ölçüde ayrıntılı kural koymamış olmasını, "ulusal simgeleri bu kitaplardan dışlayıcı" bir hukuki tablo olarak yorumlamak kabul edilemez. Yayınevinin kitapların hazırlanmasında yönetmeliğe uygun hareket edildiği iddiası gerçek dışıdır.
Yayınevi olayda art niyetin olmadığı konusunda samimiyse eğer, kendinden menkul hukuki değerlendirmeleri kendisine saklamalı ve kitapları kamu vicdanına uygun olarak basmalıdır.
Sonuç olarak milyonlara yönelik bu büyük saygısızlığa derhal son verilmeli, ortak değerlerimize saygısızlık oluşturan kitaplar -yayınevi ayrımı yapılmaksızın- zaman geçirilmeksizin toplatılmalıdır. 

           


27 Ağustos 2013 Salı

AKP’de Bülend Engin ismi rahatsızlık yarattı

AK Parti Çanakkale il ve merkez ilçe yönetiminde son günlerde yaptığı çıkışların yanı sıra, yazılı ve görsel bazı medya organlarında ismi belediye başkan adaylığı ile anılan ÇTSO Yönetim Kurulu Başkanı Bülend Engin krizi yaşanıyor. Seçime AK Parti Milletvekili Mehmet Daniş’le girmek isteyen il, ilçe yönetimi ve AKP tabanı bu gelişmelerden rahatsız. Seçime Bülend Engin’le girmeleri halinde kazanamayacaklarına inanan AKP tabanı Mehmet Daniş’e bir an önce adaylığını açıklaması için baskı yapıyor.
İÇDAŞ Genel Müdürü olan ve ÇTSO Yönetim Kurulu Başkanlığına seçildiği andan itibaren Çanakkale halkı ile sürtüşme içerisine giren Bülend Engin ismi tabanda tepki gördü. Çanakkale için tek projesi yat limanı olan bu proje nedeniyle de halkla ters düşen Bülend Engin’in aday adaylığını açıklaması halinde AK Parti’nin seçimde havlu atacağı konuşuluyor.
AK Parti il ve ilçe yönetiminin yanı sıra parti tabanı da Mehmet Daniş isminde uzlaşmış durumda. Spekülasyonlara son vermek isten parti Mehmet Daniş’in bir an önce adaylığını açıklamasını bekliyor.

Partililer yazılı ve görsel bazı basın organlarında gündeme getirilin Bülend Engin isminden de duydukları rahatsızlığı daha yüksek sesle dile gitmeye başladılar. 

Engin’i korku dağları sardı

Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan’ın karşısına seçimlerde çıkmaya cesaret edemeyeceği belli olan Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Bülend Engin yaptığı yazılı açıklamada medyayı çok şaşırtmadı.

Engin açıklamasında aday olup olmayacağı konusunda net bir ifade kullanmazken, “ÇTSO, Çanakkale’nin Türkiye ve dünyada hak ettiği yere ulaşması için her türlü olumlu projeyi ve fikri desteklemektedir. Ancak Çanakkale’nin önünü tıkamak isteyen projelere, fikirlere de destek vermesi asla düşünülemez. ÇTSO, bu anlamda bakıldığında da görüşlerini açıklar ve kamuoyu ile paylaşır.
Çanakkale Boğazı’nın suyu nasıl durmaksızın tüm gücüyle akıyorsa ÇTSO da tüm gücüyle Çanakkale için çalışmaktadır. Siyaseti düşünen zaten siyasetin içinde olur. Siyaset yapmak için Türkiye’de güzide partiler mevcuttur. ÇTSO, dün olduğu gibi bugün ve yarın da Çanakkale’nin hak ettiği yerde olması için doğru bildiği hizmet yolunda yürümeye devam edecektir” dedi. 



EĞİTİM-İŞ MİLYONLARCA YURTTAŞI FİŞLENMEKTEN KURTARDI

 Eğitim-İş Çanakkale Şube Başkanı Ahmet Bozdemir, “milyonlarca öğrenci ile bu öğrencilerin ailelerinin psikolojisini bozan; özel hayatın gizliliğini ihlal ederek eğitim kurumları üzerinden yurttaşlarımızı fişleme hedefi güden; haksız ve hukuka aykırı olarak yüz binlerce eğitim çalışanının omuzlarına angarya yükleyen ADEY uygulaması bu aşamada hukuken ve fiilen uygulanamaz hale gelmiştir” dedi.

Bozdemir açıklamasında şunları söyledi; “Milli Eğitim Bakanlığı’nın birçok konuda olduğu gibi eğitim sendikalarından görüş almaksızın ve yine kamuoyunda tartışmaya açmaksızın hayata geçirdiği uygulamalardan biri olan ADEY’ in yürürlüğe girmesinden sonra, uygulamaya ilişkin tereddütlerimizin gözden geçirilerek hukuka aykırı ve uygulamada pek çok soruna neden olacak kısımların geri alınarak iptal edilmesi için Milli Eğitim Bakanlığı’na başvuru yapmıştık. Ancak Bakanlık nezdinde gerçekleşen bu girişime Bakanlık ret yanıtını vermişti. Bakanlığın bu ret cevabı üzerine, Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Genel Müdürlüğü’nün 25.08.2011 tarih ve 2011/47 sayılı genelge ile ilköğretim çağındaki çocukların okula devamlarının sağlanması, devamsızlığın erken tanılanması, değerlendirilmesi, devamsızlık yapan çocuğa yönelik bireyselleştirilmiş müdahale yapılmasını sağlamak için öngördüğü Aşamalı Devamsızlık Yönetimi (ADEY) Uygulamasını yaşama geçiren genelgenin hukuka aykırı bölümlerinin yürütmesinin durdurulması ve iptali amacıyla dava açmıştık.

Açtığımız davada kapsamında ilgili genelgede yer alan;
Öğretmenlere angarya yükleyen düzenlemelerin,
Uygulama sürecinde elde edilen özel hayata ilişkin bilgilerin ve öğretmen değerlendirmelerinin, FİŞLEME anlamına gelecek e- devlet kapsamında veri tabanına kaydedilmesi uygulamasının,
Öğrenci ev ziyaretlerinde “kanaat önderi”, “din görevlisi”, “toplum tarafından kabul gören kimseler” ile işbirliği yapılmasını öngören, LAİKLİK İLKESİNİN ihlali anlamındaki düzenlemelerin,
ADEY uygulaması kapsamında doldurulacak RİDEF formlarında yer alan, öğrencilere sorulacak Özel Hayatın Gizliliğini İhlal eden bölümlerin,
Çocukların psikolojisini etkileyecek nitelikteki bu soruların psikoloji ve pedagoji eğitimi alan uzman kişiler yerine sınıf rehber öğretmeni tarafından sorulmasını öngören bölümlerin,
Çocuk yaştaki öğrencilere sorulacak sorular kapsamında bulunan ve öğrenci ve ailesinin psikolojisine olumsuz etki edecek nitelik taşıyan bölümlerin,
 Uygulamanın temel amacının, devamsızlık sorunu olan öğrencilerin bu sorunlarına çözüm getirilmesi olarak ifade edilmesine karşın -yukarıda ifade edilen hukuka aykırılıklarda göz önünde bulundurularak-, uygulamanın devamsızlık sorunu olan olmayan her öğrenciye uygulanacak olmasını öngören düzenlemenin tamamının
yürütmesinin durdurulmasını ve dosya tekemmül ettiğinde iptalini talep etmiştik. Dosyayı görüşen Danıştay 8. Dairesi yürütmeyi durdurma istemimizi reddedince olumsuz yargı kararının kaldırılması için Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu’na başvurduk.


Danıştay’dan Bakanlığa Tokat Gibi Yanıt: Öğrencileri ve ailelerini fişleyemezsin
Genel Kurul 2012/617 YD İtiraz nolu dosya kapsamında itirazımızı görüşerek, Sendikamızı haklı bulmuş Danıştay 8. Daire’sinin olumsuz kararını kaldırmış ve dava konusu düzenlemelerin yürütmesinin durdurulmasına karar vermiştir. Genel Kurul gerekçeli kararında, Anayasa güvence altında bulunan özel hayata ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı ile kişilerin kendileriyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme haklarına aykırı olduğunu; Türkiye’nin tarafı olduğu Çocuk Haklarına Dair Milletlerarası Sözleşme’ye aykırı olduğunun altını çizmiştir. Yine Genel Kurul özetle, düzenlemenin uygulamanın sınırlarını belirleyen çerçeve düzenlemeye dayanmıyor olmasını; uygulamanın pediatri uzmanı, psikolog gibi uzman kişiler eliyle yürütülmüyor olmasını; amacın devam sorunu yaşayan öğrencilerin bu sorununu aşmak olarak izah edilmesi rağmen bu sorunu yaşamayan diğer öğrencilerin de sisteme dahil edilmesini eleştiri konusu yapmıştır.
Kararla birlikte, milyonlarca öğrenci ile bu öğrencilerin ailelerinin psikolojisini bozan; özel hayatın gizliliğini ihlal ederek eğitim kurumları üzerinden yurttaşlarımızı fişleme hedefi güden; haksız ve hukuka aykırı olarak yüz binlerce eğitim çalışanının omuzlarına angarya yükleyen ADEY uygulaması bu aşamada hukuken ve fiilen uygulanamaz hale gelmiştir. 
Öğrencilerimize, ailelerine ve tüm eğitim camiasına hayırlı olsun. Sendikamız kurulduğu günden bugüne olduğu gibi, bundan sonra da her zaman onlar için ortaya koyduğu mücadelesini soluksuz sürdürecek.

                                                                                                                                                    

                                                                                                            

26 Ağustos 2013 Pazartesi

BAŞKAN GÖKHAN, 50. ULUSLARARASI TROİA FESTİVALİ‘Nİ DEĞERLENDİRDİ...


Belediye Başkanı Ülgür GÖKHAN, 12-16 Ağustos 2013 tarihleri arasında düzenlenen ve 50 yılı geride bırakan Uluslararası Troia Festivali'nde emek veren Belediye personeli ve festivalin kentlilere duyurulması adına katkı vererek özveriyle çalışan  basın mensupları ile kahvaltılı toplantılarda buluştu.
  
Başkan GÖKHAN, personel ve basın mensuplarına hem teşekkür etti hem de festivali değerlendirdi.
  
Başkan GÖKHAN ilk olarak geçtiğimiz Cumartesi günü, festival boyunca emek veren Belediye Personeli ile kahvaltıda bir araya geldi. Başkan GÖKHAN, bu yıl ki festivalin sorunsuz bir şekilde geçtiğine değinerek, kentlilerin de oldukça keyifli bir beş gün geçirdiğini söyledi. Başkan GÖKHAN, Uluslararası Troia Festivali için bir yıl öncesinden çalışmaya başlayan, festival boyunca da etkinliklerin sorunsuz bir şekilde gerçekleşmesine katkı sağlayan personele teşekkürlerini sundu.

Başkan GÖKHAN, festivalin değerlendirme toplantısı için ise, basın mensuplarıyla ayrıca bir araya geldi.

1963 yılında başlatılan festivalin, 50. yılının kutlanması nedeniyle farklı olmasına özen gösterdiklerine dikkat çeken Başkan GÖKHAN, "Bu yıl yapılan festivalin, 50. yıl olması dolayısıyla diğerlerinden biraz daha farklı olmasını istedik. Çanakkale Belediyesi ekibi, yaklaşık bir yıldır bu festival için çalıştı. Sonuç itibariyle baktığımızda, Çanakkale'de hem sanatçı nitelikleri itibariyle hem katılım itibariyle, ayrıca daha geniş alanlarda festivalin hissedilmesi adına çok farklı bir festival geçirdik" diye konuştu.

"MÜHİM OLAN ÇANAKKALE HALKININ FESTİVALİ YAŞAMASIYDI"
50.Uluslararası Troia Festivali etkinlikleri kapsamında kentte gerçekleşen, Volkan KONAK, Gripin, Kerem GÖRSEV Trio, İnce Saz, Erdal AKKAYA ve Duisburg Filarmoni Orkestrası ile Sezen AKSU konserleri gibi etkinlikler ile diğer sergi, tiyatro, gösteri, açık hava konserleri gibi etkinliklerin kentliler tarafından büyük ilgi gördüğüne ve geri dönüşlerin oldukça olumlu olduğuna değinen Başkan GÖKHAN,  "Bu etkinlikler kentte gerçekleşirken, esas olan Çanakkale halkı bu festivali yaşadı. Mühim olan buydu. Nitekim emniyet kayıtlarına göre, bir gecede 50 bin kişinin sokaklarda olduğu söyleniyor. Bu nüfusun yarısına denk gelen önemli bir rakam. Çanakkale halkı beş gün boyunca sokaklarda oldu, moral buldu. Bu kentte yaşamanın sevincini tattı" dedi.

Festivalin bu yılki sloganlarının birinin de "Şansımı Seviyorum" olduğuna dikkat çeken Başkan GÖKHAN, "Festival kapsamında Çanakkale'de mutlu bir halk kitlesi oluştu. Bir kentte yaşama sevinci ve bunu paylaşmak çok önemlidir. Bu açıdan da baktığımızda festivalin halk üzerindeki yansımalarının olumlu olduğunu söyleyebiliriz" şeklinde konuştu.

ESNAFLAR DA MEMNUN OLDU
Festivalin kent içerisinde ticaret yapan esnaflara da olumlu yansımalarının olduğunun altını çizen Başkan GÖKHAN, "Festival aynı zamanda esnafın da yüzünü güldürdü. Beni yolda gören esnaflarımız teşekkür ediyorlar. Gece yarılarına kadar iş yapabildiklerinden bahsediyorlar. Çünkü festival için sadece Çanakkale'den değil, ilçelerden ve Çanakkale dışından da konuklar gelmesi ile birlikte esnafın da yüzü gülmüş oldu. Esnafların da kazanç elde etmesi de son derece önemliydi" dedi.

"ÇANAKKALE BELEDİYESİ'NİN PERFORMANSI YÜKSEK"
50.Uluslararası Troia Festivali'nde gerçekleştirmiş olduğu etkinlikler ile ulusal alanda da adından söz ettiren Çanakkale Belediyesi'nin yerel yönetim hizmetleri açısından yüksek bir performans sergilediğini ifade eden Başkan GÖKHAN, sözlerini şöyle sürdürdü; "Çanakkale Belediyesi bütçesiyle, yatırımlarıyla çok ciddi işler yapmakta. Bütçesinin büyük bir bölümünü yatırım harcamalarına ayırıyor. Personel harcamalarına boğulmamış, cari harcamalar içerisinde kaybolmamış, işçisine, kamuya borcu olan bir belediye değil. Tam tersine bunları zamanında yerinde görevlerini yerine getiren ama aynı zamanda yatırım yapan, araç gereç alan, gayrimenkullerini artıran, tasarruf eden bir belediye. Yaptığımız herşey Çanakkale halkının katkıları ile oluyor. Çanakkale Belediyesi'nin toplam gelirleri içerisindeki öz kaynakları yüzde 68 seviyesindedir. Yani biz Ankara'dan gelen paranın çok daha üzerinde burada kaynak yaratıyoruz. Onun için bu sene ödülümüzü 50 yıl boyunca bu festivali sürdürebilen, buna kaynak aktarabilen Çanakkale halkına verdik."

"KENTLİLERİMİZ DÖRT DÖRTLÜK BİR FESTİVAL YAŞAMAYI HAK EDİYOR"
Festivalin mali boyutuna da değinen Başkan GÖKHAN, "Biz belediye olarak hiç bir zaman 'Bizim kaynağımız yok, Ankara'dan para gelmiyor' diye serzenişte bulunmadık. Biz bütçesini yerinde ve doğru kullanan bir belediyeyiz. Daha önce de açıkladığım üzere tüm etkinliklerin toplam harcaması 1 milyon 300 bin TL'dir. Şöyle bir hesaplama da yaptık. Bu kentte yaklaşık 111 bin kişi yaşıyor. Festival maliyetine göre hesapladığımızda, kişi başı 12 TL'ye Sezen Aksu, Kerem Görsev, Volkan Konak, Anadolu Ateşi konser ve gösterilerini izledik. Tiyatroları izledik, sergileri gezdik, coştuk eğlendik. Ve tüm bunlara 11 lira 70 kuruş ödedik. Bu kadar pozitif bir kentte, kentlilerimizin beş gün boyunca dört dörtlük bir festival yaşaması hakkıdır diye düşündük.  dedi.

"BU BİR KONSER DEĞİL, FESTİVAL..."
Yerel basında yer alan ve festival kapsamındaki konserlerin Stadyum yerine Cumhuriyet Meydanı'nda düzenlenmesine ilişkin çıkan bazı haberlere yönelik açıklamalarda da bulunan Başkan GÖKHAN, "Bu bir festival, konser değil. Bunu karıştırmamak lazım. Eğer stadyumda yapsaydık adı konser olurdu. Artık Cumhuriyet Meydanı'na sığmıyoruz, evet doğrudur. Ama bunun çözümü stadyumda yapmak değildir. Çözümü en kısa zamanda, örneğin Hamidiye Tabyaları'nı konser ve gösteri alanı haline dönüştürmektir" diye konuştu.



"ARTIK ÇITAYI YÜKSELTMEK LAZIM"
Çanakkale halkının festival ile ilgili geri dönüşlerinin olumlu olduğuna bir kez daha değinen Başkan GÖKHAN, "Halkımızın çok önemli bir bölümünün bu etkinliklerden memnun olduğunu algılıyorum. Bana öyle geri dönüşler oluyor. Çanakkale halkının mutlu olmasından, festivalin beğenilmesinden dolayı da ayrıca mutlu oluyorum. Artık önümüzdeki yıllarda daha farklı etkinlikler olabilir. Konseptler yaratılabilir. Zira artık bu festivalin üzerine çıkılması lazım. Çanakkale halkı da bu beklenti içinde olacaktır" şeklinde konuştu.


Başkan GÖKHAN, festival öncesinde gerekli tanıtımın yapılmasına katkı veren, festival boyunca da yayınları ile etkinlikleri kentilere duyuran basın mensuplarına da teşekkür etti.